TEDİRGİN
Ahmet Kaya’ya…
Ahmet Ağbi, 40 yaşında. Küçük şeylerle mutlu olan kendi halinde çok da halsiz olmayan biriydi. Mesela yolda yürürken, samimiyetle verdiği selamına karşılık verirse öğrencinin biri, çok mutlu olur. Hayat aslında o kadar kötü de değilmiş be! deyip dışarıdan bakıldığında hiç bir şey olmamış gibi görünse de aslında içinde ne fırtınalar kopuyor bir bilseniz. Çalıştığı yer belediyenin kanalizasyonu olsa da karısı eve dönerken bugün nasıl geçti diye merak ederse yine çok mutlu olur. Çünkü Abdülhamit ağbinin kanalizasyonda çalıştığını öğrenen selma yenge çocuklarını da yanına alarak ben bir bokçuyla evli kalamam deyip kendisini terk etmişti. Şimdi bu selma abla böyle yaptı ya karısı böyle yapmadı ve bugün nasıl geçti diye soruyor ya Ahmet ağbiye bu yetiyor işte ona..
Sağolsun bize de çok iyi davranır. Hep evlenin çoluk çocuk sahibi olun der. Ahmet ağbi bu devirde evlenilir mi deriz ya ben evlendim çok da iyiyim şükür allaha der bize. Öyle hayattan bir adamdır ahmet ağbimiz.
Ahmet ağbi bir de adaşı ahmet kaya’yı çok sever. En sevdiği şarkısı da ‘tedirgin’. Nedendir bilinmez. Aslında ahmet ağbi bilir de, sorduğumuzda o da bende kalsın der geçiştirir bizi. Her yer de dinler onu, evde, işte, çarşıda, yemek molasında.. bir tane telefonu var, 1 cıgabayt hafıza kartı olan. İşte o hafıza kartında sadece ahmet kayanın şarkıları. Bazen muhabbet ederken ve hatta tartışırken bir mesele üzerine, bize sürekli ahmet kayanın şarkılarından sözlerle mesele üzerine fikirler beyan eder hep. Sonra zaten susar hep.
Neyse çok uzatmayayım bir gün ahmet ağbi işe gelmedi. Normalde hep işe gelir hiç geç kalmadan. Lakin o gün nedendir gelmedi. Olur hastadır herhal dedik. Üstelemedik. Ama sonraki günlerde gelmedi. Neden gelmedi diye merak ettik de evine gittik. Evinde kimse yoktu. Komşuya sorduk. Ahmet ağbinin hastanede olduğunu söyledi. Neden diye sorduğumuzda ahmet ağbiye saldırmışlar dedi bize komşusu. Tabi biz alelacele hastaneye gittiğimizde ahmet ağbinin karısı ve 2 çocuğu perperişan yoğun bakımın önünde bekliyorlar.
Yenge ne oldu neden ağbimiz burada diye sorduğumuzda yenge ağlayarak bize bilmediğini polisin eve geldiğini ahmet ağbinin saldırıya uğradığını bu yüzden hastaneye gitmemiz gerektiğini söyledi. Ben de başka bir şey bilmiyorum dedi bize. Sonra tabi doktorlarlar konuşana dek bekledik yoğun bakımın önünde. Doktorlar ahmet ağbinin dövülürken çok ağır darbeler aldığını bu yüzden felç geçirme ihtimalinin yüksek olduğunu söyledi. Tabi yenge ve çocuklar feryat figan. Biz ne yapacağımızı bilemedik. Bir süre daha bekledikten sonra hepimiz ayrıldık hastaneden.
İşten sonra her gün olmazsa bile iki günde bir ahmet ağbi’yi görmeye gidiyorduk. Ahmet ağbi, her gün daha da iyiye gidiyordu. Ama bu felçli halle ne kadar gidebilirdi ki. Böyle ne olacak nasıl bitecek bilmiyorduk. Hastane masrafları bir yandan, ahmet ağbinin bir daha işe dönememesi öbür yandan, parasızlık, ev kirası, elektrik, su parası derdi, nasıl olacak soruları sürekli yengenin dilinde, bizim de aklımızda. Tabi arkdaşlarla bir araya gelip hastane masraflarını karşıladık da bir nebze olsa da rahatlattık bir kısım sorunları. Ahmet ağbi de bizim gibi taşeron olduğundan hastane masraflarının sigorta tarafından karşılanması için baya beklemesi gerekiyordu yengenin. Zaten karşılanacak mı o da belli değildi. Neticede ahmet ağbi çalışırken bu bela başına gelmedi. O yüzden dava sürecine girebilirdi.
Neyse onbeş gün sonra ahmet ağbiyi taburcu ettiler. Ahmet ağbi felç geçirdi doktorların dediği çıktı yani. Ahmet ağbi artık hiç konuşamıyor. Belinden darbe aldığı için yürüyemiyor da. Bir tek sol gözünü ve sağ işaret parmağını oynatabiliyor. Onun dışında ne hareket ne bereket. Karısı da ne yapacağını bilemez halde. Bazen evlere temizliğe gidiyor artık. Çocuklarından büyük olanı okulu bırakıp berberin yanına çırak olarak işe başladı. Biz de ara sıra gücümüz yettiğince onlara yardım etmeye çalışıyoruz.
Bu böyle gel git zaman devam ederken biz kimlerin Ahmet ağbi’ye saldırdığını öğrendik. Yani polisler kameradan bulmuşlar bu saldıranları. Saldırganlar bir ocağa mensupmuş. Duyduğumuza göre bir akşam ahmet ağbi işten eve dönüyormuş. Dönerken de telefonuyla ahmet kaya dinliyormuş. Tabi ahmet ağbi’yi gören bu ocakçıklar almışlar ahmet ağbi’yi götürmüşler ıssız bir yere ve orada neden bu teröristi dinliyorsun diye saatlerce dövmüşler. Dövdükten sonra da öldü zannedip bir çöp konteynerine atmışlar.
Yani demem o ki benim kardeşim hani diyor ya ahmet kaya ‘Haramiler sarmış ahmet ağbi’nin yolunu’.
Daha ne diyeyim ki?..










