Benim ülkemin çocuklarının kaşları hep çatık...
d e v o n
𓃗

Product Placement
Keni
occasionally subtle
Fai_Ryy
hello vonnie
Not today Justin

shark vs the universe
let's talk about Bridgerton tea, my ask is open
🩵 avery cochrane 🩵
2025 on Tumblr: Trends That Defined the Year

pixel skylines
sheepfilms

izzy's playlists!
noise dept.
Fieri Frames

No title available
Show & Tell

No title available

seen from Canada
seen from Germany
seen from Colombia

seen from United Kingdom
seen from Morocco
seen from Uzbekistan
seen from Costa Rica
seen from United States

seen from United States

seen from Colombia
seen from United States

seen from United Kingdom

seen from Bangladesh
seen from United States
seen from Spain

seen from Germany
seen from Bangladesh
seen from Chile
seen from Brazil

seen from Italy
@notesfromundergound
Benim ülkemin çocuklarının kaşları hep çatık...
Prenses Hikayesiyle Büyüyen Kiz Cocuklari
Bu basligi aylar once atip birakmisim. O zaman ne yazmak istedigimi hala biliyorum.
Yeni nesil ailelerin prenses masallarina karsi bir fobisi var. Ozellikle kiz cocuklarinin prenslerini bekleyen prenseslere donusmesinden korkuyor cogu aile ama ben bunu korkunun tamamen yersiz oldugunu dusunuyorum. Bunun ilk nedeni, kiz cocuklarinin kaderini masallarin degil annelerinin dunya gorusunun belirledigini dusunmem. Ikinci neden de kucuk cocuklarin masallarla bilissel yeteneklerinin gelistigine inanmam.
Bir bebek maymunun masallar dinleyip hayal dunyasinda yasadigini zannetmiyorum. Masallar insanlara ozgu bir kurgu ve cocuklarin bunlara ihtiyaci var. Tipki para gibi, tipki devlet gibi. Cocuklar periler, prensesler, cadilarla kendilerini yetiskinlerin kurgu kavramlarina hazirliyorlar.
Denge Bisikleti
Her Alman cocuguna 1 yasinda bir Bobby Car aliniyor.
2 yasina gelince Puky’nin 4 tekerlikli pedalsiz bisikleti.
3 yasinda Puky’nin 2 tekerlekli denge bisikleti.
4 yasinda Puky’nin 12 jant pedalli bisikleti ama yan denge tekerlekleri olmadan.
Cünkü cocuga yukarida bahsettigim sirada bisiklet alininca cocuk birden 2 tekerlekli bisikleti desteksiz sürmeyi ogreniyormus. Cocuk ogrenemese de yanlara denge tekerleklerini takmiyorlar, cünkü mazallah cocuk bir alisirsa bir daha 2 tekerlekli bisiklete binemez zannediyorlar. Bir de herkes papagan gibi ayni seyi tekrar ediyor:
- "Benim cocuk denge bisikletiyle basladigi icin pedalli bisikleti hemen ogrendi.”
- “Yan denge tekerlerini takip da cocugu alistirmamak gerekiyor.”
Buradakilerin bisiklet konusunda kendilerini ve cocuklarini soktuklari stresi anlayamiyorum.
Az önce internette Türkiye’de en cok satilan cocuk bisikletlerine bir göz attim. Bir tane bile pedalsiz bisiklet bulamadim. Iki tekerlilerin hepsinde yan denge tekerleri takiliydi. Simdiye kadar Türkiye’de bisiklete binmeyi ogrenememis bir cocuk duymadim.
Türkiye’de zaten kimin cocuguna asama asama bisiklet almaya gucu yetiyor ki? Fakir aileler su asagidaki plastik bisikleti 2 yasindaki cocuklarina alabiliyorlar, cocuk onunla 1-2 yil idare ediyor. Ailenin durumu biraz iyiyse cocugun 4-5 yasindayken yan tekerleri olan bir bisikleti daha oluyor. Bir süre sonra cocuk büyüyünce yandaki tekerleri cikariyorlar.
Aydinlanma
Parcalar yerine oturuyor. Tum sorunumun tek kelimeyle aciklamasi su:
Multipotentialite ya da nam-i diger Renaissance Soul
Hani ilk yazimda bahsettigim cok fazla yetenegim ve ilgi alanim olmasi ama her seyden cabuk sikilmam nedeniyle yeteneklerimi nitelige donusturememe bu adi vermisler ve benim gibi dusunen ve hisseden bir cok kisi varmis.
Okuldayken en sevindigin ders ne sorusuna aklimdan “matematik, fizik, kimya, cografya, tarih, resim, beden, muzik” diye gecirip sonunda sadece “fen” demem aslinda normal bir seymis. Ya da ne olmak istiyorsun diye sorduklarinda “genetikci, bilgisayar muhendisi, elektronik muhendisi, doktor, ogretmen” diyememem aslinda tum multipotentialite’larin basina gelen bir seymis.
Yani maymun istahli degilmisim, sadece fazla merakli ve pek cok konuyla ilgiliymisim ve bu ozelligim buyuk resmi kolayca gorebilmemi, sorunlari farkli acilardan cozebilmemi sagliyormus.
Hatta ve hatta Leonardo da Vinci de bir multipotentialite’mis!
Kendimi yalniz hissetmiyorum artik. Sadece peki simdi ne yapacagim? Sorunumun bir adinin olmasi en azindan bu konuda arastirma yapmama ve benim gibi olan kisilerle iletisim kurmama yardimci olacak. Cozmem gereken o kadar cok mesele var ki! Neden varoldugum, beni mutlu edecek isi bulmam ya da para kazandigim iste mutlu olmam gibi uzerinde dusunmem ve bir karara varmam gereken bir suru mesele var. O yuzden yazmaya simdilik ara veriyorum.
Yetenek, Nitelik ve Hobiler Hakkinda
Otuz bes yasina geldikten sonra insanin bir yeteneginin olmamasinin ne anlama geldigini farkettim. Cocukken her seye ilgi duymanin, her seyi azicik denedikten sonra ilgi kaybetmenin acisini su an yasiyorum. Ilgi alanlarin, hobilerin neler diye sorduklarinda soyleyecek bir sey bulamamak beni utandiriyor. Kitap okumak, seyahat etmek, ekmek pisirmek, kendi meslegim(!)… Bunlar hic bir hobim veya yetenegim yok demekle ayni sey. Ama aslinda bir cok seye karsi ilgim var. Muzige ilgi duyuyorum. Klasik muzigi cok severim, bir enstruman calabilmeyi cok isterdim. Resme karsi da cok ilgim var, cok guzel resim yapabilmeyi de cok isterdim. Hatta bir suru resim malzemem var ama huyum kurusun, cok maymun istahliyim. Bir turlu heves ettigim seylerle onlari ogreninceye kadar ugrasamiyorum. Bir spor dalinda iyi olabilmeyi de cok isterdim ama iste dedigim gibi, basladigim seyi bir turlu bitiremiyorum. Dun Jack Ma‘nin Davos‘ta yaptigi bir konusmanin videosunu izledim. Otuz-kirk yas araligindakiler icin yeni bir sey deneme riskini alabileceklerini, cunku kaybedecek fazla bir seyleri olmadiklarini ama 40-50 yas araligindakilerin artik boyle bir risk alamayacaklarini, onlarin tek yapmalari gerekenin kendilerinin varolan niteliklerini gelistirmeleri oldugunu soyluyor. Otuz bes yasindayim, meslegimi iyi para kazanabilmek icin sectim, ne oldugunu bile bilmeden. Simdi is hayatimdaki bu mutsuzluk beni ozel hayatimda bir yetenek arayisina surukluyor. Onunla vaktimi gecirirken meditasyon yapiyormusum gibi hissedebilecegim bir yetenek ariyorum kendimde umutsuzca. Cunku oyle bir yetenegim yok.
Gecen hafta bir misafirimizle yemekte sohbet ediyorduk. Konu çocukların yeteneklerinin nasil kesfedilip onlarin dogru bir sekilde yonlendirilebilecegiydi. Benim bu konudaki gorusum cocuktaki ufak bir yetenek kivilciminda, gerekirse anne-babanin zorlamasiyla o yetenegin uzerine dusulmesi ve onun bir nitelik haline getirilmesi. Misafirimiz ise bu konuda farkli dusunuyordu. Cocugun mutlaka ilgisini kaybetmeden, severek yapacagi bir sey oldugunu, onemli olanin bu seyin ne oldugunu bulabilmenin oldugundan bahsetti. Deneme yanilma yontemiyle eninde sonunda cocugun bir yeteneginin kesfedilebilecegi, zorlamayla ona bir nitelik kazandiramayacagini soyledi. Gercekten her insanin sikilmadan gelistirebilecegi bir yetenegi var mi? Peki benim neden boyle bir yetenegim yok?