PUT YOUR BEARD IN MY MOUTH
Peter Solarz

Kaledo Art

if i look back, i am lost
No title available
dirt enthusiast
noise dept.
Misplaced Lens Cap
Today's Document
I'd rather be in outer space 🛸

shark vs the universe
Three Goblin Art
Aqua Utopia|海の底で記憶を紡ぐ
NASA

祝日 / Permanent Vacation

JVL

izzy's playlists!
Acquired Stardust

oozey mess
RMH

seen from Malaysia
seen from Spain

seen from France

seen from Brazil
seen from Canada

seen from Austria
seen from United States

seen from Albania
seen from India
seen from T1

seen from Netherlands

seen from Türkiye

seen from T1

seen from Germany

seen from Türkiye
seen from United States

seen from T1
seen from United States

seen from Türkiye
seen from United States
@npysncnm
“İçim; Ey içim, bu yolculuk nereye? Yine bir şehrin ölümünü başlatır gibisin…”
—
Tehlikeli sayılmam artık, kalbimi kalın bir kitabın arasında kuruttum.
“Gerçekten bize ait olan , er veya geç bizim olur. Bu yüzden,senindi benimdi cinsinden bütün hasisçe kaygılar değersizdir. Yapmamız gereken tek şey yolumuza devam etmektir;bize ait olan birlikte gelir, bizimle yürümeyeninse bizi durdurmasına izin vermemeliyiz.”
- Arayışlar, Lou Andreas-Salomé
kavuşamadığın biriyle vedalaşmak zorunda kalmak
“fark etmişsinizdir farkında olmak baya ağır.”
“boynun sevgilim, gezegenin en güzel kuytusu.”
Boşunaymış gibi bunca uzaması saçlarının Ben böyle canlı saç görmedim ömrümde Her telinin içinde ayrı bir kalp çarpıyor.
Cemal Süreya (via yeni-edebiyat)
Birden, nasıl oluyor sen yüreğimi elliyorsun. Ama nasıl oluyor sen yüreğimi eller ellemez Sevişmek bir kere daha yürürlüğe giriyor Bütün kara parçalarında.
Cemal Süreya (via yeni-edebiyat)
Ben o gemiyi limanla beraber yaktım.
Belki içinde ben de yandım, ama yaktım.
Ah Muhsin Ünlü
bırak şimdi pencere kenarından sabaha kadar izlediğin karanlık sokakları, elbet güneş doğar. gel elimden tut. içimde yürümekten korktuğum sokaklar var
gecenin bir saati balkonda otururken hiçbir şeyi değiştiremeyeceğini anladığın o an.
Biraz yorgunum, kavgaları birikiyor insanın!
Her uzvundan ayrı ayrı taşıyor acısı zamanla!
Yaşımdan yorgun, yaşımdan telaşlıyım bugünlerde!
Kaç yaşındayım sahi saymadım, bilmiyorum!
Belki kırklarımdayım belki otuzlarımda!
Belki de doksan sene yuvarlandım bu dünyanın sırtında! Hiç bilmiyorum!
Hayat taviz vermediği hızı ve kavgasıyla akıp gidiyor!
Baharın rahiyasından akıp coşan çiçeklerle hatırlıyorum lise yıllarımızı!
Kimimize kış, kimimize bahar olup canıyla değen babalarımızı!
Bu memlekette insanlar belki de en çok baba sancısıyla inliyor, en çok baba deyince aklımıza gelir çocukluğumuz!
Mazinin araladığı perdeden sızıyor eski günler!
Onlarla kavgalı onlarla sevdalı olduğumuz!
En çok baba yokluğunun hüsranıyla kızıyormuş zaman ayrılığın yarasını!
İnsan baba olunca anlıyormuş babasını!
“ne desen haklısın, ama bence öp.”
“Şurada, bir sandalyenin üzerinde, gırtlağıma kadar kendi yaşamıma gömülmüş oturuyor ve hiçbir şeye inanmıyorum.”
Akıl Çağı - Sartre
çağlar geçti, uyuyorum. yüzüm, sırtım, yanaklarım çağlar geçti, uyuyorum. sokaklar, semtler, evler değişti, uyuyorum. tarih yürümüş, bazı şehirler silinmiş, uyuyorum. zamanın ve insanın yan yana olamayacağını gördüm, uyuyorum. taşınacak bir şeyler kalmadı, uyuyorum.
“Karşımızdakini olduğu gibi görmeyip onu Tanrılaştırmak, sonra da sanki böyle bir Tanrı olabilirmiş de olmuyormuş diye ona kızmak. Bana biraz haksızlık etmiyor musun?”
Kış Uykusu - Nuri Bilge Ceylan