"Ben... Ben, bir kadın sevdim... Ölümü... Ölümü, beklerken."
İnsan bazen en büyük savaşı, yaşamak için değil; biraz daha hissedebilmek için verir. Ben ise hayatla ölümün tam ortasında, nefesimin sayılı olduğunu sandığım bir gecede seni sevdim. Ben seni, takvimlerin artık benim için anlamını yitirdiği günlerde sevdim. Her sabaha biraz daha eksik uyanırken, sen içimde çoğaldın. Ölüm kapımı sessizce çalarken bile, kalbim senin adını benden önce söyledi. Sen gülümsediğinde, içimde yıllardır kapalı duran bütün pencereler açıldı. Ama ben o pencerelerden içeri girmeye cesaret edemedim. Çünkü seni sevmek, bir çiçeği koparmaya kıyamayan ellerin onu uzaktan seyretmesi gibiydi. Varlığın bana umut veriyordu; umudun ise bana en çok acıyı. Bana "iyileşirsin." dediler. Ben iyileşmek istemedim. Benim hastalığım sensizliğindi. Ne doktorlar teşhis edebildi, ne de dualar dindirebildi. Sana söyleyemediğim her cümle, geceleri göğsümün içinde ağırlaşan bir taş oldu. Adını içimden her geçirişimde, biraz daha eksildim. İnsan sevdiğine kavuşamayınca ölmezmiş; her gün biraz daha yaşayıp biraz daha kaybolurmuş. Bir gün gözlerimi sonsuza kapatırsam, ardımda yarım kalmış bir hayat değil; söylenememiş bir "seni sevdim." cümlesi kalacak.
"Ben... Ben, bir kadın sevdim... Ölümü... Ölümü beklerken."












