Çağımızın sorunlarını ve gerçeklerini anlatan karikatürler. Yorum sizin !
h
Mike Driver
PUT YOUR BEARD IN MY MOUTH

No title available
macklin celebrini has autism
One Nice Bug Per Day
Claire Keane
"I'm Dorothy Gale from Kansas"
Game of Thrones Daily

tannertan36
2025 on Tumblr: Trends That Defined the Year
occasionally subtle
Sweet Seals For You, Always

Product Placement

titsay
The Stonewall Inn

izzy's playlists!
noise dept.

pixel skylines

Andulka
seen from United States
seen from United States

seen from United States
seen from United States

seen from United States
seen from United States
seen from United States

seen from United States

seen from United States
seen from Canada
seen from United States
seen from United States
seen from Singapore
seen from Ukraine

seen from Vietnam

seen from Russia
seen from Norway
seen from Türkiye

seen from Venezuela

seen from Norway
@omrfrkmzlm
Çağımızın sorunlarını ve gerçeklerini anlatan karikatürler. Yorum sizin !
"Fare Çuvalı Teorisi” olarak da bilinen bir hikaye…
“ Mısır’ın bir köyünde tarım mühendisi olarak çalışan bir adam, Kahire’ye gitmek üzere trene bindi. Yanına, köyün yaşlı çiftçilerinden biri oturdu. Mühendis, çiftçinin ayakları arasında bir çuval olduğunu fark etti ve yol boyunca çiftçi, her çeyrek saatte bir çuvalı çevirip içindekileri karıştırıyor, sonra tekrar ayakları arasına yerleştiriyordu.
Bu durum yolculuk boyunca devam etti.
Mühendis çiftçinin bu hareketini garipseyerek çuvalın hikayesini sordu. Çiftçi, “Fareleri ve sıçanları yakalayıp bunları Kahire’deki Ulusal Araştırma Merkezi’ne satıyorum; orada laboratuvar deneylerinde kullanılıyorlar” dedi.
Mühendis, “Peki bu çuvalı neden sürekli çevirip sallıyorsun?” diye sordu.
Çiftçi, “Bu çuval fareler ve sıçanlarla dolu, eğer çuvalı çeyrek saatten fazla sallamaz ve çevirmezsem fareler ve sıçanlar rahatlayacak ve yerleşecekler.
Bu durumda, onların gerginlikleri azalacak ve çuvalı kemirip delmeye başlayacaklar.
Bu yüzden onların korku ve gerginliklerini artırmak için her çeyrek saatte bir çuvalı sallıyorum. Böylece birbirleriyle çatışırlar, içgüdülerine kapılırlar ve çuvalı unuturlar, ta ki Araştırma Merkezi’ne varana kadar” dedi.
Mühendis, çiftçinin düşünce şekli ve (Fare Çuvalı Teorisi) karşısında şaşkınlığa uğradı ve Batı’nın ülkelerimize karşı uyguladığı siyasi tuzakları iyi anlayarak, ne zaman ülkemiz , huzur ve istikrar hissetmeye başladığında, içerden ve dışarıdan çuvalı sallıyorlar ve fitneler başlatarak, terör azıyor !..
Doğal olarak halklarımız içgüdülerini manipüle edenlerin ardına düşüyor ve herkes “çuvalı kemirip delme” gerekliliğini unutuyor.
Bu hikaye umarım sizlere bir şeyler anlatmıştır.
ÇIKAR EVLADIM ṢU AĞZINDAKİ BAKLALARI.
Zamanın birinde bir Şeyh ile bir Derviş yaşarmış.
Şeyh, Dervişi çok severmiş ancak dervişin ağzından küfür eksik olmazmış.
Günün birinde Ṣeyh Derviṣin küfür söylemesini engellemek için Dervişe üç tane bakla vererek şöyle der:
Evladım:,
— Bu baklaları yalnızca uyurken ağzından çıkar; onun dışında sürekli ağzında dolaştır.
Derviş, şeyhin dediğini aynen uygular. Zamanla bu yöntem işe yarar ve derviş artık küfür etmemeye başlar.
Bir gün, Ṣeyh ile Derviş bir davete gitmek üzere yola çıkacakları sırada bardaktan boşanırcasına bir yağmur başlamış.
Aceleyle ıslanmadan gitmek için uğraşırlarken yol güzargahında bulunan bir evin penceresinden genç bir kadın pencereden onlara seslenir Ṣeyh efendi biraz beklermisiniz der ve içeri gider.
Ṣeyh herhalde Kadının önemli bir meramı var düṣünür kapıda yağmurun altında bir müddet beklerler kadından ses çıkmayınca Şeyhle Derviş birbirine bakarlar
Şeyh daha fazla dayanamaz ve kadına seslenir:
— Ey hatun! Neden bizi böyle bekletiyorsun derdin nedir ?
Genç kadın gülümseyerek cevap verir:
Şeyh efendi:,
— Derler ki, yağmurlu bir günde iki kavuklu birine uzun uzun bakarsa Tavukların yumurtaları daha iri olurmuş! Bu nedenle sizi biraz beklettimki merak ile birbirinize bakarsınız.
Bu cevap karşısında sinirlenen Ṣeyh, Dervişe döner ve derki
— Çıkar evladım ṣu ağzındaki ağzındaki baklaları!
Küçükken annem hep derdi ki:
“Baban işten geldiğinde ona gülümse. Dışarısı zor bir yer, ve onun omzundaki yük, gördüğünden çok daha ağır.”
Bir anneyle bir baba arasındaki fark nedir?
Bir anne seni dokuz ay karnında taşır…
Bir baba ise seni ömrü boyunca kalbinde taşır.
Bir anne, hiçbir şeyin eksik olmaması için çabalar…
Bir baba, en zor zamanlarda bile pes etmemeyi öğretir.
Bir anne, sarılıp seni teselli eder…
Bir baba, seni hayata hazırlar, rehberlik eder
çoğu zaman sessizce ama her zaman sevgiyle.
Bir annenin sevgisini doğduğun anda hissedersin.
Bir babanın sevgisini ise çoğu zaman ancak yıllar sonra anlarsın… bazen de ancak sen de bir ebeveyn olunca.
Babalar her zaman “seni seviyorum” demez,
ama bunu her gün, kendi yollarıyla gösterirler.
O yüzden bugün… onu düşün.
Ve eğer hâlâ mümkünse… ona teşekkür et.
ZENGİN BABADAN BİLGELİK
Robert Kiyosaki'nin "Zengin Baba Yoksul Baba" adlı kitabından
1. Para için çalışmayın:
Zenginler para için çalışmazlar. Para için çalışan herkes bir çalışan gibi düşünür. Zenginler farklı düşünüyor: Varlıklarına yatırdıkları her avro bir "çalışan çalışan" oluyor.
2. Duygularınızın sizi kontrol etmesine izin vermeyin:
Birçok kişi korku ve açgözlülük arasında yaşıyor. Korku onları iş ve gelir arasında bitmeyen bir döngüye hapseder. Açgözlülük, eğitim almadan zengin olma arzusuna yol açar. Eğitim anahtardır.
3. Varlıkları edinin:
Birçok kişi yükümlülükleri varlıklarla karıştırıyor. Zengin insanlar varlık satın alırlar, örneğin; B. Kiralık mülkler – ve lüks mallarının parasını ödüyorlar. Fakirler önce lüks satın alırlar ve fakir kalırlar.
4. Basit tutun (KISS ilkesi):
"Basit tut, aptal." Bir düşünün. Varlıklar cebinize para getirir, yükümlülükler cebinizden para çeker. İşte bu kadar basit.
5. Varlıklar ve yükümlülükler arasındaki farkı belirtin:
Varlıklar gelir yaratır (hisse senetleri, gayrimenkuller, fonlar). Yükümlülükler para gerektirir (ev, araba, borçlar). Bir ev ancak gelir getiriyorsa bir varlıktır.
6. Finansal açıdan cahil olmayın:
Eğitimli insanlar bile finansal açıdan cahil olabilir. Okullarda finansal eğitim eksik, bunu kendiniz öğrenin. Zengin Baba Yoksul Baba kitabı iyi bir başlangıç noktası olabilir.
7. Servetinizi oluşturun:
Zenginlik, belirli bir süre çalışmadan yaşayabilme yeteneğidir. Kendinize şunu sorun: Geliriniz olmadan ne kadar süre hayatta kalabilirsiniz?
8. Kendi işinize bakın:
İşinizi koruyun ama aynı zamanda kendi işinizi kurun. Boş zamanınızı akıllıca kullanın. Hayatınız boyunca başkaları için çalışmayın.
9. Zihninizi eğitin:
En önemli varlığınız aklınızdır. Çoğu insan fırsatları gözleriyle görür; eğitimli olanlar ise onları zihinleriyle tanır. Zenginlik böyle yaratılır.
10. Teknik becerileri öğrenin:
Bu dört beceri finansal IQ'nuzu artıracaktır:
• Muhasebe: Rakamları anlayın ve güçlü/zayıf yönleri belirleyin.
• Yatırım: Para kazanma bilimi.
• Pazar bilgisi: Arz ve talebi anlayın.
• Hukuk: Vergi hukukunu ve kurumsal yapıları finansal avantajlar elde etmek için kullanın.
11. Gizli fırsatları bulun:
Büyük fırsatlar gözle değil, akılla görülür. Başkalarının neyi kaçırdığını görmek için düşüncenizi eğitin.
12. Riskleri yönetmeyi öğrenin:
Yatırım riskli değildir; cehalet risklidir. Ne kadar çok bilirseniz, riskiniz o kadar azalır.
13. Yönetim becerilerini öğrenin:
Temel yönetim alanları:
• Nakit akımı
• Sistemler
• İnsanlar
Satış ve iletişim hayati önem taşır; ister müşterilerinizle, ister meslektaşlarınızla, ister ailenizle.
14. Korkuyla başa çıkma:
"Başarısızlık kazananlara ilham verir. Başarısızlık kaybedenleri yok eder." Herkes para kaybetmekten korkar; ancak bu korkuyu yenenler kazanabilir.
Gerçek Dostluk Üzerine Bir Hikâye
Genç bir adam babasına sık sık şöyle dermiş:
“Benim de dostlarım var, hem de senin dostların gibi...”
Babası ise her seferinde şu cevabı verirmiş:
“Oğlum, herkes dost gibi görünür ama gerçek dost bir, bilemedin iki kişidir. Fazlasını bulamazsın.”
Bu konuşma zamanla tartışmaya dönüşür.
En sonunda baba, oğluna bir ders vermek ve gerçek dostluğun ne olduğunu göstermek için bir sınav yapmaya karar verir.
Bir akşam bir koyun keser ve cesedini bir çuvala koyar.
Sonra oğluna der ki:
“Hadi al bu çuvalı, dostlarına götür ve onlardan yardım iste bakalım.”
Çuvaldan kan sızmaktadır...
Dışarıdan bakan biri, içinde bir insan cesedi olduğunu sanır.
Delikanlı çuvalı sırtlar, en güvendiği dostuna gider ve kapıyı çalar.
Dostu çuvalı görünce korkar, kapıyı hızla yüzüne kapatır.
Delikanlı başka dostlarının kapısını da çalar,
Ama sonuç hep aynıdır:
Hiçbiri onu içeri almaz.
Yıkılmış bir hâlde geri döner babasına:
“Haklıymışsın baba,” der.
“Bu dünyada gerçek dost yokmuş, ne sana ne bana...”
Babası tebessümle karşılık verir:
“Hayır evlat, benim bir dostum var. Şimdi al çuvalı, bu defa ona git.”
Genç adam tekrar çuvalı sırtlar, alnından ter damlar.
Babasıyla olan dostun kapısını çalar.
Kapı hemen açılır, içeri alınır.
Dost, onu bahçeye götürür.
Birlikte bir çukur kazarlar ve çuvaldaki koyunu gömerler.
Üzerini toprakla kapatıp, belli olmasın diye sarımsak ekerler.
Delikanlı sevinçle döner babasına:
“Baba, işte gerçek dost buymuş!”
Babası ise yine sakin bir ifadeyle der ki:
“Henüz erken oğlum. Yarın git, onunla bir tartışma çıkar.
Hiç çekinmeden iki tokat at.
İşte o zaman anlayacağız, gerçekten dost mu değil mi.
Sonra gel ve olanları anlat.”
Genç adam ertesi gün dostunun yanına gider.
Küçük bir tartışma çıkarır ve istemeden de olsa iki tokat atar.
Dost tokatları yedikten sonra sadece şunu söyler:
“Git babana söyle:
Biz, iki tokatla satmayız sarımsak tarlasını...”
---
Gerçek Dost;
Sevilmeyecek hâlde bile seni sevebilendir...
Sarılacak kimsen yokken sana sarılabilendir...
Dayanılamaz olduğunda bile sana katlanabilendir...
Zor zamanlarında yanında olan,
Güzel haberlerinde seninle sevinen,
Ağladığında seninle gözyaşı dökendir...
Çağımızın sorunlarını ve gerçeklerini anlatan karikatürler. Yorum sizin !
Topal Eşek Hikayesi
Cambazın biri, eşeği yularından çekip gelmiş pazara.
Bir diğer cambaz yanaşmış yanına sormuş:
- Kaça bu eşek?
+ Bin lira!
- Aldım gitti, ver elini helalleşelim!
O sırada birkaç kişi alıcının kulağına fısıldamış: “yahu görmüyor musun, bu eşek topal. ondan ucuza verdi!”
- O eşek topal değil, tırnağının arasına taş kaçmış. Bundan dolayı topal sanıp ucuza elden çıkarmaya bakıyor!”
Eşeği satana koşmuşlar: “be adam bu eşek topal değilmiş sadece tırnağına taş kaçmış!”
Satıcı gülmüş:
+ Eşek topal olmasına topal da, öyle zannetsinler diye taşı tırnağına ben koydum!
Alıcıya koşmuşlar: “yahu bu eşek gerçekten topalmış, taşı o koymuş. seni de kandırdı, parayı aldı!”
Alıcı başlamış dövünmeye:
- Vay namussuz vay! Eğer verdiğim para sahte olmasaydı, beni kazıklayacaktı!
Çağımız insanının ahlâk yapısının kısa bir özeti...
Aleksandr Solzhenitsyn der ki:
"yalan söylediklerini biliyoruz.
yalan söylediklerini biliyorlar.
yalan söylediklerini bildiğimizi biliyorlar.
yalan söylediklerini bildiğimizi bildiklerini biliyoruz.
ama hâlâ yalan söylüyorlar."
Yalansız, mutlu, umutlu günler dileğiyle…
İlmin önünde diz çöken nesilden dizilerin önünde diz çöken kavme dönüştük..
DİZİLERİN VERDİĞİ MESAJLAR
1- İstemediğin biriyle evlendiysen ona ihanet edebilir, başkasıyla aşk yaşayabilirsin.
2- Kötü bir olaydan sonra içki içip etrafı dağıtmalısın.
3- Sevdiğin kişi başkasıyla evlendiyse onların yuvasını bozmalısın.
4- Kötüler daima güçlüdür iyiler ezilmeye mahkumdur.
5- Her dizide yeni elbiseler, ayakkabılar olmalı, alışveriş için hep lüks yerler tercih edilmelidir.
6- Evde ilgi görmeyen adam dışarıda karısını aldatmalı ve bütün suç kadına yüklenmeli, adamın yaptığı da masum gösterilmelidir.
7- Gençlerin mutlaka sevgilisi olmalı, lise ve orta okul seviyesinde olsa bile çıktığı biri olmalıdır.
8- Birbirlerinin kuyusunu kazan insanlar, hep maskeler ile dolaşmalı ve suç daima bir iki kişinin üzerine yıkılmalı
9- Kavga eden, şiddet uygulayan, hırsızlık ve gasp yapan baş rol oyuncuları güler yüzlü, yakışıklı olmalı ve hep haklı nedenlerle yapmalı.
10- Anneler hep despot olmalı, babalar ise daima sert ve anlayışsız olmalı. Çocuklar her zaman haklı olmalı.
11- Kaynanalar hep kötü rol oynamalı, sürekli olarak damadının gelininin kuyusunu kazmalı
12- Paranın nerden ve nasıl geldiği belli olmamalı, harcama yaparken hep cömert olunmalı.
13- İş yerleri hep rezidans olmalı, işçi ve esnaf rolleri olmamalı.
14- Sıradan ortalama bir hayat yoktur.Ya diptesindir ya tepede.Bunun ortası yoktur.
15- Gençler hep haklı olmalı, haklı çıkmalı başına buyruk hareket etmeli ve kız erkek meseleleri dışında başka da dertleri olmamalı.
16 - Hep lüks özendirilmeli herkesin hayali maneviyat değil maddiyat olmalı yalılar villalar amaç olmalı insanlar olağanüstü bir lüks yaşama yönlendirilmeli.. Hep kapitalizm hep kapitalizm..
17-Ülkede herşey yolunda gidiyor, verilmesi gereken bir mesaj ve anlatılacak birşey de yok...
İşte dizilerin rolü kısaca budur...
Bireyselleştir..
Yalnızlığa it..
Kimseye güvenmesin..
Bilinçsizleştir..
Aile sıkıntıdır..
( Şiddet içerikli diziler yüzünden sokaklar, onlara özenen, küçük hayatlar yaşayıp büyük laflar etmeye çalışan böceklerle doldu..)
O YÜZDEN BIRAK DİZİ İZLEMEYİ KİTAP OKU...📚📖