Sam
Evrende alan isgal etmek pek de cekici gelmiyordu bana.yurumeyi, yemek yemeyi hatta temizlenmeyi ihmal edebilecek olsam -bilincli olarak- isgal ettigim bu alandan kurtulmak isterdim. Kendi hareketlerimi daha cok kisitlar, kendimi en nefret ettigim luzumsuz bir isik gibi hissederdim.bana bu kadar alan yeter diye dusunup yatagima yapisip kaliyordum cogu zaman. Yatak benim hastaligimmis, kanserimmis gibi yapisip kaliyordum. Susayip mutfaga gittigimde kacirdigim cok sey varmiscasina geri donuyordum yatagima. Sanki yatagima hapsolmusum, sanki bu yastik kilifini aglayarak eskitmeden o hapishaneden cikmamaliymisim gibiydi. Ben de mahlumlugun geregini yerine getirmeden cikmayacaktim o hapishaneden fakat hislerini samimi buldugum, bir el cagirdi gunes diye bir seyin oldugu o dunyaya. Her cagirisinda hucrelerimin sizladigini hissettim, her sizlayan hucremin iyilesmesi icin kendi hapishanemde surekli savas verdim. Aldigim kitaplari dahi bitirmedigimi, hepsinin arasina bir ayrac yerlestirdigimi farkettim. Gozyaslarimla kurtulacagimi sandigim bu hapishaneden bana el uzatan o samimi sey sayesinde kendimi yipratmadan da kurtulabilecegimi farkettim. Yataktan cikmayi basardim o el sayesinde, sevdigim o adamin sevdigim hikayelerini renklendirmek icin kullanmak istedigim boyalara baktim uzun uzun, onlara dokundum. Dayanamayip kapaklarini actim bir gun, kokuyu icime cektim; burnum sizladi. Kotu koktugundan degil, unutmamak icin icime cok derin cektigimden. Hatta belki de onarmaya basladigim hucrelerimin icine kadar islemesini istedigimden. #poem #siir #love #ask
















