güldüğünde yapayalnız görünüyordun. sana elimi uzatmamın bir şeyleri değiştireceğini düşünmüştüm.
The Stonewall Inn
Game of Thrones Daily

No title available
No title available
EXPECTATIONS

★
Sade Olutola
h

❣ Chile in a Photography ❣

PR's Tumblrdome
Show & Tell
will byers stan first human second

Andulka

Origami Around
🪼
YOU ARE THE REASON
we're not kids anymore.

pixel skylines
occasionally subtle
Xuebing Du
seen from Malaysia

seen from United States
seen from Bangladesh

seen from Argentina
seen from Türkiye
seen from India

seen from Türkiye

seen from United States
seen from Australia

seen from Türkiye

seen from Malaysia
seen from Türkiye
seen from United States
seen from United States
seen from United States

seen from Türkiye

seen from Spain

seen from Brazil
seen from Venezuela

seen from Argentina
@opialar
güldüğünde yapayalnız görünüyordun. sana elimi uzatmamın bir şeyleri değiştireceğini düşünmüştüm.
dünya soğur, akşam serinlerken. benim sensiz sevinecek bir şeyim yok. kılı kırk yardım, altını üstüne getirdim. içimi açtım sana. içini açmak için.
bir gün beni hatırlayacaksan, seni her koşulda sevmiş ve çok çabalamış biri olarak hatırla.
çünkü ben her zaman gitmek kavramının bilinciyle yaşadım ve hayatımdakiler hep bir şekilde gittiler.
anı olmak isteyen birini geleceğine dahil edemezmişsin.
konuşmaya ihtiyacım var; biriyle değil, sadece seninle.
aptalım. çünkü canın ne zaman isterse o zaman geldin. ve ben hiçbirinde hayır diyemedim.
isteselerdi canımı bile vereceğim bir çok insanı hayatımdan çıkardım. çünkü insanların yokluklarına üzülmek, yaptıklarına üzülmekten daha kolay.
ben ne yaptıysam olduramadım. onun çok sevdiği olamadım. kalbinin köşesinde sakladığı insan olamadım. uyurken iyi geceleri, uyandığında günaydını olamadım. çok kez ağladım hiç onu üzemedim. bazen bazı şeyler böyle olabilir ama böyle olmasın diye çok uğraştım.
hayatım boyunca bir tek seni sevmek istiyorum. sana sarılmak, sana sabretmek, senin sırlarını tutmak, seni beklemek. her anınla ilgilenmek istiyorum.
bir gün gözlerimin ta içine bak anlarsın ölüler niçin yaşarmış.
neyi görmek istediysen her zaman onu gördün. ve senin görmek istediğin hiçbir zaman ben olmadım.
mantıklı bir açıklaması yok. sadece öyle işte. onu seviyorum ama hiç sevmemiş olmayı dilerdim.
kimse senin gibi olamadı değil, kimseyi yerine koyamadım.
sorun şu ki, artık kafamı yastığa koyduğumda hayalini kurabileceğim bir şey kalmadı.
ona "seni seviyorum" demek isterdim. sesinin üzerine ağlamak ve konuşmadan onu anlamak. bir hasret mektubu gibi gözlerine sığınmak isterdim. onu kucaklamak, bağrıma basmak, öpmek, koklamak isterdim. o eğer o olmasaydı, uğruna ölebilirdim. o, o olsaydı, orada yanı başımda dursaydı; cennetleri cehennem, sebepleri neden yapabilirdim. keşke şurada tekrar bulabilsem. bıraktığım gibi. küçük bir gülümseme ve bir kaç damla gözyaşı ile o’nu sevebilirdim.
şimdi onu nasıl inandırabilirim bütün bu süreyi onunla birlikte yaşadığıma? onu unutmuş gibi yaşarken onu düşündüğüme? anlamaz. görünüşe kapılır, anlamaz.
tüketip de geçtiğimiz onca şey eskisi gibi olamaz. ben sadece denemek istedim. farkındaydım olmayacağının. ama maalesef ki canımın içi, ben hâlâ gözlerini bıraktığım yerde arıyorum.