Yaşama dair hiçbir hevesim kalmadı Güzin abla. İçimde durmadan büyüyen bir boşlukla yaşıyorum günlerdir. Öyle bir boşluk ki bu beni içine alan; kaçsam kurtulamadığım, kurtulmak istediğimden bile emin olmadığım bir boşluk. Mutlu değilim. Mutsuz muyum bilmiyorum. İçimde büyüyüp duran bu hisse bir isim veremiyorum. Sadece boş hissediyorum bir de yorgun. Öyle bir durumun içine attım ki kendimi ruhumun yogunluğu bedenime vurmaya başladı. Gülmek, gülümsemek ağır gelmeye başladı. Zaman zaman mutlu rolü yapardım, insanlarla sorunlarımı konuşmak zorunda kalmamak için. Bu rolleri yapacak takatim de kalmadı. Kimseyle konuşmak da istemiyorum, kimsenin yüzünü görmek de. Yalnız kalmayı severdim; kendimle kalmayı, kendimi dinlemeyi. İnsanın kendini dinlemesi bile ağır gelir mi Güzin abla? Kafamın içinde dönen kendi sesime bile tahammülüm kalmadı. Hayata olan ne kadar hevesim varsa insanlar bir bir aldılar elimden. Şimdilerde heveslenecek bir şey bulamıyorum. Hoş bulmak istediğimden de emin değilim ya neyse.. Yorgunum Güzin abla. Hayata, yaşamaya yorgunum. nefes almaya bile yorgunum. Son zamanlarda nefes bile alamaz oldum. İçime çektiğim nefesim hep yarıda kalır oldu. Göğsümde öyle birikti ki yaşananlar. Ölüm kolay gelir oldu. Ölmek ister miyim bilmiyorum. Yaşamak istemediğime eminim de ölürsem annem çok üzülür Güzin abla. Böyle yaşamaya yaşamak der misin bilmiyorum. Kollarımda güç yok, vücudumda güç yok, dudaklarımda küçük bir gülümsemeye bile gücüm yok. Yaşamak ne ağır yükmüş meğer. Nefes almak ne ağır.












