we're not kids anymore.

titsay
No title available
occasionally subtle
KIROKAZE

pixel skylines

Andulka

❣ Chile in a Photography ❣

tannertan36

No title available
styofa doing anything
"I'm Dorothy Gale from Kansas"
Claire Keane
TVSTRANGERTHINGS
Xuebing Du
No title available

Kaledo Art

roma★
PUT YOUR BEARD IN MY MOUTH

⁂
seen from Russia
seen from United States

seen from Russia
seen from United States
seen from Singapore
seen from Iraq
seen from United States
seen from United States
seen from United States
seen from United States
seen from United States
seen from United States

seen from United States
seen from United States
seen from United States

seen from United States
seen from United States
seen from United States

seen from United States

seen from United States
@ozamanbirbeyingerek
Mico Kendes - Metran Issa Meryem, rahibin kızı ve Sarkis'in gelini olarak anılıyordu. Çok güzel bir kızdı ve güzelliği dillere destandı. Bunu duyan Van valisi Meryem'in babasına haber göndererek der ki: “Kızına talibim; varsa onu almak isteyen, kesik başının hesabını yapsın.” Sarkis korkar ve Meryem'i oğlu için almaktan vazgeçer. Meryem bu talihsizlikle de kalmaz hiç kimse onu ne istemeye cesaret eder ne de Van valisi gelip onu alır. Aradan dört yıl geçince bahtsızlığına dayanamayan Meryem valiye bir mektup yazar, “Ya gel beni al ya da Meryem'den vazgeçtim de. Ki beni korkusuzca birileri isteyebilsin.” der. Bunun üzerine vali, en güvendiği adamı Ali'yi Meryem'i sağ salim alıp getirmesi için gönderir. Ancak Meryem, Ali'yi görür görmez ona tutulur. Ali'nin yoksul biri olduğunu anlayan Meryem, Ali'ye biraz para verip tıraş olmasını ve yeni elbiseler almasını ister. Bunu kabul etmeyen Ali'yi, Meryem yoksa seninle gelmem diye ikna eder. Ali tıraş olup yeni elbiselerle dönünce Meryem onun elinden tutar ve aynanın karşısına geçerler. Buna anlam veremeyen Ali'ye, Meryem gerçek niyetini açıklar: “Ayna bak ve bizim birbirimize ne kadar yakıştığımızı gör, valiyi de boşver.” Ardından sığınacak bir liman aramaları gerekmiştir çünkü vali kendilerini sağ bırakmayacaktır. Soluğu Akdamar Kilisesi'nde alırlar zira orada Metran(patrik) İsa vardır. Metran İsa, sözünün eri ve yiğit biridir. Bunu duyan vali anında Metran İsa'ya haber gönderir ve kendisini tehdit eder. Tehditi de şöyledir: “İsa, duydum ki Akdamar'a iki güvercin konmuş; bunları bana verirsen yerlerini altınlarla doldururum ama vermezsen Akdamar'ın bütün taşlarını kafana geçiririm.” Mektubu alan İsa da cevap olarak şunu yazar: “Yarın Ali damat, Meryem de gelindir.” İsa'nın toplum nezdindeki ağırlığını bilen vali kanlı bir çatışmayı göze alamaz. Ertesi gün Ali, Metran İsa'ya, “Nikahımı İslamiyet'e göre kıl, kılmazsan da Hristiyan olmaya hazırım.” deyince yiğitliğinin hakkını veren İsa, Ali'ye yeni bir yiğtlik örneği sergiler: “Ali, bilmelisin ki ben Akdamar Kilisesi'nin avlusunda Muhammed'in dinini alçaltıp İsa'nın dinini yüceltmem. Bir imam çağırıyorum gelip nikahınızı kılar.” Sonrası mı, sonrası iyilik, güzellik..
İki hayat
Bir mavi kuş var yüreğimde çıkmaya can atan ama ben ondan güçlüyüm, kal, diyorum ona, kimsenin seni görmesine izin veremem. Bir mavi kuş var yüreğimde çıkmaya can atan ama viski döküyorum üstüne sigara dumanına boğuyorum, fahişeler, barmenler ve bakkal çırakları hiçbir zaman bilmiyorlar onun orada olduğunu. Bir mavi kuş var yüreğimde çıkmaya can atan ama ben ondan güçlüyüm, yat lan aşağı, diyorum ona, ocağıma incir dikmek mi niyetin? Avrupa'daki kitap satışlarımı sabote etmek mi? Bir mavi kuş var yüreğimde çıkmaya can atan ama zekiyim, sadece geceleri izin veriyorum çıkmasına, herkes yattıktan sonra. Orada olduğunu biliyorum, derim ona, kederlenme artık. Sonra yerine koyarım yine ama hafifçe öter tamamen ölmesine de izin vermiyorum ve birlikte uyuyoruz gizli antlaşmamızla ve insanı ağlatacak kadar güzel, ama ben ağlamam, ya siz?
Charles Bukowski - Mavi Kuş (via birazdahasiir)
bir iş açacaksın sen başımıza yangın mı olur, artık bahar mı
#canyücel
İnsan hayret ediyor, iki metalin birbirine değip böyle güzel ses çıkarmasına
rüyalarım da nasibini almış saçlarından, sevdandan hani güneş batmadan ay görünür ya bazen öyle büyülüyorsun beni rüyadayım her rüya içinde
biz dilinde öğrendiğim ilk türküydün sen ben söyledikçe gözlerin ısıtırdı güneşi gel gör ki bir ağıda ait şimdi aynı dizeler
bu kadar bulut geçtikçe gökyüzünden kim bilir kaç balık karıştırmak derdinde mavi yeşil suları tadını bulsun diye çorbamız demini alsın diye çayımız
özlüyorum ve sen bilmiyorsun sensizlik büyüyor içimde düşler uyanıyor uykularıma yüzünle dolup taşmış
şiir yazmak zor şimdilerde ne boğazın ışıkları ne gecenin sesi ne lambanın sarısı bir şiir etmiyor seni yazmak istiyorum ama farkediyorum ki artık senin şehrin benim şehrimi boğuyor
Büyükler cennete gitmeyi köşklerden, meyvelerden, sonsuz yaşamdan pay almak için ister; çocuklar Allah'a sarılmak için..
uyku bazı gecelere yakışmıyor, seni düşlemek gece yarılarında zamanın dışında tutuyor ömrümü hem mutluluğum hem hüznüm oluyorsun ya severse diyorum ya sevmezse ya seviyorsa diyorum bir de; o da düşlüyorsa şimdi aldığı nefes dağın taşın merhametine kalmış bir yolda, bir başımıza yalnız gözlerine dolarak birbirimizin toprağa yürüdüğümüzü çıplak ayaklarla uyku, bazı gecelerde düşleri gerçek kılıyor
ayakta yazılan şiirdir halkları savunan ve güzel bir rüya görmenin umududur bizi birlikte tutan
Çünkü erkekler, bir kadının kendisine değil, ona giydirdikleri hayale bakarlar çoğu zaman.