Acaba mutlular mıydı yoksa değiller miydi diye düşünmüştüm fotoğrafı çekerken. Bunu bilemem ama biraz da olsa rahat ve huzurlu olduklarına eminim.
occasionally subtle

bliss lane
official daine visual archive
YOU ARE THE REASON
hello vonnie
Show & Tell
★
No title available
2025 on Tumblr: Trends That Defined the Year
No title available

Game Changer & Make Some Noise

Jar Jar Binks Fan Club
Claire Keane
One Nice Bug Per Day

No title available

#extradirty

Jimmy Eat World

gracie abrams
Noah Kahan
Interview Vampire Daily

seen from Philippines

seen from United States

seen from Germany
seen from United States
seen from United States
seen from Kazakhstan
seen from Puerto Rico

seen from Malaysia
seen from Chile

seen from Malaysia

seen from United States

seen from United States
seen from United States

seen from Canada
seen from Indonesia
seen from Belgium
seen from Switzerland

seen from Germany
seen from Indonesia

seen from Germany
@ozgurlugeadimadim
Acaba mutlular mıydı yoksa değiller miydi diye düşünmüştüm fotoğrafı çekerken. Bunu bilemem ama biraz da olsa rahat ve huzurlu olduklarına eminim.
Alone…
Toz bulutunun düşünceleri
KUAN · Aşk'tan Ötede Yol Olmaz (YOL · 2011)
AŞKTAN ÖTEDE YOL OLMAZ
Ne acısına ne tatlısına tutunamaz insan boştur aşk
Sığmaz sınırlara duvarlara ahh
Her demde her yerde varolur insan ama
Aşktan ötede gerçek olmaz , ötede yol olmaz
"Şu anda isterdim ki; bir sahilde oturayım, denizi izlerken yalnız başıma hıçkıra hıçkıra ağlayayım. Ağlarken oracıkta uyuya kalayım."
Eh işte...
Bozuk uyku düzeni,
+
Boş geçen günler,
+
Fiziksel olmasa da ruhen yorgunluk,
+
Pek de iyi olmayan bir okul hayatı,
+
Bu hayatı bir süre daha yalnız geçireceğimin farkındalığı
<
Güzel arkadaşlar&dostlar,
+
Hala devam eden özgürlük anlayışım,
+
Hayallerim
+
Şu an olduğu gibi optimistliğim
--------------------------------------------------------------------
Uzun lafın kısası iyi olan şeyler, iyi ki varsınız :)
Aslında bi kaç şey daha vardı da bunları yazarken moralim düzeldi. Siktiğimin yerinde şu kötü hava bile bozamaz moralimi şu an.
Karmaşık duygular içerisindeyim. Bi o duygudan bi o duyguya geçiş yapıyorum...
“Sessizce kendi kendimle konuştum, alaycı bir tavırla başımı omzuma dayadım. Ne diye tasa çekiyordum sanki: ne tıkınacağımı, ne içeceğimi, fani vücut dedikleri bu rezil solucan torbasını hangi çullara bürüyeceğimi düşünerek ne diye tasa çekiyordum?”
-Knut Hamsun
Boşluktayım ve halen düşmeye devam ediyorum.
Bağırsam da duyulmuyorum zaten artık bağırmıyorum da...
Çok düşünüp çok konuşmak...
Yapmamam gereken şeylerden biri. Her düşündüğüm şeyi herkese aktarmamalıyım veya her şeyi aktarmamalıyım.
Gerçekten hiçbir şey istemediğimi farkettim.
Neyi istediğimi neyi sevdiğimi ararken şunu farkettim ki cidden hiçbir şey istemiyormuşum. Elimde bulunan her şey veya elde etmek istediğim her şey bana dert.
Hele onu bir de kaybedersek, bak o konuya hiç girmiyorum...
Hep bi uğraş içerisindeyiz. Hep bir şeyleri elde etmeye bir yerlere ulaşmaya çalışıyoruz. Hiç durup düşünmüyoruz. Hiç anın keyfini çıkarmıyoruz. Devamlı biz diyorum ama ben bunları yapıyorum. Ama tek yapmaktan sıkıldım. Bi durun artık! Bakın etrafınıza amına koyayım ya.
Bir şeylerin farkında olun. Niye bunları yaşıyorsunuz, niye bunları yapıyorsunuz, neden üzülüyorsunuz, neden mutlu oluyorsunuz, gülüyorsunuz? Gibi şeyler...
Neden sizlerden bunu yapmanızı istiyorum biliyor musunuz? Ben yapıyorum ama açıklayamıyorum. Allah rızası için biri açıklasın. Kafayı yicem. Bunları tek düşünen bi ben miyim. Her ne yaparsanız yapın, ister bu dünyaya ister öbür dünyaya çalışın. Bi durun yerinizde neyi neden nasıl yaptığınızı düşünün. Robot değilsiniz, düzene girmeyin. Belirsizlik abidesi özgür insanlarız. Aşın artık bu limitlerinizi. Şu an ne yazdığım neye isyan ettiğim hakkında en ufak bi fikrim yok. Aklıma geleni yazıyorum. Beynim bunun 10 100 1000 katı kadar daha karmaşık daha dolu...
Zaten bunları okuyan 2 ya da 3 kişi...
Yalnızlık ne zor. Hele ki bu boş aptal kalabalığın içinde...
Ya kızdığımız, sinir kaptığımız kendimizsek...
Az önce buraya deli gibi yazdım. Lakin hepsini sildim. Yapçak bişi yok...
Kafamı sikeyim hiçbir düşüncemi doğru yansıtamıyorum. Ne böyle yazıyla ne de söz ile... Bu yüzden belki de hep beni anlayacak birilerini arama halindeyim.
Neyse yav, açayım bi müzik de kendime gelem.
Sevdiğim bir söz
Aşk ile yürüyen sırtında dünyayı taşır! Aşksız yürüyen, beden diye bir ceset taşır!
Notları karıştırırken bulduğum yazı...
Hayat boktan değil sizler boktan ibaretsiniz.
Ne yaşadıysam artık...
Uzun lafın kısası…
Saçma şeylerden arındırma çalışıyorum ama bunları yaparken ilkel düşünce ve hareketlerim beni engelliyorlar ve üzüyor hatta korkutuyor. Bundan kurtulmam lazım. En kısa sürede veya en uygun zamanda kaçıp kurtulmam uzaklara gitmem lazım. Belki uzaklar olmasa da olur. Öyle yalnız olayım ki beni sadece görebilen duyabilen hissedebilen farkedebilen Allah olsun.
Uzun lafın kısası, şu dünya hayatında şöyle bir süre mutlak yalnızlık yaşayayım.
:D
ben iki saate başlarım bi şeyler yazmaya veya 4 saate bilmiyorum her an olabilir
Belki de hayallerimizdi bizi böyle yapan
Küçükken asla ama asla olmayacak şeyleri hayal ederdim ve hayal gücümün fazla olmasının katkısıyla bunları gerçekmişcesine yaşardım düşünürdüm.
Yaşım ilerledikçe böyle şeyleri hayal etmek beni kırmaya üzmeye başlamıştı. Ama gerçekleşebilir şeyleri de hayal etmek istemiyordum çünkü biliyordum ki o gerçekleşirse bi hevesi kalmayabilir ama en acısı gerçekleşebilir bi hayalim ya gerçekleşme? Bunu tarif edemem :/
Kısacası bla bla diyip bitirirdim ama diyecek başka bir şey bulamadım. Konu bu...