“o kadar kırgınım ki her şeye. sanki altı yaşındayım. terasın demirlerinden ayaklarımı sarkıtmışım. suratımda bi tokat izi. o kadar küsüm ki. kendimle bile konuşmuyorum.”
taylor price

@theartofmadeline

No title available
noise dept.

Origami Around
let's talk about Bridgerton tea, my ask is open

titsay

No title available
Aqua Utopia|海の底で記憶を紡ぐ
trying on a metaphor
Cosimo Galluzzi

#extradirty
Today's Document

roma★
Mike Driver
"I'm Dorothy Gale from Kansas"
untitled
tumblr dot com
NASA
TVSTRANGERTHINGS
seen from Spain

seen from Maldives
seen from Australia
seen from Egypt
seen from United States

seen from T1
seen from Portugal
seen from Germany

seen from United States

seen from Poland
seen from Philippines
seen from United States

seen from United Kingdom
seen from Poland
seen from Maldives
seen from United States

seen from Bangladesh

seen from China

seen from Poland

seen from Poland
@panzehri
“o kadar kırgınım ki her şeye. sanki altı yaşındayım. terasın demirlerinden ayaklarımı sarkıtmışım. suratımda bi tokat izi. o kadar küsüm ki. kendimle bile konuşmuyorum.”
bu his hakikaten evini yitirmek. doğru düzgün kalacak bir yerinin olmayışı mühim değil ama o dolu gözlerle rehbere girip öylece kalakalmanın çaresizliği bin bıçaktan beter.
yatağa gir, yorganı kafana kadar çek, rehberi aç, biraz bakın, arayacak kimse yok. spotify'a gir, bi kayra aç. uyumaya çalış. düşünürken ağlamamaya çalışmak ne kadar zor. uyuman lazım. uyumayı dene. kayra- resmen hüsran. uyusan uyandıktan sonra hiçbir şey değişmeyecek. tamam değişmeyecek kabul, ama şu ağrı geçseydi ya bari. rehbere gir, biraz dolaş, sonra yine kapat telefonu. kayra- hayırsız evlat. telefonu kapat. uyumaya çalışmayı da bırak.
kimsenin yanında gardımı indirememekten çok yoruldum. soluklanabileceğim tek bir yerin olmayışından çok usandım.
bir evde kimsenin mi umrunda olmazsın. kimsenin mi gözünde bi anlam ifade etmezsin. kimse mi özlemez. kimse mi merak etmez, kimse mi sesini duymak istemez. kimsin sen. yerin neresi senin. kimsin ya.
üzülünce aşırı sakin kalmak. ellerini cebine koyup eve yürümek, sakince ayakkabıları çıkartmak. sakince soyunmak sakince giyinmek. sakince kahve suyu koymak. sakince kıyafetleri katlamak ve kaldırmak. içinden “allahın belası bu odayı yarın toplayayım” diyorsun ama dışından hiçbir şey diyemiyorsun. üzülünce ne yapacağımı bilemiyorum.
benim çalacak kapım sığınacak omzum yok. ateşe verdiğim sigaram dilime dolanan yanık türkülerim var. sen anlatırsın ben ağlarım.
hep kursak boşluğundan başlıyor kırılma. aldığın her nefes ciğerlerinden biraz hallice. senden çalınan her bir zerre gözlerinin feri misâli. yalnızca bir defa yaşayabilmek için çokça ölür gibi.
bir kızım olursa en sevdiğim şey saçlarını yapmak olacak.
beni özle ya anne. bi kere özle ya.
gideceğin bir yer olmayışını bırak, durup nefes alabileceğin bir yer dahi yok. bak hep nefes nefesesin. hep soluk soluğa. ellerinde hasırdan düğümlerle yürümeye çalışıyorsun. o ip seni boğar, farkında değilsin.
senin yanında şımarabilen bir kız çocuğu olabilmeyi isterdim baba. isterdim ki nazım geçsin. isterdim ki böyle olmasın.
zaaflarımı saklıyorum ki onlardan vuramayın beni. biliyorum ki sizin kanınızda uzattığım eli kesip atacak bi piçlik var.
anneler, her derdin panzehiridir.
anneler hani hissederdi anne.
canımı yakan bıçağın kestiği yer değil, bıçağı tutan parmaklar.
kimsenin yanında gardımı indirememekten çok yoruldum. soluklanabileceğim tek bir yerin olmayışından çok usandım.
"sen mi geldin, çay ister misin"