hayatımızda sevgi eksik, küçük saksılarda yetişen kırmızı domatesler eksik, yolda görünce selam vermek için can atan insanlar eksik. kısacası bu devir hep eksik. biz eksiğiz.

JBB: An Artblog!

PR's Tumblrdome
tumblr dot com
RMH

pixel skylines
Sade Olutola

@theartofmadeline
d e v o n
Aqua Utopia|海の底で記憶を紡ぐ
dirt enthusiast
Show & Tell
i don't do bad sauce passes

izzy's playlists!
Cosimo Galluzzi

Love Begins

❣ Chile in a Photography ❣
Lint Roller? I Barely Know Her
TVSTRANGERTHINGS
Three Goblin Art
DEAR READER
seen from United States
seen from United States
seen from United States
seen from Italy

seen from Malaysia

seen from Norway

seen from Netherlands

seen from Malaysia
seen from Italy

seen from Germany

seen from Thailand

seen from Malaysia
seen from United States
seen from United States

seen from Türkiye

seen from United States

seen from United States

seen from United States

seen from Malaysia

seen from United States
@panzehri
hayatımızda sevgi eksik, küçük saksılarda yetişen kırmızı domatesler eksik, yolda görünce selam vermek için can atan insanlar eksik. kısacası bu devir hep eksik. biz eksiğiz.
bu devirde kimse kimseye yetmiyormuş züleyhâ. yetmemiş.
küçükken de böyleydim. babama dik dik bakardım. ama it gibi de korkardım.
bir aile kavgasında ses çıkartmayan taraf. en başından itibaren, hayırsız evlat.*
hadi sen dünyaya dargınsın. orasını anladım da, dünya sana niye dargın?
ben sizin sevebileceğiniz türden bir kadın değilim.
kuyu derin, lakin ben yusuf değilim. ama yusuf'un rabbi benimde rabbim.
elbette bazen çiçek açıp, bazen solacağız.
benim doğduğum yerde sokaklar hep tekinsiz. çocuklar hep yalın ayak. pencerelerdeki saksılar hep kırık. apartman boşlukları hep rutubetli. kapılar hep tekmelenmiş, parçalanmış. benim doğduğum yerde ipsizinden sapsızına kadar, delisinden akıllısına kadar. herkes, her şey var. bi tek huzur yok.
olabilir. bazen bir sokağa sarılıp ağlamayı isteyebilirsin. olabilir, bazen eve diye yürüdüğün caddelerde gecenin on iki buçuğunda evsiz kalabilirsin.
ama hep mi.
küçükken de böyleydim. babama dik dik bakardım. ama it gibi de korkardım.
-tüm bu kargaşadan uzaklaşıp birinin kollarında soluklanmayı çok özledim. ki ben hiçbir zaman kimsenin ekseninde zırhımı indirmedim.
kuyu derin, lakin ben yusuf değilim. ama yusuf'un rabbi benimde rabbim.
"başka biri oluyorum" dedim sana; "evde başka, işte başka, sokakta başka. deniz kıyısında, ormanda, kitap okurken, film izlerken, yemek yerken, kızarken, mutluyken, sevişirken, aşık olurken başka."
dedin ki; "onları tanıştırsana."
birini pencere kenarına çiçek koyacak kadar çok sevmek lazım.
camı çerçeveyi indirip "bana da yazık ulan!" diye bağırmalı bir eşik var ya muhittin abi, bilirsin sen. heh işte, bende kayış koptu kopacak. tam o sınırdayım.
“ama biliyor musun, gıkım bile çıkmıyor. bir kere sitem etmeye kalktım ardından kahkahalar attım. üstelik başım ağrıyor ve yastığa koymak bile işe yaramıyor.”