sometimes all you need is make a time for yourself 🤍☁🧸

Discoholic 🪩
No title available
tumblr dot com
trying on a metaphor
Jules of Nature
EXPECTATIONS
Xuebing Du
TVSTRANGERTHINGS
Misplaced Lens Cap
art blog(derogatory)
Stranger Things
RMH
🪼
"I'm Dorothy Gale from Kansas"
ojovivo
Sade Olutola

#extradirty

JVL
macklin celebrini has autism
cherry valley forever
seen from United States

seen from United Kingdom
seen from Malaysia
seen from Netherlands

seen from Ecuador

seen from United Kingdom

seen from Germany
seen from Uzbekistan

seen from United States

seen from Ireland

seen from T1

seen from United Kingdom
seen from Malaysia
seen from Mexico
seen from United States

seen from United States

seen from United Kingdom

seen from Russia

seen from Germany

seen from Malaysia
@phoiniksblog
sometimes all you need is make a time for yourself 🤍☁🧸
And at the end, im confuse. I hate feelin that way. That make me anxious, bad and sad. Just for once, i wanna feel that clearly. Friendship or love but i want clear. I don't wanna be unseem, i don't wanna get ghosted, i don't wanna feel like just random person. If you wanna show something then show. If you wanna love me then love me. If you wanna leave then leave. If you wanna stop then stop but don't be so so to me. Don't stay in between, don't be cold-warm at the same time. Easy, isn't it?
I don't know what people think, but for me love is; like hot coffee on rainy days. Like sitting by the sea and inhaling the smell of salt water, sitting in the morning and watching the sunrise. Getting lost looking into his eyes. It's like your fingers getting burned every time they touch his skin. It's like cuddling with him and watching a movie together under the blanket. Peace. The most precious thing two people can give to each other is. Love for me is like peace, feeling warm even in the smallest things you do.
Red baby❤🔥
Lately ✨☁
stripped down to the very core, dreary days, july rain. dancing whilst watching yourself in the mirror, mood lighting, reconnecting, making all the more effort to say yes, letting go of those who no longer serve, trying to keep the momentum going. trying trying trying. asking yourself: what do you see when you look at the sky? how does it feel to breathe in this air right now? how do you feel in this very moment? writing about what you see. right now i see rain drops on the window, shells scattered on the window sill, candles i rarely light, residues of my youth (blue-tack remnants on the walls, books collecting dust, a nail polish stain on the carpet). still thinking about the girl you left behind. daydream but keep moving forward. you are the vibe. talking to strangers on trains. hungry for stories, always. starting again when you need to. chasing softness. finding meaning in hidden corners. stripped back, nothing but you right now in this very moment. so much of the day looking at screens. you go to bed with tired eyes and a longing to be touched. some moments feel so far away now. like the last time you were touched, looking up at the stars in the sky, fuzzy with anticipation. distant dreams. you think about what it was like then, chasing a feeling that's long gone but telling yourself it will happen again. all in due time. for now, there's still you in this very moment. you who dances before bed and wakes up early to stretch and smiles knowing there's berries for breakfast.
Tutkunun damarlarımızda gezdiği o gecede sevişelim delice. Arkada yanan kokulu mumun dumanı sarsın odamızı ve kısık seste çalan şarkı ayna olsun hislerimize. Gözlerimizin içinde birbirimizin yansımasını görelim; tenimiz karışsın birbirine. Kalp atışlarımızı hissedecek kadar yakın olalım, ılık nefeslerimiz dudaklarımızın arasında, sadece adımızı söyleyelim ve kıkırtılar eşlik etsin aşkımıza; doyumsuzca, hazla, sarhoşça.
manzaramın güzelliği
💚🍀🌿🌵🌾🌱🌴🌰🌳🌲
Bir dizi buldum 20 bölümden oluşuyor her bölüm bir saatten fazla sürüyor. Yiyip içmeden tüm gün boyunca sabahlayarak diziyi bitirmek> geri kalan her işim
open the voice✨🍃🌳🌿🍀
-The Dreamers✨
Çaresizlik ne diye sordum ona. Gözlerim titreyen elindeki sigaraya kaydı, ardından düşük omuzlarına. Sanki dünyanın yükünü üstlenmiş de artık kaldıramaz olmuş omuzlarına.
Bir zamanlar başımın en rahat yastığı olan omuzlarına.
"Çaresizlik ne mi?" diye fısıldadı bana. Dudakları iki yana kıvrılmış, samimiyetten bin yoksun bir gülüşe bürünmüştü. Ağlamaktan şiş gözleri gözlerimin içine baktı hüzünle. Avuçlarımı sıktım ceplerimin içinde, öyle şişmişti ki göz kapakları açık tutmakta zorlanıyordu irislerini.
"Bak bu işte." dedi ellerini iki yana açıp. Samimiyetsiz gülüşü solmuştu şimdi. Hızlıca dolan gözlerinden sırayla akan yaşlara takıldı gözlerim. Dişlerimi sıktım umutsuzca ve söylediklerini dinledim.
"Karşımdasın, henüz günler önce aynı yatağı paylaştığım odamdasın ama bak, aramızdaki mesafeye bak, ellerim gitmiyor tenini ezberlediğim tenine; dokunamıyorum. Çekemiyorum kokunu için için içime." Sanki en çok canını yakan buymuş gibi boynunu büktü yutkunurken.
"Beni kendine alıştıran sen, kimsesiz olduğum şu saçma dünyada beni bulup kendine aşık eden sen çıkıp gidiyorsun şimdi." Titreyen sesine inat kendini zapt etti. İçinde biriktirdiği kırgınlığı kustu bana.
"Hiçbir açıklama yapmadan gidiyorsun ve sana engel olamıyorum ya, seni sarıp sarmalamak isteyen ellerimi arkama koyuyorum ya istemediğim halde. Nasıl çaresizim görüyor musun? Sana ulaşmak isteyen ellerimin nasıl titrediğini görüyor musun? Canımın nasıl yandığını görüyor musun?!" Yükselen sesiyle birlikte ona 'evet' demek istedim. 'Görmez miyim o yalvaran gözlerini, ben gittiğim anda yere çöküp içli içli ağlayacak bedenini.'
Sustum ve ona asıl çaresizin ben olduğumu söylemek istedim. Gitmek zorunda olduğumu, nasıl istemediğim halde arkamı dönmek zorunda olduğumu, her şeyi söylemek istedim bana paramparça olan gözleriyle bakan bu adama. İstedim ama yapamadım, göz göre göre arkamı döndüm ona. İçim yana yana çıktım o evden, artık eski bir anı olarak kalacak o ufak tefek evden.
Ben kendimi kötü bildim, bencil ve adi bir herif bildim. O ise...
Kanayan yüreğini daha da dağlayan bir ay bildi beni. Bitmeyen bir gecede tanışmış, sabahın saatlerinde kaybolmuş bir ay gibi.
-Lotus
"Kendi ellerimizle yaktık bu yangını; içinde yana yana kül olduk, gözlerimizin içlerinde kaybolduk ama çıkmadı tek bir kelime dudaklarımızdan. Halbuki, biz değil miydik birbirimize bakarken kaybolan, birbirimizin teninde kavrulan yahut iç çeke çeke öpen dudaklarımızdan? Şimdi bana bakan bu yabancı gözlerin de nesi? Kendimi göremez oldum irislerinde. Dudakların bana gülmez oldu, tenin bir yabancıya dokunurmuş gibi dokunuyor tenime. Ürperiyorum; artık bana değil de başkasına güzel bakan gözlerini gördükçe buz gibi oluyor tenim. İçten içe yanıyorum bu kıskançlığın ateşinde ama dudaklarım mühürlü gibi söylemiyor acımı. Anlatmaya dilim varmıyor ama gör istiyorum gözlerimde, canımı nasıl yaktığını anla istiyorum. Sen ise birkaç saniye gözlerime değdirdiğin gözlerini çeviriyorsun benden. Oturup ağlıyorum ben de kimsesiz sokaklarda. Derdimi anlatıyorum, biraz daha ağlıyorum sonra. Yıpranmış duvarlara üşüdüğümü söylüyorum, beni ısıtan o iç gıdıklayıcı ateşin kaybolduğunu, söndüğünü ve bir köz olarak kaldığını ağlaya ağlaya söylüyorum. Nasıl ki ateşi bir kez sönmüş köz tekrar yanmıyorsa, benim de içim ısınmıyor başkasının yangıyla. Yorgun nefeslerim, kırık kalbim ve mahvolmuş ben geziyorum ortalıkta bir sarhoş gibi. Ne ayık, ne de baygın. Ortalarda bir yerde kaybolmuşum ben. Beni uyandıracak sen ise çoktan başka kollara yangın olmuşsun da onun üşümüş ruhunu ısıtır olmuşsun."
-Lotus
"Seninle tutkuyla yaşadığımız her an, saklı kalacak arzudan boğulan bedenlerimizde. "