FATMAGÜL’ÜN DÜN SUÇU NEYDİ BUGÜN SUÇU NE?
Şimdi tam sırası...Bakın size ne hatırlatacağım...
Bu diziyi hatırlıyorsunuzdur...
Sadece ismini ve onunla ilgili haberleri duydum hepsi bu...
Asla izlemedim o diziyi...
O dizi ile ilgili biliyorsunuz bir tartışma kopmuştu...
Aydın Doğan kanallarının bir misyonu vardır hep....Ülkede egemen zihniyetin alan kaybetmemesi adına devleti ve ona esas sahip "derin devleti" koruyup kollayacak haberler, filmler, diziler çekilmesinde hep öncü bir görev almıştır bu medya grubu…
Türkiye'de ne zaman mesela bir "muhafazakarlaşma" tehlikesi olsa, daima derin eller Doğan Medyası'nda bu yükselen trendi rahatsız etmek ve onu tahrik edip Türkiye halklarının önünde küçük düşürmek için plan ve projeler üretmek için harekete geçer..
Hatırlarsanız, Türkiye'de "muhafazakarlaşma" artıyor şeklinde sonuçlar veren anketlerin ifşa edildiği günlerde ilk olarak "Uşaklıgil" in romanı Aşk-ı Memnu dizisi gösterime sokulmuştu...
Hem de ne gösterim...Prime-time’da romanın en iç gıcıklayıcı sahnelerinin "RTÜK" refleksini harekete geçirmesi üzerine planlanmıştı her şey...
Ve beklendiği gibi olan da olmuştu…
RTÜK, o zaman için diziyi yayınlayan Kanal D'ye bir uyarı cezası vermişti...
Aydın Doğan kanalının istediği de zaten buydu...
Ardından tüm medya eline silah tutuşturulmuş gibi ateş etmeye başladılar RTÜK kararına....Bir limondan bile daha ekşi bir tada sahip olan ekşi sözlük denilen ikiyüzlü userlerin entry alanında da hayli gündem oluşturmuştu mezkur karar....
Hemen ardından Fatmagülün'ün suçu ne geldi....
Doğan medyası, zayıf bir bölge yakalamış ve ard arda nokta atışı yapmaya başlamıştı....
Amaç, AKP ile yükselen muhafazakarlığın ülkeyi tehlikeli sulara çektiğini hem içerdeki mahfillere hem de dışardaki Türkiye'nin kötü bir duruma düşmesinden memnun olacak çevrelere kanıtlamaktı...
Çarşaflı kadınlarla sarılı ezik bir Ortadoğu ülkesinden, seks de dahil güya herşeyin çok çok rahat konuşabildiği Atatürkçü Cumhuriyet'e dönüşen ülkeyi bekleyen büyük tehlike gözler önüne güzelce seriliverdi...
Kadınların özgürlüğünü, kadınların özgürce çiftleşmesinden, tüm hatlarını sere serpe ortalığa dökerek gezinmesinden çıkarsayan ülkenin başına bela olmuş bu zihniyetin berdevam etmesine kendini adamış bir medya grubu olan Doğan Medyası, bu yeni psikolojik harekatında, işi biraz daha ileriye götürerek, bir kaç erkek tarafından ırzına geçilen bir kızın tecavüz sahnesi kurgusu üzerine gelecek tepkilere odaklamıştı kendisini...
Ve murat ettikleri yine RTÜK'ten geldi...
Tabi yine medya özgürlüğü, dizilere kadar karışan iktidar algısı, ahlak zabıtalığı, aha bu sefer İranlaştık, şeriatın ayak sesleri söylemleri de hemen arkasından...
Bana kalırsa her şey özgür olmalı...Çocukların da izleyeceği düşünülerek kimi önlemlerin de alınmasına karşıyım ben...İzletmeyen anne-baba eğer o bilince de sahipse kendisi de izlemez, çocuğuna da izletmez diye düşünüyorum...
O zamanlarda Fatmagül'ün suçu ne dizisine verilen cılız ve korkak tepkilere, dün yukarıdaki söylemleri sıralayanlar, bugün Özgecan Aslan'ı katleden insanların kendi facebook hesaplarından paylaştığı "Fatma Gülün Suçu ne?" dizisini izliyorlar etiketli fotoğraflarını sosyal medyada paylaşıp "İzledikleri dizi de çok manidar" yorumları eşliğinde, dün o dizileri eleştirenlerle aynı noktaya gelmeye başladılar...
Gelmeye başladılar da acaba farkındalar mı?
Peki ya medyanın ikiyüzlülüğü?
Bu canavarların yetişmesinde öncül rol oynayan ve onların cinayetlerini kare kare anlatırken tarifsiz bir haz yaşayan bu medya organları bir sonraki sahnede de “esef” kartını kullanarak toplum vicdanını alaya alıyor.
Tüm kurgularını psikolojik harekat amaçlı şekillendiren medya, her bir sorumsuz adımında açtığı gediklerin neden olduğu bedelleri ne zaman ödeyecek? Ne zaman gerçekten “kamuoyu” hassasiyeti ile özgürlüğünün bileşkesinde “sorumluluk” bağıntısını da kuracak?
Özgecan Aslan’a Allah’tan rahmet dilerken, ailesine ve tüm sevdiklerine başsağlığı dileklerimi sunuyorum…
Allah hiç kimseye bir daha böyle bir acı yaşatmasın…