
Love Begins
One Nice Bug Per Day

JVL

#extradirty
Three Goblin Art
Misplaced Lens Cap
Not today Justin
d e v o n

No title available

izzy's playlists!

JBB: An Artblog!

titsay
occasionally subtle
TVSTRANGERTHINGS
🪼
Alisa U Zemlji Chuda
i don't do bad sauce passes

blake kathryn
DEAR READER

Andulka

seen from United States

seen from Italy

seen from Türkiye
seen from United States
seen from Sri Lanka

seen from Italy
seen from Germany
seen from United States

seen from United States

seen from Italy

seen from United States

seen from United States
seen from Guernsey
seen from United States

seen from United States
seen from United States

seen from United Kingdom

seen from Malaysia
seen from Romania

seen from Türkiye
@radyogunleri
Sigaramın dumanı da dumanı Yoktur aman şu yarimin imanı.
“Gençliğimde Edip Cansever’in kitabını duvara çarptım, “böyle şiir mi olur” diye. Babam komünist olduğu için Cansever’i, Nazım Hikmet’i, Orhan Kemal’i okutuyordu. Benzememi değil, onlar gibi olmamı istiyordu; ikisi farklı şeyler. Bu yüzden İkinci Yeni şiirine de soğuktum. 17 yaşındayım, arkadaşlarımla Bodrum’a tatile gidiyoruz. O zamanlar otobüsler İzmir’in içinden geçiyor. Otobüs bir tren yolunun önünde beklerken gözümü açtım, bir köpek gördüm. Köpek uzaklara bakıyor. Onun baktığı yerlere bakmaya çalıştım, hiçbir şey yok, sadece dağlar. O zaman Cansever dizeleri aklıma geldi; “kim bakardı uzağa köpekleri saymazsam.” Bodrum’a iner inmez bir Edip Cansever kitabı aldım. Ben onu anlayacak kapasitede değilmişim, kabahat bende, ben salağım çünkü. Şairleri anlamıyorsak bizimle ilgili bir sorundur o. Yetmedi Edip Cansever’in yaptığı. İstanbul’a dönünce tanışmak istedim. Tanışmayı ayarladım da. Ama ben tanışamadan öldü, üstelik doğum günümde. Üstelik cenazesi benim o sıra yaşadığım Teşvikiye’den kalktı. Hayatımda bu kadar dayak yediğimi hatırlamıyorum.” “Şair için bir şaire benzeme konusu bir sıkıntı yaratmamalı. Genel olarak benziyoruz, anne babası var herkesin. Gözünüzü, kaşınızı onlardan alıyorsunuz,” diyen şair sevmediklerimizden öğrenmemiz gerektiğinin, yazmadan önce okumak gerektiğinin altını çizdi: “Okumak lazım. Yoksa yazamazsınız. Algı, okuduğunu anlamakla çok ilgili olan bir şey. Vasiyetname, kanun, sevgili mektup… Ne yazıldığını iyi okumak lazım. Yazmak hava civa. Yazmak eylemi hep var hayatta, okumak o kadar yok.” Küçük İskender, Edip Cansever Dayağı (Sabit Fikir)
Aynı günün sıcak toprağına düşmüş / iki ozan tohumu. / Biri hüzünden geçerken eline vermiş karanfili. / Yol uzun / Sevdalar tükenmez. / Sigara söndürülmez bu aşkta demiş.
SOLIPSIST
W. B. Jehovah, ismi gerçekten onun ismi olduğu için özür dilemiyorum, bütün hayatı boyunca solipsistti. solipsist, kelimeyi bilmiyorsunuzdur diye söylüyorum, kendisinin gerçekten varolan tek şey olduğuna inanan biridir, diğer insanlar ve evren, hepsi, sadece onun hayal gücünde vardır, ve eğer o, onları hayal etmeyi bırakırsa, var olmayı keserler. Bir gün, W. B. Jehovah, pratikte bir solipsist oldu. bir hafta içinde karısı başka bir adamla kaçtı, sevk memuru olarak çalıştığı işini kaybetti ve yolundan geçmeye çalışan siyah bir kediyi engellemek için kovalarken bacağını kırdı. Hastanedeki yatağında bütün bunları bitirmeye karar verdi. Pencereden bakarak, yıldızlara gözlerini dikerek, yok olmalarını diledi, ve onlar artık orada değildi. sonra diğer bütün insanların yok olmasını diledi ve hastane, bir hastane için bile yeterince garip bir şekilde sessizleşti. daha sonra, dünya; ve kendini boşlukta asılı buldu. kolayca vücudundan kurtuldu ve kendinin yok olması dileğinin son adımını attı. Hiçbir şey olmadı. ”Garip” diye düşündü.” solipsizmin sınırı olabilir mi?” ”Evet” dedi bir ses. ”Sen kimsin” diye sordu W. B. Jehovah. ”Ben senin az önce yok olmasını dilediğin evreni yaratanım. ve şimdi sen benim yerimi aldın.” Derin bir iç çekti. ”Sonunda kendi varlığımı durdurabilirim. unutuşu bul ve ele geçirmene izin ver.” ”Ama, nasıl var olmayı durdurabilirim? yapmaya çalıştığım bu, biliyorsun.” ”Evet biliyorum.” dedi ses. ”aynı benim yaptığım gibi yapmalısın. bir evren yarat. içindeki biri gerçekten senin inandığına inanana kadar bekle. sonra emekli olabilirsin. şimdi hoşçakal.” Ve ses gitti. W.B. Jehovah boşlukta yalnız kaldı ve yapabileceği tek bir şey vardı. gökyüzünü ve yeryüzünü yarattı. Bu, yedi gününü aldı.
Fredric Brown
memleket geriye gidiyor diyorum, inanmıyorsunuz...
(Bir Dağ Masalı-1947)
now there's a river.
piyanoda kuş sesleri.
close your eyes and don't ask why.
People empty me. I have to get away to refill.
Charles Bukowski
'Tüm dünya yanlış zamanı gösteren kent saatlerine göre davranmaktadır.'
Arthur Schopenhauer
siz hiç anlamadığınız sözlere aşık oldunuz mu?
gitme! kaybedince daha çok seveceksin.