Senin için açtığım çiçekler vardı; koklamadın bile.
Sweet Seals For You, Always

bliss lane
Cookie Run:Kingdom Official!

izzy's playlists!
tumblr dot com
YOU ARE THE REASON
No title available

oozey mess
🩵 avery cochrane 🩵
sheepfilms

if i look back, i am lost
NASA
Show & Tell
let's talk about Bridgerton tea, my ask is open
Color Me Curious
𓃗
KIROKAZE
No title available

No title available
No title available
seen from Bangladesh

seen from Indonesia
seen from United States
seen from France
seen from France
seen from United States
seen from Philippines

seen from Maldives

seen from United Arab Emirates
seen from India

seen from United States

seen from Canada
seen from United States
seen from United States
seen from Indonesia
seen from United States
seen from Costa Rica
seen from Hong Kong SAR China
seen from United States
seen from Colombia
@renksizz
Senin için açtığım çiçekler vardı; koklamadın bile.
"Gözlerin hangi savaştan kalma küçüğüm... Çok mu yordular seni?"
Narin ellerin, kanayan dudakların ve gökyüzü kadar cömert bir ruhun var...
Söyleyeceklerim bu kadar.
Bana şarkı mı söylemiştin? Sesin hala kulağımda dans etmek istiyorum.
Onu kurtardı, korudu ve var olduğunu gösterdi.
Sonra parçaladı, mahvetti ve bir hiç olduğuna inandırdı.
Karanlık bir girdabın arasına bırakılan sahipsiz çığlığı kimse sahiplenmemişti.
Ama,
İçlerinde kulaklarını kapatan ve gözlerini sımsıkı yuman o kızdan geldiğini fark eden hiç kimse bunu dile getirememişti...
Gözlerime su, avuçlarıma yıldızları dolduruyordu.
Kız kardeşimin makyaja olan merakı ve isteğinin psikolojik bir gerçeği varmış. (Ama sadece makyaj değil, piercing,toksit ilişki vb gibi.) Meğer baba sevgisinin eksikliği ve evde onaylanmama duygusuzmuş. İkisini de ona yaşatıyoruz, yaşıyor.
Çok üzüldüm. Bundan en fazla bir ay önce 'en son ne zaman ağlamıştım ben' diye kendine soru soran kız şu an hep ağlıyor.
Garip çok garip, ama kardeşim konusunda daha da hassaslaşacağım. Çok kötü oldum ya...
Halbuki sadece kendi etrafımı aydınlatabilen sokak lambasıyım o yıldız zannediyor beni.
İçimde, eline geçen her fırsatı değerlendiren bir çocuk var. Çocuğa yabancıyım ama bazen anlaşabiliyoruz.
Fakat seni her gördüğünde o çocuğu durduramıyorum.
Sana karşı zaafı var ve ben katlanamıyorum. Onu öldürmemek için kendimden uzaklaştığımı bile bilmeyeceksin.
Ben onunla ne yapacağım...
Yanan bir çocukluğun varmış. Sense babanın ellerinde ki küllerini temizliyorsun.
Yakıyor, yok ediyorsun kendini...
Onları hissedemediğimi sanıyorlar. Körü oynadığımı bilmelerine rağmen her boku gözümün önünde yapıyorlar.
Burada aptal kimdi? Ben mi, onlar mı?
Hey sayın rakibim, başarmama az kaldı...
"Doğum günün kutlu olsun!" Dedim büyük bir coşkuyla. Ona verdiğim anahtarla eve girmişti benim bağırarak kurduğum kelimeleri hala anladığını sanmıyorum ama içeriye girmiş anahtarı delikten çıkarmaya çalışırken kafasını kaldırıp bana baktı. Soğuk bir nefes ensesinden üflemiş gibi donmuştu. Anahtar hala delikteydi ve o hala öylece duruyordu. Kocaman gülümsedim ona. Doğum gününü unutmuştu, bunu sabah ona istemeden çaktırdığımda anlamamasından anlamıştım. Göz ucuyla koltuğun arkasında duran en yakın arkadaşlarımıza baktım. Serkanın elinde büyük bir konfeti varken diğerleri o içeri girer girmez alkışlamak için anı kolluyorlardı.
Ayaz şoku yavaş yavaş atlatırken anahtarı çıkarıp kapıyı kapattı. Elindeki poşetleri köşeye bırakırken uzun siyah kabanını çıkarmadan doğruca bana doğru yürümeye başladı.
Gözlerime bakıyordu ve o gözlerde çoktan gece olmuş yıldızlar parlamaya başlamıştı.
Kapıdan içeriye girer girmez canım adamım ikinci bir şok daha yaşadı. Konfeti patladı ve alkışlar çalındı.
Ayaz şaşkın şaşkın etrafına bakıyordu. Bunu beklemiyordu ve en güzel hediye de aslında bu olmuştu.
Serkan Ayaz'ın omuzuna atlayıp ona sarılırken herkes tek tek sarılmaya başladı. Arkamdaki pastasını kontrol ettim, içlerinden bir mum sönmüştü. Onu hızlıca yakmaya çalıştım.
"Abi biz sana çikolatalı pasta yaptırdık mumlu pastaya dönüşmesini istemiyorsan hemen üfle!" Gülmeye başladılar. Mumu sönmemeyecek şekilde yakmaya çalıştım. Bir kaç adım geriye çekildiğimde ayaz önümden geçmiş zorla masanın başına almışlardı. Her şey güzeldi ama ayaz için bu kısım biraz zor olacaktı. İlgiyi her insan gibi severdi ama böyle tek odak noktası olmak onun işini zorlaştırıyordu. Kollarımı gögüsümde birleştirip onu izlemeye başladım.
Ah, sarılamamıştım da.
"Her şey için gerçekten çok teşekkür ederim... Hiç beklemiyordum böyle bir sürprizle karşılaşmayı. İyi ki varsınız." Alkışlamaya başladılar. Bugün 23. Yaşına giriyordu. Serkan onun ne kadar da yaşlandığını yüzüne vurmaya çalışıyordu ama ayaz pek oralı değildi. Sonra Serkan ceydaya taktı ve onun yaşlandığını söyleyip kızcağızı anlık depresyona sokmuştu. Onur da ceydayı savunmak için araya girince işler karışmıştı ama kavga yoktu sadece gülüyorduk.
Profilimde ki baskıcı bakışları hissedebiliyorum, açık bir havada olsaydık derin bir iç çekebilirdim.
Başımı çevirip Ayaz'ıma baktım. Ellerini masaya yaslamış mumları üflemeyi bekliyordu.
Ortamdaki minik kaosa rağmen gözleri üzerimdeydi. O kadar derinden bakıyordu ki göremediğim, bulamadığım her ne varsa içimde gördüğüne hatta incelediğine eminim. Gözlerini gözlerimden çekmeden yavaşça elini uzattı. Anlık gözlerimizi ayırsam da elimi avucuna bırakıp gözlerine bakmaya devam ettim. Beni yanına çekip kollarıyla yaptığı kafesin içine aldı. Çenesini omzuma yaslarken yanağını yanağıma yasladı. Bizimkiler çoktan toparlanmış dikkatlerini bize vermişlerdi. Etraf sessizleşmişti.
"Beraber üfleyelim..." Diye fısıldadı yanağını bastırarak. Başımı olumlu anlamda salladım. Bugün ne istiyorsa sorgusuz evet demek istiyordum.
Bizimkileri yönlendirmek için alkışla ritim yakalarken anında ayak uydurmuşlardı.
"İyi ki doğdun Ayaz."
"İyi ki doğdun Kardeşim."
"İyi ki doğmuşsun lan hıyar."
Pastaya eğilip yavaşça mumları üfledik. 6 mum, aynı anda sönmüştü.
Etrafı aydınlatan o ince ışık hüzmesi de yok olup gidince, onlar ışığı yakmadan. Hızla arkamı dönüp ona sıkıca sarıldım. Yanağına uzun süren bir öpücük kondurup, "İyiki doğdun canım Ayaz'ım." Dedim.
Yüzünü yanağım ve saçlarımın arasındaki o yumuşak kısma bastırıp, "Seninleyim ya iyi ki doğmuşum." Fısıldayan sesi, içimde çığlıklar atan kelebekler oluşmasına sebep olmuştu.
...
Tam iyi oldum dedim babamın vicdanıyla baş başa kaldım. Onu kınamaktan, kınamış olmaktan korkuyorum. Ondan nefret etmiyorum ama asla da sevmiyorum. Aramadığımda kızar ararım açtığı konularla ağzıma tükürür. Tek yaşıyor çok parası var güya iş yeri kuracakmış kendisine yıllardır bize bakmıyor, geziyor, yiyip içiyor. Başka bir şey yok. Aldattı, evden atıldı. Ama onun bile bana hesabını sorabiliyor. Ben senin kızınım diyorum git annemle konuş bunları diyorum. Sen bizim boşanmamızı istiyorsun diyor. Sanki kadını onun koynuna ben sokmuşum gibi babamın tarafını tutmadığım için, erkek adam yaparmış. Ayıp çok ayıp. Yazıklar olsun böyle düşünen erkeklere.
Aylardır bana bir laptop sözü var ve yemin ederim ki belkide piyasanın en ucuz laptopudur. Markasını bile ilk defa duymuştum ama tek derdim ucuz olsun işimi görsün olmuştu.
Annem bize bıkmadan usanmadan çalışarak bakarken babam bizden bıkmaktan usanmaktan çalışamaz.
Allah kimseyi kimseye muhtaç etmesin ama en çok bizi babama ve babam gibilere muhtaç etmesin.
Amin...
Anne sen sevgi görmediğin için bize hiç gösteremedin ama bir şekilde hissettirdin. Hiçbir zaman seni seviyorum demediğim için özür dilerim ama sende hiç demediğin için bu kelimeler nasıl kullanılır bilmiyorum ama bana yaşattığın onca şeye rağmen seni gerçekten seviyorum.
Ağlamak senin için güçsüzlüktür.
Güçsüz olduğum için de affet.
Yinee içimi dökmek için buradayım. Tarih 17.04.2021, bu tarihi buraya bırakmak istiyorum çünkü şuan bu kadar bunalmış olmamın deli gibi stres yaptığım; sınavlarım, yazacağım hikayeler ve öğrenmem gereken üç dilin yükü ağır geliyor. Şükürsüz değilim benim derdimi dert görmeyen, şükreden ne kadar çok insan vardır kim bilir.
Bunu bilmeme rağmen neden bu kadar dert ediyorum bunu. Midem bulanıyor. Pişman olmaktan korkuyorum ve bir şeyler yapmaya çalışıyorum. Ya olmuyor ya da ben beceremiyorum, hep olduğum yerde kalıyor bazı hayatlara özeniyorum. Ne yapmam gerek deli gibi çalışmam mı yoksam onlar gibi hayatımı mı yaşamam gerekiyor iyi olabilmem için?
Derin bir nefes aldım. Ağlamak istiyorum. Vitaminin kullanıyordum psikolojikmen mi bilmem ama o küçük kutuda ki vitamin bana çok iyi geliyor. Ama haftalardır içemiyorum alamadığım için.
Ne yapmam gerek, hangisini hayatımın önceliği yapmalıyım?
Ders?
Hayalini kurduğum satırlar?
Veya bir gelecek kurtarma umuduyla öğrenmem gereken diller mi?
Hepsini yapacağım, yapmalıyım çünkü istiyorum. Kaçıncı satırı yazıyorum bilmiyorum ama yazmak çok iyi geldi. Şu an kafam biraz olsun rahatlıyor gibi.
Birini sevmek istiyorum, hala birini sevebilir miyim?
Umarım bir gün severim.
Lütfen 2569 bu sefer pişman olma, kendini pişman etme. Yatma, oturma, çalış. Yine mi olmadı, tekrar kalk ama bu sefer sabaha kadar durmadan dans etmek için...
Çok karışık yazdım. Anlayacağını bildiğim için sıkıntı etmeyeceğim. Seni seviyorum güzel kızım. Sende beni sev.
En çok seni seviyorum, A.
Güzel bebeğim...