Xuebing Du
Sweet Seals For You, Always
tumblr dot com
"I'm Dorothy Gale from Kansas"
NASA
hello vonnie

if i look back, i am lost

Love Begins
EXPECTATIONS

shark vs the universe

Andulka
The Bowery Presents
taylor price

❣ Chile in a Photography ❣

roma★

PR's Tumblrdome
No title available
todays bird
Cookie Run:Kingdom Official!

Game Changer & Make Some Noise
seen from Germany
seen from United States

seen from Türkiye

seen from United States

seen from Romania
seen from Uruguay
seen from Vietnam

seen from United Kingdom

seen from Brazil
seen from United States
seen from Mexico
seen from United States
seen from Germany
seen from Austria
seen from Singapore
seen from Colombia
seen from United States

seen from United States

seen from Mexico

seen from Tanzania
@rosarinov
Birisi bu eski sevgilimi Polo yaka tshirtün yakalarını yukarı kaldırınca cok havalı oluyorsun diye fena keklemiş galiba.
Sevgilime hamileyim şakası yaptım ve başkasından diye düşünmüş...
Kırıldım..
ananeme neden halıları kapının arkasına koyuyorsun dedim götünüze mi sokayım dedi. hayatım da aldığım en mantıklı cevap.
Mazide kalan birinden yeni mesaj.
”Merhaba ilayda,
umuyorum bu mesajı göndermeme kızmazsın, nasılsın nasıl gidiyor ankara? insan bir kere bile aramaz mı? inşallah iyisindir keyfin yerindedir. Aklıma geliyorsun ara sıra, diyorum ‘bu kız öldü mü kaldı mı?’ Biliyorsun istesem sorabileceğim insanlar var ama soramıyorum, sana yazamıyorum, zaten sende yazmıyorsun. Ama özlüyorum. her fırsatta bana nogayları övmeni özlüyorum, kafkasya hakkındaki uzunca muhabbetlerimizi özlüyorum, geceleri uyumamam için konu açma çabalarını özlüyorum mesela. güzeldi senli günler. Herkesin yanında sert bir hava takılırken senin yanında yumuşak ve çocuk gibi olmayı özlüyorum ve bu duruma ihtiyaç duyuyorum.garipsediğim rahat tavırlarını özlüyorum.Korkuyla bakılan gözlerime tebessümle bakmanı özlüyorum. Bana bile Yüce Allah’ı sorugatmaya çalıştın ya o cesaretli kızı özlüyorum. tam bir şımarıktın biliyorsun. Yanımda ordan oraya bir ceylan gibi sekiyordun. bense senin o sırada anlattıklarını dinlemeyip sadece izlerdim. Sonra dudak bükerdin konuşmuyorum diye, saçmalardım, baya saçmalardım, gülerdin.kimseye anlatamayacağım olayları sana kapılıp anlatırdı bende. hatırlarım o sıcak yaz günlerine Allah hakkında kouşmayı severdin, beni ters köşeye yatırırdın. Bense sana karşı tek savunmam olan “Nogayım” kelimesini kullanıp saçlarını birbirine karıştırırdım. Kızardın, sitemkar tavırların vardı, saçını düzeltmekle uğrşırdın, bense seni izlerdim, bana bakmayan gözlerine dalardım, taa ki o kutsal gözler benim aciz gözlerimle göz göze gelip şımarık bir kız çocuğu havasında dil çıkarana dek, utanır direk gözlerimi kaçırırdım. Kim bana dil çıkarma cesaretini gösterebilirdi ki? sonra sana gözlerimle senden etkilendiğimi anlatmaya çalışırken bana “o çocuğu” anlatırdın, neydeyse her gün yüz yüze baktığım “çocuk”tan bahsederdin korkusuzca. hayran bırakırdın özgüvenine. Başın dimdik, hafif şımarık. Şartlar ne olursa olsun, kendine güveninle beni müthiş etkilemiştin.ne zaman canım sıkılsa, hatta ona öfkelensem bile, hâlâ bu görüntüyü hatırlardım.Rahatlardım, içim sıcacık olurdu. yanımdaydın zaten başka ne önemli olabilirdi. gittin ama, çabalasamda gittin, anlamamazlıktan gelsemde gittin. Son buluşmamızda bana sarılmıştın hatıyor musun gitmeden önce.ilk defa ikimizi bir arada görürler mi korkusunu yenerek sarıldığım bir anda gitmiştin ve bir daha da geri gelmedin. neyse rahatsız etttim büyük ihtimalle ,senden bir cevap da beklemiyorum sadece içimdekileri anlattım, hayatta başarılar”
Yaprak döker bir yanımız öbür tarafta dal kalmadı zaten anasını siktiniz.
Tumblrım bulunsun istemediğim için beni Rusya'daki akrabaların çağırdığı isimle değiştirdim
Takip edenler dışında kimse bulamaz nihıhaha
Tumblrım bulunsun istemediğim için beni Rusya'daki akrabaların çağırdığı isimle değiştirdim
Takip edenler dışında kimse bulamaz nihıhaha
Abi resmen okulun en yakışıklılarını anlmışlar bizim sınıfa yağdırmışlar...
Bağırın ulan YARIN HATRIMI SORSAN NE OLUR BUGÜN HEVESİMİ KIRDIN BİKERE diye.
Duygu-suz-lar
O değilde içimde bir acı bir yanma var. Vicdan azabı desen değil, olmayan aşkın acısı desen hiç değil. Ama hepsinin birleşiminden daha fazla. Öyle bir acı ki sanki 2014 mayısdaymışız gibi. Öyle bir acı ki çok sevmişim de hayatım boyunca hiç sevilmemişim gibi. Öyle bir acı ki yanlışlıkla babamı ağlatmış gibi. Öyle bir acı ki kampüste komunistle tekrar karşılaşmışız gibi. Öyle bir acı ki sınavda çözebileceğin soruyu görmeden kağıdı vermişim gibi. Öyle bir acı ki bir şehid haberi izlemiş gibi. Öyle bir acı ki soğuk kış gününde yaşlı bir dilenci amca görmüş gibi. Ağlasam bağırsam ne fayda? Nedeni ne diye sormazlar mı adama? Hep dizine yatıp ağlayabileceğiniz birinin olmaması ne kötüymüş bunu şimdi fark ettim. Vicdan azabı da çekiyorum ama ne için; yaptığım şeylerden ötürü mü, yoksa yapmadıklarımdan mı? Ne kötüdür insanın kendini bilmemesi. Diğer insanlar sikip atmasın diye gizlediğimiz duygularımızı kendimiz çözemez olduk. Halbuki biz de demek isterdik belki "seni deliler gibi seviyorum aşığım sana hala" demeyi ama gururumuz vardı, şımartmamamız gerekiyordu, aslında o kadarda fazla sevmiyorduk ya da bi sebepten diyemedik hiç değil mi? Aferin bize. Ben diyen insandan korkarım zaten. Biz seni seviyorum sözüne teşekkür eden insanlar olarak bence en güzel biz severiz, tam tadında. Sevdiğimiz kadarını söyleyebiliriz en fazla, ki genelde daha azını söyleriz. Halbuki yok mudur o "senin için ölürüm" insanları... Öl desen ölmezler bilirsin, o Zaman neden böyle birşey yazarlar anlam veremezsin. İçimizden bazı saflar da inanır bu sözlere hayatlarının bir bölümünde (utanmanıza gerek yok bende inandım zamanında). Karşısındaki insanın güzel aşk dolu sözleriyle baştan çıkmadınız mı hiç? Ulan bu beni bu kadar seviyor bende en az onun kadar sevicem demediniz mi ? Sonra Tabiki bunu başardınız, o insanı ölümü göze alacak kadar sevdiniz; sonuçta o da sizi ölümüne seviyordu ya hani. Ve bir gün geldi büyük bir kavga patladı ve kalbinizin atışını sağlayan insan gitmedi mi hiç? Sonra kaldınız di mi bir başınıza. Arkadaşlarınızın dizlerinde ağladınız, en yanık türküleri açıp ağlamaktan boğazınızı ele geçirmiş olan hıçkırık size izin verdiği kadar eşlik ettiniz, intihar bile kolay gelmişken o insanın acısı bile olsa o insandan içinizde acı var siye intihardan vazgeçtiniz. Sonra zaman geçti acılarınız dindi ama asla unutmadınız. Unuttum diyeniniz yalancıdır. Bağırın ulan UNUTMAK İÇİN SEVMEDİK diye. Az cesur olun. İşte o insanları unutmadığınız için diğer insanlara hep sınırlı yaklaştınız. Ama bence o giden şerefsizlere teşekkür borçluyuz... Çünkü o gidenlerden sonra kimse canınızı yakamadı mesela. Çok sevdiniz belki tekrardan , ama gitmelerini asla yadırgamadınız. İlişkilere çok kolay nokta koydunuz, çok kolay başladınız. Kimseye ne kadar çok sevdiğinizi açık açık söylemediniz ve fazla sevmeye başladığınızda kendinizi engellediniz. O yüzden ben burdan Oğuzhan'a teşekkürlerimi sunuyorum.
Olaylar garip.
Kendimi bildim bileli erkeklere hiç güvenmedim ama tam olarak bağlanmama olayı tabi güzel bir tecrübeden sonra oldu-arkadaşa burdan el sallıyorum-. Erkek dedim ama kızlara da güvenmiyorum aslında. Bu konularda sıkıntı yok. Ama asıl sıkıntım kendimle... Hani karşımdaki insanlara güvenmediğim için kendimde güvenilmez davranışlar sergiliyorum, hatalar yapıyorum. Yargılayan olursa, karşımdakilerin hata yapmadığını nerden biliyim diyorum. Gerçi bana karşı bir hata yapıldığını öğrensem koyar mı? Hiç sanmıyorum, yaptıklarıma sayarım. Ama ne zamana kadar? Mesela en basitinden " sadakat " diye birşey varmıdır yer yüzünde? Varsa yenir mi? Giyilir mi? Bakın işte o konuda bilgim yok. Çok sadakatsizlik yaptım. İtiraf ediyorum. Hatta bir kaçında da yakalandım işin kötüsü... Yakalana yakalana profesyonelleştim tabi... Haa yok yok hala yakalanıyorum da, üstüne kılıfı güzel geçiriyorum. Peki kim bana karşı tarafında yaptığının ama sadece yakalanmadığının olası birşey olmadığını söyleyebilir ki. Söyleseniz de inanır mıyım o çok başka. Acaba hiç aldatılmış mıyımdır lan? Bak şimdi aklıma geldi. Sahi; hiç yakalamadım. Ya da hep yakalandığımdan araştırma fırsatım olmadı belkide... Arkadaşlarımın bu konuda bakış açıcı sert, her zaman öyleydi. "Sevmiyorsan, aldatmak yerine ayrıl ölöydö". Tamamda paşam sevmediğimi nerden çıkarttınız ki? Et seviyorsunuz diye sebze yemiyor musunuz? Tamam bu biraz kaltakça yaklaşım ve bilimsel olmayan bit yaklaşım oldu farkındayım ama et gelip bana ömrü boyunca beni seveceğinin asla aldatmayacağının garantisini verdide ben mi sebze yemeği düşündüm . Aslında aldatan erkeğe pek kızamıyorum. Erkek ulan, beyni farklı yönlere çalışıyor. Bir kadın istediğinde baştan çıkaramayacağı erkek yoktur. Baştan çıkarılmış erkek ne kadar suçludur ki. Ama bence en kötü ve heyecanlısı kadınındır, özellikle kadının ve baştan çıkaracağı erkeğin bir ilişkisi varsa. Ortam hesaplanır yakalanma olasılıklarıyla çarpılır elalem görürse ne derin kare köküne bölünür falan filan. Tabi bunları anneme anlattığımda yaşımın daha küçük olduğunu ve doğru erkeği bulamadığımı bulursam aldatma olasılığı iki taraflı da aklıma gelmeyeceğini söylüyor . Ne kadar tatlı... Cidde'n hayatında hiç bir sevgilisini aldatmamış bir insan varsa gelsin konuşsun benle, o kafaları da merak etmiyor değilim. Ya da belki bende o kafadayım, üstteki tüm yazdıklarımı uydurdum. Kimse bilemez
Ulan kampüsten bir çocuğu tam 7 kere “ babannem öldü” diye ektim, daha ne kadar açık olabilirim yardım edin be.
kendime yapılmasını istemediğim şeyleri başkalarına yaparım çünkü neden yapmayayım
O beni prenses peri sanıyooooo, karaktersiz pezevengin tekiyim kimse bilmiyoooo
Bu şarkıyı kendi çapımda coverladım
Bunca zaman sonra nasılsın?
35lik rakı bitmişti, ben daha önce bitmiştim. Saatler geçtikçe, şarkılar eskidikçe aklım eski "hayat"larıma kaydı... O geldi mesela aklıma... Acaba bunca zaman sonra nasıldı? Nasıl görünüyordu? Sevgilisiyle arası nasıldı ? Bizi her an sarılırken, birbirimize ne kadar hayran olduğumuzu söylerken ve gelecekteki torunlarımız hakkında bile hayaller kurarken bizi izleyen sevgilisinin midesi ne kadar sağlamdı? En yakın Arkadaşlarımdan birinin kıskançlıktan burnunu kırdığı için vicdan azabı çekmeye başlamış mıydı? Biraz araştırma yaptım ve sevgilisinden o gün ayrıldığını öğrendim... "Ve şimdi leopar için küçük ceylana saldırı zamanı ..." Zaman kaybetmeden yazdım tek soru "bunca zaman sonra nasılsın ?" Diğer gün cevap attı, hayattan her zamanki gibi şikayetçiydi ama "hayatın'dan" memnundu sanırım. Sorunları varmış, kızı terk etmiş felan. "O kız Sakız gibi yapışkan kopmaz anca uzar" demek istedim, diyemedim, içimde kaldı be... Sonra beni sordu aynı durumda olduğumu söyledim. Gene felsefe yapmaya başladı, hiç değişmemişti. 11. Sınıfta hayran kaldığım filozof Issız adam rolüne bürünmüştü. O yazdıkça bende sorgulamaya başladım. "Bu adam mıydı benim Aşkım?" Kendilerine saygım sonsuzdur fakat ay aman Allah korumuş. Konuşmanın sonlarına doğru Mersin'deki halamdan ve geçirdiğimiz o güzel yazdan bahsedip bitirdik Konuşmayı. Çünkü ne benim ailem onu, ne de onun ailesi beni severdi.- yengeleri hariç, onlar severdi beni-. Şimdi bakıyorum da o adama, suratındaki o Çölde kar yağdıracak kadar soğuk ve yer yüzünü 2 Eşit parçaya kusursuzca bölebilecek keskin bakışları aynıydı. Gene gülmemişti fotoğrafta, ayrıldığımızdan beri Gülerken çektiği bir fotoğraf görmemiştim... Gülmek pek yakışmazdı zaten. Sertti Dünya'ya karşı, hep isyan ederdi. Ama benim yanımdaki Kişiliği çok farklıydı, gözlerindeki ışıktan kendimi görüyordum, kirpık uçlarıma kadar ibadetmişcesine taparak sevdiğini Hatırlıyorum. Hiç o kadar sevilmemiştim, belki de hiç o kadar sevilmeyecektim. Ama bir yandan aklıma kavgalarımız geliyor. Harmancık da başlayıp, realde biten kavgalar. Avazımızın Çıktığı kadar bağırdığımız, kelimelere dikkat etmediğimiz hatta özellikle can yakıcı Cümleler kurduğumuz kavgalar. Biliyorum ki hayatım boyunca kimseyle o derece kavga etmiycem. Çünkü sevgilim dediğim insana asla o adama davrandığım gibi sert olmıycam. Ama belki kimseyle de o kadar yakın arkadaş ya da dost olmıycam. Ya önceden hala sevgiliyken bahsetmiştim çocukluk arkadaşımdan uzun süre hoşlandığımı. Ayrıldıktan sonra o çocuğun da benden uzun zamandır hoşlandığını öğrenince istemsiz olarak aradığım ilk insan oydu mesela... Ve fark ettim ki bu yazı uzadıkça uzar, bir kitap olur. Ben affınıza sığınarak kaçıyorum, belki bir gün bu yazının devamı gelir. Eskiden her parçasına aşık Olduğum, ama şimdi görünce kalbimde bir titreme bile olmayan , mazide Gömülü olan adamı anlatırım belki bir gün .
Teknoloji.
Bugün bir karar aldım.
Tüm eski mesajları silecektim Facebook’ta...
Evet, 2008 den 2015 ‘e kadar
Araştırdım buldum bir program silmek için.
İlk başlarda herşey iyi geçiyordu, taa ki 1 yıl öncesine inene kadar;
Ordan sonra tüm unuttuğum şeyler gözümün önüne gelmişti
Unuttuğum kişiler, konuşmalar , tartışmalar, flörtler,sevgiler,aşklar, nefretler,eski dostlar.
2 yıl öncesine indiğinde zaten duygulanıp gözlerimden yaşlar geliyordu...
O sırada tüm geçmişimin elimden kayıp gidiyor olduğunu fark ettim... Neler neler yaşanmış, kimler kimler geçmiş hayatımdan..
Yani diyeceğim şu ki geçmişim bir teknoloji icadının belleğindeymiş ve ben hiç acımadan hepsini sildim.
Mesajlara hiç acımadım ama kendime çok acıdım...
Çünkü silerken o mesajları kendimi çok acıttım.