— 𝙃𝙖𝙥𝙥𝙮 𝘽𝙞𝙧𝙩𝙝𝙙𝙖𝙮, 𝙀𝙧𝙬𝙞𝙣 𝙎𝙢𝙞t𝙝 ⋆ (𝙊𝙘𝙩𝙤𝙗𝙚𝙧 𝟭𝟰)
🆂🅷🅸🅽🆉🅾🆄 🆆🅾 🆂🅰🆂🅰🅶🅴🆈🅾❢
Xuebing Du
No title available

Andulka

izzy's playlists!

Love Begins
PUT YOUR BEARD IN MY MOUTH
Noah Kahan
No title available
Cosimo Galluzzi
Cosmic Funnies
Keni
No title available
Lint Roller? I Barely Know Her
hello vonnie
The Bowery Presents

bliss lane
Aqua Utopia|海の底で記憶を紡ぐ

Origami Around

pixel skylines
Not today Justin
seen from Portugal
seen from United Kingdom

seen from Germany

seen from United Arab Emirates
seen from United States

seen from United States
seen from Türkiye

seen from Germany

seen from Colombia

seen from Nepal

seen from Malaysia

seen from India

seen from Malaysia
seen from India

seen from Malaysia
seen from Singapore

seen from Bangladesh

seen from United States

seen from Malaysia

seen from United States
@rosenrotsplace
— 𝙃𝙖𝙥𝙥𝙮 𝘽𝙞𝙧𝙩𝙝𝙙𝙖𝙮, 𝙀𝙧𝙬𝙞𝙣 𝙎𝙢𝙞t𝙝 ⋆ (𝙊𝙘𝙩𝙤𝙗𝙚𝙧 𝟭𝟰)
🆂🅷🅸🅽🆉🅾🆄 🆆🅾 🆂🅰🆂🅰🅶🅴🆈🅾❢
self love
instagram :thetypewriterdaily
“Dünya birkaç biradan sonra güzel, Hadi dünya neyse de; Sen hep güzelsin be!”
— Fatih Alıç - Devrik Cümleler (Neyse)
“-Park soğuk, bira bitti, kahrolsun kapitalizm!-”
— Ali Lidar
dövmesine dokunmuştum
“bir insanın, bir insana varması bazen çok uzun.”
İntihar Mektupları 8 İsimsizin Mektup:
Sizi sıkmam umarım, genelde kimse beni dinlemedi konuşurken. Sürekli ‘geçer, o dert mi şükret haline, daha kötüleri de var…’ gibi binlerce şey dinledim. Bir süre sonra bende konuşmaz oldum, insanları da attım hayatımdan. Beş dakika bilmem kaç saniyelik bir şarkıya otuz beş seneyi sığdırdım mesela. Şimdi bir nokta koydum otuz beşin sonuna. Doğum günümmüş bugün, kimliğimde öyle yazıyor. Yolun yarısı demişti Tarancı, oysa hissiyatım daha çok sonu gelmiş gibi. Derdim bir kadın değil, daha önce hiçbirinin bile elini tutmadım. Bir kadının sıcaklığı nasıl, kokusu nasıl, hiçbir fikrim bile yok. ‘Derdin ne o zaman?’ diyorsunuzdur, hayatımda bir kez olsun biri gelip beni gerçekten dinlesin istedim, biraz da olsa umursanmak istedim. Kimse dinlemeyince sigaraya başladım, alkole sığındım. Onlar kurtarıcı gibi geldi biraz, ölüme yakın hissettirdiler. Aldığım her nefes, içtiğim her yudum, Azrail’in sıcaklığını biraz biraz hissettirdi. Hiç olmadığı kadar hissediyorum şimdi onun sıcaklığını. Söyleyeceklerimi belki okursunuz, belki okumazsınız inanın umursamıyorum bile. İsmim de yok zaten benim, en son on beş sene önce hocam söylemişti adımı, neydi adım onu da hatırlamıyorum. İsimsizin teki ve ziyadesiyle kimsesizim ben. Bir kızı sevmiştim lise döneminde, onun da adını hatırlamıyorum. Teninin rengi beyazdı sanırım, onu sevdiğimi söylediğimde de dalga geçmişti zaten. O da umursamadı pek, annem veya babam da dinlemedi hiç söylediklerimi. Ölüyorum ben, hatta kanıyorum. Hayallerim kanıyor, hayal kurmanın ne demek olduğunu da hatırlamıyorum zaten ama kanadığını hissediyorum içimde bir şeylerin. Bir kedi vardı mahallede, başını okşardım, onunla oynardım sadece, tek dostum oydu yani. Gene bir sabah onun yanına gidecektim, mahalledeki çocukların onu tekmelediğini gördüm. Onu kurtarmak için yanına gitmiştim, ilk dayağımı da o zaman yedim. Neyse hiçbir şeyi özleyeceğimi sanmıyorum bu banktan başka. İstanbul’un o kokusunu her çektiğimde sanki ilk kez çekmiş gibiydim. Bu da son çekişim, şarabım da bitmek üzere, son bir yudumu kaldı. Sizi sıktıysam affola, kendinize iyi bakın veya bakmayın umurumda değil. Zaten kimse de kimsenin sikinde değil…
Mektup, sahilin kıyısında bulunan cesedin sol iç cebindeydi. Adli raporlara intihar olarak geçti…
Şimdilik hiç kimseyle uykumu paylaşmayacağım. umutsuzluk dolu birisiyle hele hiç. o zaman balkondan atlamak kalıyor geriye.
Tezer Özlü (via sokaktakiyazar)