İki şey vardır ki, ruhumu hep yeni, hep artan bir hayranlık ve muthiş bir saygıyla dolduruyor. Üzerimdeki yıldızlı gökyüzü ve vicdanımdaki ahlak yasası.
let's talk about Bridgerton tea, my ask is open
Today's Document
Mike Driver

No title available
DEAR READER
Xuebing Du
dirt enthusiast
NASA
YOU ARE THE REASON
Aqua Utopia|海の底で記憶を紡ぐ
No title available
AnasAbdin
$LAYYYTER

pixel skylines

Love Begins
One Nice Bug Per Day
almost home
Sade Olutola
wallacepolsom

tannertan36

seen from Australia

seen from United States
seen from Canada
seen from United States

seen from Malaysia
seen from United States

seen from United States

seen from United Kingdom
seen from United States
seen from United States

seen from Australia

seen from Tunisia

seen from India
seen from United States
seen from United States

seen from Malaysia
seen from Brazil

seen from United States
seen from United States
seen from Brazil
@rroskolnikov
İki şey vardır ki, ruhumu hep yeni, hep artan bir hayranlık ve muthiş bir saygıyla dolduruyor. Üzerimdeki yıldızlı gökyüzü ve vicdanımdaki ahlak yasası.
Earth angel, will you be mine? Earth angel the one i adore. -)
[TEOMAN - © 1996 İstanbul Plak ] iTunes: http://geni.us/H3F http://www.teoman.com.tr https://www.facebook.com/Teoman
Listen to Jaymes Young and Phoebe Ryan - We Won't by Jaymes Young #np on #SoundCloud
İnsanın Yalnızlığı
Aslında insan yalnız bir varlıktır. Bütün kıssalarda, insanla ilgili bütün mitolojilerde, bütün beşeri dinlerde, insanın yalnızlığı tarih boyunca muhtelif şekillerde ve dillerde ifade edilmiştir. "Bu alemde insana eziyet veren onun yalnızlığıdır." Bu yalnızlık niçindir? Erich Fromm "Yalnızlık aşktan ve yabancılıktan doğar." diyor, bu doğrudur. Bir sevgiliye aşık olan kimse, diğer tüm çehreler ile yabancılaşır ve ondan başka hiçbir şeyi arzulamaz. O olmadığı zaman ister-istemez yalnız kalır. Çevresindeki fertlerle, eşyalarla ve diğer şeylerle yabancı olan kimse, onlarla bütünlük kuramaz, onlarla anlaşma sağlayamaz, yalnız kalır ve yalnızlık duyar. İnsan, insan olma merhalesine yaklaştığı oranda daha fazla yalnızlık hisseder. Daha derin olan, daha üstün ve daha seçkin bir ruha sahip bulunan kişilerin, halk yığınlarının günübirlik heveslerinden ve genel zevklerinden sıkıntı duymakta olduğunu görürüz. Veya ruhları yüceldiği ve aşkın düşüncelere kapıldığı oranda toplumla ve zamanla aralarına mesafelerin girdiğini ve zaman içerisinde yalnız kaldıklarını görürüz. Dahilerin biyogrofilerini okuduğumuzda onların en belirgin sıfatlarından birinin kendi dönemlerindeki yalnızlıkları olduğunu görürüz. Kendi dönemlerinde meçhuldürler, gariptirler ve yurtlarında yabancıdırlar. Bütün felsefelerde ve öğretilerde insan yalnız bir varlıktır ve yalnızlıktan dolayı acı içindedir. İnsan, daha bir insan olduğu ve tekamüle erdiği ölçüde genele hakim olan günübirlik sevgilere, duygulara ve basitliklere iştirak etmekten uzak durur, gittikçe meçhulleşir. İnsanı kendi toplumunda yalnızlaştıran sebeplerden biri, halkın tamamının tanıdıklarına onun yabancı olması, halkın içip tat aldığı su kaynağının kenarında onun susuz kalışı, herkesin yiyip doyduğu sofra başında onun aç kalışıdır.Ruh, tekamüle ulaştığı ve Kuran`da Adem`in kıssası diye bahsedilen aşkın insana erdiği ölçüde daha bir yalnız kalır. Kim yalnız değildir? Herkes ile aynı düzeyde olan, zamanın rengini almış bulunan, heresin rengini kendi rengi edinen, herkesle anlaşılabilir olan, her şekli ve boyutuyla varlıklara denk olan kimse. Bu insan yalnız, tek ve meçhul olma hissine kapılmaz. Çünkü herkesle birdir. O topluluk içindedir, toplulukla yer, giyinir, zevk alır ve davranır. Boşluk hissi, bu toplumun, bu zamanın ve bu günübirlik basitliklerin doyuramadığı ruhlarla ilgili bir şeydir. Kaçma hissi, yalnızlık hissi ve bu kaçışın aksüameli olan aşk hissi, onu taptığı ve anlaştığı taraflara doğru çeker. Yöneldiği yer kendisine layık olan ve kişiliği ile uygunluk arz eden yerdir. Bir ruhta yalnızlık ve aşk hissi, bu ruhun gelişmişliği oranında da güçlü, şiddetli ve daha ıztırap verici olur. İNSANIN DERDİ, MÜTEAL İNSANIN DERDİ, YALNIZLIK VE AŞKTIR.
Akşamüstü gölgeleri
Çektiğim acılar varlığımın inşasının irili ufaklı parçalarıdır. Sadece düşünmek var etmez insanı; duygularını, ruhunu ve hatta zekasının geliştiren asıl öğreticiler acılardır. O halde varım çünkü acı çekiyorum. Doğduğum günden beri anlatmak istediklerim var ve elbette asla anlatmayacaklarım ve anlatıyor gibi yapıp asla anlatmadıklarım. Önce akciğerlere değen oksijenin yakıcılığıyla başladı ilk acılar, sonra dünyanın anlamsızlığını düşünüp duran beynimin kıvrımlarındaki patlamaların elektrik çarpmalarıyla. Doğduğumu anımsıyorum, ölümü ise düpedüz hatırlıyorum. Bir insan doğduğunda gözyaşları dökülür sevinçten. Bir insan öldüğünde gözyaşları dökülür, üzüntüden. Yani hayat boyunca değişmeyen tek şey gözyaşlarıdır ve yeryüzünde gözyaşları sonsuzdur. Biri ağlamaya başladığında, bir başka yerde de, bir başkasının gözyaşları diner. Biri doğarken başka birinin de öldüğü gibi. Geriye kalan sadece gözyaşları ve hiçtir. Ve arada ağzımızda bir ömür dolandırıp durduğumuz onca laf, kağıtlara döktüğümüz onca kelime sadece bir tür duygu kalabalığıdır. Tutsaklığımızdan kurtulmaya çalışmanın beyhude uğraşlarıdır bunlar. Asla gerçekten bir şey anlatılamaz, ancak bir şeyin hayali anlatılabilir, kendisi değil. O yüzden anlatmaya değil, anlatmamaya bakarım. Anlatma derdinden çok anlatmamanın zevkine kurulurum. Ama yine de hiç susmam, eğer bir gün susarsam, bu artık söylenecek hiçbir şey kalmadığı içindir, her şey söylenmiş, hiçbir şey söylenmemiş olsa bile.
Belki de benim işkencem senin bensiz mutlu olmanla düz orantılı
Kanada'da yaşayan Fransız sanatçı Sébastien Thibault, kendine özgü basit ama güçlü tarzıyla kısa sürede ünlü oldu. Dünyanın önde gelen gazete ve dergileri için çalışan sanatçı, tek karede çok şey anlatmayı başarıyor.
Kime kafa tuttuğunu bilmen şart
“What else? She is so beautiful. You don’t get tired of looking at her. You never worry if she is smarter than you: You know she is. She is funny without ever being mean. I love her. I am so lucky to love her, Van Houten. You don’t get to choose if you get hurt in this world, old man, but you do have some say in who hurts you. I like my choices. I hope she likes hers.”
The Fault In Our Stars (2014) dir Josh Boone
Bu resmi ifade edecek cümle kuramıyorum. Çok yaratıcı tasarım
Tanrı zar atmaz
Neden bu rüyaları sen de görmedin?
Cemil Meriç (via sozmedeniyeti)