bazen hiç konuşmadığın, ötede, uzakta duran insanlarla hiç konuşmamak gerekiyor. çünkü konuştukça daha çok uzaklaşırlar. "merhaba. iyiyim, sen nasılsın?" cümlesinden öteye gidilmemeli bazı insanlarla.
DEAR READER
No title available

Love Begins
Stranger Things

roma★
Monterey Bay Aquarium
TVSTRANGERTHINGS

pixel skylines

ellievsbear
Three Goblin Art

★
art blog(derogatory)
Cosmic Funnies
d e v o n
let's talk about Bridgerton tea, my ask is open
trying on a metaphor
hello vonnie
One Nice Bug Per Day

tannertan36
Game of Thrones Daily
seen from United States

seen from Norway

seen from Malaysia

seen from Ireland

seen from South Korea

seen from United States
seen from Ireland
seen from United States

seen from South Korea
seen from United States

seen from United States
seen from United States

seen from Netherlands
seen from Lebanon
seen from United Kingdom

seen from Germany
seen from United States

seen from Australia
seen from France
seen from United States
@rufatgusein
bazen hiç konuşmadığın, ötede, uzakta duran insanlarla hiç konuşmamak gerekiyor. çünkü konuştukça daha çok uzaklaşırlar. "merhaba. iyiyim, sen nasılsın?" cümlesinden öteye gidilmemeli bazı insanlarla.
çocukken insan bir an önce büyümeyi ister, büyüyünce de tekrar çocuk olmayı..
bazen kendi dertlerimi unutup, insanların taşıyamadığı dertlerini kendi sırtıma alıyorum. onlar için üzülüp, kahroluyorum. sonra bir bakıyorum, dertlerini sırtlandığım insanlar sırtıma mermiler yağdırıyor.
akşam yemeği sonrası 1+1 evimizde abur cuburlu sofra kurup, son yaz, poyraz karayel izleyeceğimiz günlere ışınlansak artık
bazı kişileri hayatımdan çıkardım, fakat daha haberleri yok. işleri düşünce olur.
onların, üst düzey adımlar atan insanlar gibi olmaya çalışması, özenmeleri ve bu kolay usuller için uğraşması devam ettiği halde benim ise o üst düzey adımların yönünü daha üst seviyeye kendi yöntemlerimle çıkarmam ve bu halde onların bana özenmesi, beni örnek almaları için uğraşmam beni onlardan farklı kılan şeydi. insanlar "Rufat diğerleri gibi yapıyor" yerine "diğerleri Rufat gibi yapıyor" desinler diye kendi düşüncelerimin ve üretimlerimin gün yüzüne çıkması için uğraşıyorum..
tek bir şarkı, aniden ön plana çıkarak sizin konser salonunuzu tıka basa doldurabilir. tek bir kitap, size ünlü bir yazar olma yolunda büyük bir şans verir. tek bir detay, kocaman makineyi tamamlayabilir. ve tek küçük bir hata, bir insanı hayatınızdan çıkarmak için büyük bir neden olabilir..
Eğer biri sizin bedeninizi yoldan geçen herhangi birine verseydi deliye dönerdiniz. Ama aklınızı ve düşüncelerinizi karşılaştığınız herkesin ellerine teslim ediyorsunuz. Onlar da sizi kullandıktan sonra zihninizi huzursuz ve bulanık bir hale sokup öylece bırakıp gidiyorlar.
karısına ihanet edip, bir de bununla gurur duyuyormuş gibi ortamlarda anlatan fahişe ruhlu erkeklerin çoğu neden hep namus libası giyer?
ve tüm bu sağırlığımla yolda yürürken bir kadına rastladım. o da sağırdı, kimseyi duymazdı. aşık oldum ona. artık ortamlarda ondan başkasını duyamıyordum. çünkü o benim ellerimi seviyor, sıska halimi de seviyor. beni dinliyor, beni düşünüyor. üzüldüğümde hissediyor, ağladığımda ağlıyor. yolda yürürken dışa vurmadığım içimdeki sancılarımı bile hissedebiliyor. bu aşk beni hayata daha çok bağladı. artık hayattan umudunu kesen birisi yoktu, yaşamak için uğraşan birisi vardı..
insanlar hep konuşurlar, linçlerler, küçümserler. hayatım boyu, ortamlarda falan duyduğum cümlelerle tanıştırmak istiyorum sizi..;
"biraz kilo alsana" "neden sıskasın?" "ellerin niye kız elleri gibi?" "neden kız gibi sürekli duygulanıyorsun?" "giysilerin taş devrinden mi kalmış?" "şu gömlek ve pantolonun dedelerinden kalma her halde" "neden intihar ettin zamanında, bir kız için mi?" "erkek adam öyle giymez" "erkek adam bakir olmaz, karı kızla takılır hep"
bunlara benzer dışlanma amaçlı cümlelerin ateşinde kavruldum hep. kırıldım belki üzüldüm ama sonra umursamamayı öğrendim. çünkü umursarsam ayakta duramazdım. beni ben yapan şey de bu. sadece kendi benliğimle harekete geçmem, kimseyi duymadan kendi hür irademle yolu yürümem.. onlar istedikleri gibi olup, başkalarının da istedikleri gibi olmasını sağlamaya çalışan parazitler sadece. onları duymazsak, sağır hatta gerektiğinde kör birisinin nelere kadir olduğunu kendinize kanıtlarsınız.
birine bağırmak, onu rencide etmek sizi haklı ya da güçlü kılmaz. sesiniz, şiddetiniz yükseldikçe küçülüyorsunuz.
gün gelir, zamanında sevdiğin insanlarla birlikte oturduğun masaya sadece anılarla oturursun.
insan gençken hep ileriye bakar. yaşlanınca da geriye..
bugün; soğukta bir köşede çaresizce durup, enkazdan sevdiğinin çıkarılmasını bekleyenlerin günü. hastanede bir köşede sevdiğinden iyi haber duymak için uykusuz kalanların günü. kendi elleriyle her tarafı kazıyıp sevdiğini o enkazdan çıkarmak için canını feda edenlerin günü. sevgi, her zaman yaşasın içinizde. sadece bugün değil, her gün kiymetini bilin sevgi'nizin ve sevdiğiniz insanın. çünkü cidden zamanımız çok az, insan ömrü çok kısa.
çok acayip milletiz. bazı insanların kafası yardımlara, uğraşılara o kadar karışmış ki bunu sosyal medyaya yansıtmıyor ya da yansıtmak istemiyor. bu durumda sıcak evinde linç etmek için hazırda duran insancıklar "nasıl insansınız destek olmadınız" "sizden hiç beklenmedik hareketler bunlar" "siz türk olamazsınız" gibi yorumlarda bulunuyorlar. Tarkan mesela o kadar yatırım yapmış, yardım yapmış. Haluk Levent o yardımı belirtene kadar linçleniyordu. Şimdi yardımı yaptıktan sonra yazılan yorumlar şöyle "biz dedikten sonra ne anlamı var, biz söyledikten sonra ne anlamı kaldı." sıcak yatağınızdan yorum yapmak kolaydır ama şunu da bilin ki, yardımı yapan herkes bunu medyaya yansıtmak zorunda değil! Yasını tutan herkes, bunu medyaya yansıtmak zorunda değil!
yaşananların unutulmasından çok korkuyorum..