Yeni bir şey üretememenin toplumsal sıkıntısıyla insanın katı şuhuru yitip gidiyor. Neyse ne ben daktilomu seviyorum. En cok Ferdami.
Sweet Seals For You, Always
NASA
No title available
RMH
hello vonnie
we're not kids anymore.
macklin celebrini has autism
Cosimo Galluzzi
I'd rather be in outer space 🛸

Discoholic 🪩
Fai_Ryy

Origami Around

Kiana Khansmith
EXPECTATIONS

Product Placement
cherry valley forever
let's talk about Bridgerton tea, my ask is open
The Bowery Presents

❣ Chile in a Photography ❣

JVL
seen from Netherlands

seen from United Kingdom

seen from United Kingdom
seen from United Kingdom
seen from United States

seen from United Kingdom
seen from Malaysia

seen from Spain

seen from United States
seen from Colombia

seen from Malaysia
seen from United Kingdom
seen from United States
seen from Netherlands
seen from Malaysia
seen from United Kingdom

seen from Australia
seen from United States

seen from Malaysia

seen from Singapore
@ruhicuci-blog
Yeni bir şey üretememenin toplumsal sıkıntısıyla insanın katı şuhuru yitip gidiyor. Neyse ne ben daktilomu seviyorum. En cok Ferdami.
Ve nakış beyazı kaderiyle önümde büsbütün çıplakken ağlayan Ferda'ya PADİŞAH YANILGISI!!! - AY DİYORUM BAK SABAH. 2ELİM batı yakanda ölüme doğru doyarak. Şehirleri mavileştiren bir yanılgının kol dövmesinden bırakıp aşağı akan bir ağrı ile de şimdi Şuan baksan mesela bir yatağın içinde sabahtır. Gece çarşafın içine dolanmıştır.Çıkmaz. Yalın ayağını üstünde birleşmekte olan notalara sürter mutlu olur küçük kız. BİR KEMAN SESİYLE!!! -YAY DİYORUM SALTANATINI VE SİLAH. 3ü biraz geçe kafamda bir şekilde patlasın. Yanaklarından öpeyim son. Maabada aile kabristanında biri birisini bekleyecekse ben seni bekliyorum, biliyorsun.
Zangoçla -kilise mıntıkasında iki kez şey yaptık.Sessiz kaldık.Kadınımın saçları bir ara mumları kapattı.-Peder bey telefonda önemli bir hadiseyi teferruatlı anlatıyordu.Bekledik.Saint- bilmemne.Sylvian.Hatırlamıyordum.Selanikli.Rüyasında görmüştü dün gece ve Roman abi roman yazamayacaksın dedi bana. Yazmak istemedim zaten dedim kadınıma.Üzüldüğüme üzülmesin diye. Ve çok cinnetlik bir tablo.Kara fücur çiçekli , hatta fecre fiyaskolarımı damıtarak kucağımda biten hal kedinin kiliminin. Şimdi cenkte korkarak uyudum topraktır gamzelerin ve ablamın bilakis isteyip vardığı vücud. Kar atkına yakıştı. Kantsal dönüşüm. Ay. Alay..
Kurtuluş Savaşım gülümseyişini gördüğüm an başladı.
Kömr*
Pek bakılmaz fakat çok bakılıp anlaşılsın diye yaratılmış kalp güzelliğin ile yürüyorken Kocaeli Fuar'ının arkasındaki nehir yatağının önünde mor şalın boynun ile böyle komple kalp kanlarıma batırılıp batırılıp çıkarılırken gece üç hecede bitiyordu. 'Sevgilim.' -Ferda'ma.
Babam bana dedi ki *
Kenafir gözleriyle salonun ortasında;- paltosunu ağustosa bağlar hep -Ellerindeki mendilin içinde bir şeyler var eski yıllardan, -devinim. Devrilmiş ülkü ceketiyle alakadar tespihinin ipi beni boğmak için sallanırken, ellerinin edebiyat-ı cedidesine esrarlı yaklaşımıdır ecelim.Boğazlanırken kendimi senin beni kaçırıp kalbimi olaysız dağıtmak için soğuk ve türkçeye dikkat ederek konuştuğun bir şilebin en alt güvertesinde yeniden sigaraya başlarken buluyorum. Nasıl oluyorsa bilmiyorum. Birden siktir git demenin de adı konuyor. Babam bana piç diyor.. Gözlerinin elasını içiyorum. Bulunduğum yerde kalakalmışım aya bakıyorum. Ay var.Pencere var.45'likler var. Dolapta üç bira var. Birisi bomonti diğerleri tuborg kırmızı. Aykırı gamzelerinle bağ kurarken uzak ve aitsizlik evinde gardolabımın en altında sakladığım glock marka tabancanın aklıma gelmesiyle beynimi dağıtmam bir oluyor. Ölüler de kahve içer. İnanmazsan bak. Babamın bavulu yeşil. -Uzunca bir gökdelenin denize batmış hali gibi yeşil. Kül rengi gözleriyle bir bana bakıyor bir yaktığım sigaraya. "Annenler" diyor "sana emanet" ". Ama diyorum sen burada Aristotales'in Poetika'sına da ters düşüyorsun. " "Ne diyorsun lan diyor?." "Şiirin" diyorum "birlikli ve tam bir canlı varlık gibi kendi özüne uygun bir zevk duygusu yaratabilmesi için birlikli bir bütün oluşturan ve kendi içinde tamamlanmış bulunan bir başı bir ortası bir de sonu olan eylem konumuna geçmesi gerekir. Bu şekilde giderek ben senin tasarladığın başlangıca, gelişmeye ve sona maruz kalıyorum. Bu da senin yönettiğin kişisel arabeske gönül vermeme sebep oluyor. Orhan Gencebay koyuyorum pikaba. Şarkı esnasında İki üç dakika sessiz kalıyor. Neden sonra duvardaki tabloya bakıp gözlerini kapıya deviriyor. Dudaklarından bir ses duyuluyor " ben gidiyorum , haydi eyvallah". "Ben yine bana piç dedi diye anlıyorum" yani kesin onu ima etmiştir. Birden seninle Çanakkale'de oluyoruz, -Donanma'da en arka masanın denize en yakın tarafında, ellerimden tutup " baba oluyorsun" diyorsun. Sigarayı bırakıyorum.. Dolapta üç kutu süt var. Birisi safkan inek sütü. Aykırı ceketimle dağ gibi dururken yanında ve ait olduğum evde gardolabımın en altında baba olacağımı öğrendiğim gün çöpe atacağıma söz verdiğim glock marka tabancanın aklıma gelmesiyle dışarı çıkıp onu çöpe atmam bir oluyor. Sonra sen çay koyuyorsun. Babamın resmine bakıp " ah" diyorum " Hikmet efendi, hiçbir şeyden çekmedim, senden çektiğim kadar". Bir babanın , baba sayılabilecek bir piçle hesaplaşması böyle oluyor. Resmi bir daha bulamayacağım bir yere koyuyorum.
Epizot*
Kader ciddidir hatunum Allah gökbilimini de yaratandır. Seni seviyorum.
Madde 15 - Aurorar*
-Ferda'ma Duştayken o; -ölümün kafatasından beş kez kabz düşlüyorum! Sağlam bir sıkıyönetimin sakal şekliyim! Pis ve paslı olması sebebiyle -eşkiyalarca dövülmüş saçlarım.Farkındayım aksi.Ellerin ha-bire tül olup geceme dağılıyor-dağınık-lıkla-dalgınlık arasındayım..yahut ben öyle sanıyorum. -Öpülüşüyle ölümünün sıraatinden bir yol açılıyor kısa istirahatime. İstizah-ını alayim diyorum. -Göğüslerini gösteriyor -bir cumhuriyetin göğüslerini belki. 'Hepsi' diyorum 'benim'. - Şimdi kırmızı bir denize bırakıyorken -kült soyağacımın son yaprağını Kafkaesk botlarımla beraber -hele de sen -yanımdaisen- gensorusunu da tenezzülümün ( Doğa'yı, yani kendimi katletmekten) kumlara yazıyorum, uzun zamandır seni işaret eden işaret parmağım sahayesinde. Sağ elimle. - Ellerimi kucağımda birbirlerine alıştırırken, -bembeyaz kaşkollu kışın o sus pus uzun yokuşundan yeni inmiştim. Ve sen zülkarneyn'i tekrar dinlemiştin bir gün önce sesimden. Sonra n'asıl olduysa zaman geçmişti , -sen bir at arabasıyla dağlardan dönelim istemiştin. Çocuğumuz da olmuştur belki rüyanda, -öyle hissetmiştin. -Ve nerede bağlandıysa -binmek istediğin atların basireti orada asaletini yitirmişti sessizlik. Yerine geçmişti sesin yerin dibinin. - - Bağdaş kurmuş kırılmış bardakları izlersin çocukluk pijamalarını giyip -en eski salonunuzun ortasında her gece hala. Seninle alakası yoktur kaza-süsü verilmekle kalınmayıp biraz da başka odalara taşınmış saçlarının. -Aurorarı başını yasladığın yatağının en sol kısmında bir gece uyurken kavradın (yedi yaşında). Öyle keresi- oldu ki bu ışınmaların -ezan sesinde cenaze bekleyerek kandırıldı kalbin. (Üstelik kimse de bilemedi sadece bu yüzden mi hala günde iki kere ağrır kasıkların.) - Sigarayı bıraktım daha rahat kaşıklamak için gülüşünün sağ taraflarını ve -hacamat ile alnının eroinini içime gömmek için de dağ havası kokladım. Parçalanarak kaskatı -kesilmeye devam eden insanın yatağında tek başına sütunları sayarken çekilmiş fotoğrafları vardı aklımda. Sabahleyin namaza giderken mesela. Kuş seslerini dinlemek yerine hep seni arardım. İçimde fraktal bir minare parçalanması.. - Seni seviyor olmanın paganca da anlamlı oluşuyla Allah'a inanmamız.
Madde 14: Ece Ayhan Üstad'ın Yort Savul'una Mort Yamul şiiri*
Maarif Ağlar için
1- Gözlüğümü getir Ferda. Yas gözlüğümü Geceleyin odaya kapı altından sızan bilmemneyi göreceğim
2. Harbe karşılık gelecek, gerilmiş elleri rayın. Kuş-kondurduğum dudaklarının şu üç sorusuna*
3. bir.Anavatanına nasıl değinmiştir -mendebur sessizliğinin arasından?
4. İki daha derin bir cisim bulunur mu? cinnet geçiren anneannelerin omzunu dokundurduğu camlardan?
5.Üç. Kanaatimce baldırların Osmanlı kadınıdır. Dokundukça devletin inşaa etmekte zorlandığı ince yapıya, incelikle maruz*
6. En derinin akvaryumunda- Enderun suskusu, iki kere ıssız. Gülünerek ölünecek gibi imparatorluk.Gözleri morluk*
7. Anneler ve siyasetçiler. Hatta oğulları. Kaçak kadınım. Bir kez de kendi içimizden söyleyerek.
8. Soprano da olabilir. . . .Mort! Yamul!!
Ben n'apardım sen yokken? -Cenaze evlerinde gülme krizine girerdim. Beni odama babam taşırdı geceleri.*
Madde 13- Şiir*
Bâlâsına divanedir toprağım, ah balalayka vaktinde usulca büklümlü boyunları. Devşirilmiş cenaze törenlerinden filika b'il ensârıdır. Topyekün kinlenmiş devletler ve caz*
Senin ikide bir kelle kopartan halin;-sokakta kuru yaprak karartma partisinden iki cümleyle gerilla olabilecek tavrıyla yürürken üstüme üstüme ilan edilmiş duvarlar ve antibiyotik artığı o ev* -
Bağdaş kurulmuştur şimdi ancak ve ancak dikeni avuca uygulanabilecek şekilde yaratılmış ve bilhassa bize karşı sunulmuş duvar yanı çay bardaklarıyla ..o bardaklarla da uysal gerillalığın üstüne üstüne ilan ederken yürüyüşümüzü biten rey* -hükümet etrafında..
Sen şimdi illaki dün geceyi yapıştırırsın suratıma* -seni izlerken Allah'ı da gördüm.* İçinden Türkçe Yasin-i Şerif'i okuyan Peygamber nezaketinde, senin ve daha çok arapçanın baş ucunda*...
dionizyakthiasos
Üstadım Ece Ayhan'ın Fayton isimli şiiridir okuduğum. Fikriye'nin intiharına dair. Nacizane.
altyapı: dead can dance - anabasis
Ece Ayhan'dan Yort Savul!
Yine affınıza sığınıp okudum bu şiiri nacizane.
3 ağır yıldızın Denizler olduğunu söylemişti…
altyapı: grup yorum - yürüyüş
Havf Nezle*
Dayanılmaz cinneti ma'bedde delirmenin, Ağlatan enderun veci-hi*
havf verecâsı usülsüz birliğin, Tüm bunlardan ayrık vehimli -seni
görüyorum Ferda*
Toprağın öteki tarafından toprağı düzelte düzelte ilerleyen bir Mâ-i Cârî ...Yeleği melek mavisi..*