Adın nedir
Sen kısaca berf de :)

❣ Chile in a Photography ❣
Keni

JVL
"I'm Dorothy Gale from Kansas"
Three Goblin Art

Product Placement
art blog(derogatory)
noise dept.
styofa doing anything
trying on a metaphor

@theartofmadeline
todays bird

tannertan36

祝日 / Permanent Vacation
Cosmic Funnies

Kiana Khansmith
Misplaced Lens Cap
Show & Tell

★
Stranger Things
seen from United States

seen from United States

seen from United States

seen from Türkiye

seen from United States

seen from Türkiye

seen from United States
seen from Türkiye

seen from Netherlands
seen from Canada

seen from Malaysia
seen from United States
seen from France
seen from Japan

seen from Japan

seen from United States
seen from Palestinian Territories

seen from Türkiye
seen from United States
seen from United States
@sabaholsun
Adın nedir
Sen kısaca berf de :)
Umduğum felaket bu değildi. Böyle bakıyorum göğe..
"çırpınıp duruyorum dört duvarında kendimin”
Kırk cümle kuruyorsun, ağzını açmadan vazgeçiyorsun.İncinme değil bu, insana olan inancını yitirme.
"yüreğimde hiçbir şey yapamamanın boşluğu ve çok şey yapmanın yorgunluğu var
günlerce hiç kımıldamadan oturmuş ya da kendimi duvarlara vurmuş gibiyim."
ahmet erhan, milattan önceki şiirler.
“ben düşler boyu koşarken, hayat benden kaçmakta”
georg trakl, bir pencerede.
Hiçbir şey yaşandığı gibi değil.
Her şey hazırlandığı gibi..
Otların yeşil olması, denizin mavi olması, gökyüzünün bulutsuz olması, pekâlâ bir siyasettir. Kim demiş meselesi diye değil? Budalalık! Ya yağmur yağsaydı? Ya otların yeşili mor, ya denizin mavisi kırmızı olsaydı? Olsaydı, işte o zaman siyaset olacaktı."
Dünya, olması gerektiği gibi duruyorsa, hayatta bir umut vardır. Belki bir gün çikolata renginde bir yaprağın elindesin. Ya da çağla bademi renkli bir keçi. Belki de bir sabah, hiç beklemediğin bir anda, arkandan bir ses duyacaksın:
“Hişt.”
Sonra ..
Bir şeyler oldu.
İncecik bir sızı..
Boğaza takılıp batan çekirdek kabuğu hissi.
"Omnia fui, nihil expedit " her şey idim; hiçbir şeye değmezmiş.
Deseler ki
vakitten bir ekim akşamıdır,
ve yağmurların en gürültülüsü
içimde yağıyor…
Kimse inanmaz, biliyorum.
Bugün buluta, yağmura doyduğum;
ama umuda,
bahara olan inancımı
yitirdiğim gündü.
İnanmayın…
ben hâlâ içimde kara bulutlarla,
sağanaklarla,
milyon umudu bir yara gibi taşıyorum.
Ve biliyorum
bu kara bulutlar hep içimde olacak…
Yağmur sadece gökyüzünden düşmüyor;
içimde de sağanaklar var,
her damlası eski hayallerin,
kırılmış umutların
vazgeçilmiş denemelerin sonu..
Ama yine de,
belki de acının içinde bir şeyleri sevmeyi öğreniyorum.
Yaralarım, birer hatıra;
her biri kaybettiğim bir bahar,
bir inanç,
bir gülüş…
Ve ben,
bütün bu kayıplarla
hâlâ yürüyebiliyorum..
çünkü insan, en çok kırıldığında,
en çok kendini buluyormuş.
Sonbahar gibi olmak.
Hayatın tüm belirsizliklerine;
Bir meydanda savaşa hazır durmakla
sadece görmezden gelmek arasında savrulmak.
Hırkanı giyip kahveni yudumlarken
bitmeyen bir yazı özlemek,
bir yandan da rüzgârın serinliğinde
içini ısıtan hayaller kurmak.
Ve bazen, o çok anlamsız cümlenin içine
milyon anlam yükleyip,
hiç suçu olmayan kelimelerde
suç ortakları aramak.
Kışa hazırlanmak,
balkon kenarında kurutmalıklar asmak kadar zor,
ve bir o kadar sessiz bir kabulleniş.
Eylül bir kez incitti beni. Bir daha hiçbir Eylül esintisine kapılmadım. İçim ürperdi ama kapılmadım.
Devasa bir olmayışın uğultusu
İçimdeki bütün camı çerçeveyi indirecek.
Ne biliyim işte
İçimde taş gibi duran bir "anlamayı isteme" duygusu var.
Ama o taş, suya dönüşmüyor.
Sadece yer değiştiriyor.
Kimi gün kalbimde, kimi gün boğazımda.
En çok da gece sessizliğinde konuşuyor
Bir şey eksik… ama adı yok.
Belki bir ihtimal…
Beni tamamlamayacak ama anlayacak biri.
Belki bir haber, bir ses, bir göz, bir kelime.
Bilmiyorum.
Ama hissediyorum.
Hava aldığında sızlayan bir diş var içimde..
Taa en derinde .
"Kaplumbağalar yollar hakkında tavşanlardan
çok daha fazla şey anlatabilirler."
ve evet
koşanlar varır, ama yürüyenler anlar."
Canımın teline değdi, yürürken fark ettim.
Çökerken vazgeçtim kendimden..