"I'm sorry..."

tannertan36
No title available
tumblr dot com
Game of Thrones Daily
KIROKAZE
2025 on Tumblr: Trends That Defined the Year
Fai_Ryy

PR's Tumblrdome
he wasn't even looking at me and he found me
Aqua Utopia|海の底で記憶を紡ぐ
The Bowery Presents
Not today Justin
I'd rather be in outer space 🛸
Monterey Bay Aquarium

blake kathryn

Origami Around
One Nice Bug Per Day
No title available

ellievsbear
PUT YOUR BEARD IN MY MOUTH

seen from Brazil

seen from Russia
seen from Israel

seen from Australia
seen from United States
seen from India
seen from Australia
seen from United Kingdom
seen from Vietnam
seen from Argentina

seen from Pakistan
seen from Malaysia
seen from Iraq

seen from Brazil
seen from United States

seen from United States

seen from United States

seen from United States

seen from United States
seen from United States
@sadecebirsonbahar
"I'm sorry..."
Niçin seninle bir pencere kenarında oturup konuşamıyoruz?
Evden çıktıktan sonra bir şey unuttuğunu fark ederek duraklayan, fakat unuttuğunun ne olduğunu bir türlü bulamayarak hafızasını ve ceplerini araştıran, nihayet, ümidini kesince, aklı geride, ileri gitmek istemeyen adımlarla yoluna devam eden bir insan gibi üzüntülüydüm…
Bir insanın diğer bir insanı , hemen hemen hiçbir şey yapmadan , bu kadar mesut etmesi nasıl mümkün oluyordu?
İnsanlara ne kadar çok muhtaç olursam onlardan kaçmak ihtiyacım da o kadar artıyordu.
Ve bir gün her şey bitti… O kadar basit , o kadar katı bir şekilde bitti ki, ilk anda işin azametini anlamak benim için mümkün olmadı… Yalnız biraz şaşırdım , bir hayli üzüldüm ; fakat bu hadisenin hayatım üzerinde bu kadar büyük, bu kadar değişmez bir tesiri olacağını asla düşünmedim.
Hayatta en güvendiğim insana karşı duyduğum bu kırgınlık, adeta bütün insanlara dağılmıştı; çünkü o benim için bütün insanlığın timsaliydi.
Yaşadığım müddetçe türlü türlü yerler gezecek, dilini bildiğim ve bilmediğim insanlarla tanışacak ve her yerde, herkeste onu arayacaktım. Onu bulamayacağımı daha şimdiden biliyordum; fakat aramamak elimde olmayacaktı. Beni, bütün ömrümce bir meçhulü, mevcut olmayan bir şeyi aramaya mahkum ediyordu.
Bütün bunlara rağmen kafamda, onun hatırasını kirletecek bir şey yoktu.
Benim beklediğim aşk başka! O, bütün mantıkların dışında, tarifi imkansız ve mahiyeti bilinmeyen bir şey. Sevmek ve hoşlanmak başka, istemek bütün ruhuyla, bütün vücuduyla, her şeyiyle istemek başka… Aşk bence bu istemektir. Mukavemet edilemez bir istemek!
Bu karanlık ve sıkıntılı manzara ne kadar güzeldi! İçime çektiğim bu ıslak hava ne kadar tazeydi! Yaşamak, tabiatın en küçük kımıldanışlarını sezerek, hayatın sarsılmaz bir mantık ile akıp gidişini seyrederek yaşamak; herkesten daha çok daha kuvvetli yaşadığını, bir ana bir ömür kadar çok hayat doldurduğunu bilerek yaşamak… Ve bilhassa bütün bunları anlatacak bir insanın mevcut olduğunu düşünerek, onu bekleyerek yaşamak…
"Şimdi ben gidiyorum fakat ne zaman çağırırsan gelirim…" dedi. Evvela ne demek istediğini anlamadım… O da bi an durdu ve ilave etti: - Nereye çağırırsan gelirim!
Ne olur? Anlaşamayacağımızı anlarsak veda eder ayrılırız. Bu o kadar mühim bir felaket mi? Hayatta yalnız kalmanın esas olduğunu hala kabul edemiyor musunuz? Bütün yakınlaşmalar, bütün birleşmeler yalancıdır. İnsanlar ancak muayyen bir hadde kadar birbirlerine sokulabilirler, üst tarafını uydururlar; ve günün birinde hatalarını anlayınca, yeislerinden her şeyi bırakıp kaçarlar.
Başkasına merhamet etmek, ondan daha kuvvetli olduğumuzu zannetmektir ki, ne kendimiz bu kadar büyük, ne de başkalarını bizden daha zavallı görmeye hakkımız yoktur.
Kendimi bildim bileli bütün günlerimi, haberim olmadan ve nefsime itiraf etmeden, bir insanı aramakla geçirmiş ve bu yüzden bütün diğer insanlardan kaçmıştım.
Kendisinden daha dün ayrılmış gibi taze bir hasret duydum.
Kaybedilen en kiymetli eşyanın, servetin, her türlü dünya saadetinin acısı zamanla unutuluyor. Yalnız kaçırılan fırsatlar asla akıldan çıkmıyor ve her hatırlayışta insanın içini sızlatıyor. Bunun sebebi herhalde, ‘bu böyle olmayabilirdi!’ düşüncesi, yoksa insan mukadder telakki ettiği şeyleri kabule her zaman hazır.
Sabahattin Ali, Kürk Mantolu Madonna
You don’t need water to feel like you’re drowning, do you?
Jodi Picoult (via floriental)
Charles Bukowski, “No Help For That”
İçimde çok büyük bir ağlamak var.
Nazan Bekiroğlu (via simdigulumse)