Makas dergisi

祝日 / Permanent Vacation
NASA
taylor price

blake kathryn

No title available
RMH

Product Placement
Not today Justin

Kaledo Art
Jules of Nature

Andulka
Show & Tell
Cosmic Funnies
No title available
No title available
ojovivo
Game of Thrones Daily
Misplaced Lens Cap

JVL
Stranger Things

seen from India
seen from Ukraine
seen from United States

seen from United States
seen from United States

seen from United States

seen from United States
seen from United States

seen from United States

seen from United States
seen from United States

seen from United States
seen from United States

seen from United States
seen from United States

seen from Malaysia

seen from Slovakia

seen from Netherlands

seen from Malaysia
seen from United States
@sarp-yokus
Makas dergisi
Rahatlıkla söylenebilir ki Kur' an teslimiyetçiliği yasaklamıştır. Çok sayıda sahte büyüklük ve otorite yerine Kur' an, sadece tek ve biricik teslimiyeti tesis etmiştir: Allah'a olan teslimiyet. Ancak Allah'a olan bu teslimiyette Kur'an insan için özgürlük inşa ederek, onu bütün korkulardan ve diğer bütün teslimiyetlerden kurtarmıştır.
İslami Yeniden Doğuşun Sorunları, Aliya İzzetbegoviç (Sayfa 128)
Sarsılmış olan dini her yerde sağlamlaştıralım, islama güven inşa edelim, gençliğimizin ruhu için mücadele edelim, yabancıların elinde bulunan eğitim ve basın kuruluşlarını geri alalım, her yerde toplumsal şuur, sorumluluk, birlik ve beraberliği kuralım, saflarımızı her yerde sık tutalım, tek kelimeyle: En güzel ve mümkün olan en geniş ölçüde organize olalım.
Aliya İzzetbegoviç
''Hayatın içindeki bütün kavgaların, cebelleşmelerin ardından 'kısmetse olur' teslimiyetini seviyorum.
Kısmetse olur, değilse olmaz. Budur...''
Tarık Tufan
Vakıflarda, cemaatlerde veya derneklerdeki ölçütüm şudur: İnsana şahsiyet, karakter kazandırmayı hedeflemeyen her dini hareket eksiktir. İslâm'ın kişilere mevki, makam kazandırmak gibi bir vaadi, derdi yoktur. İslâm insanlara şahsiyet kazandırır.
Empati ve alâka, tweet’ler sayesinde öğrenilemez. Bir “hashtag” yetimin dokunuşunun yerini alamaz. Bir resim binlerce kelimeyi aktarabilir; fakat bir insan bunun daha fazlası… Yaşadığınız yerde mülteciler varsa, muhtemelen yapıyorsunuzdur, gidin ve hizmet ederek onlarla vakit geçirin. Hayat hikayelerini dinleyin, gülümseyin onlara, kalplerini hoşnut edin. En azından, sizin yapabileceğiniz şey budur.
|Omar Suleiman
Okumamış, ihmal edilmiş ve mutsuz bir anne, Müslüman halkların yeniden doğuşunu başlatacak ve başarılı bir şekilde devam ettirecek oğul ve kızları büyütemez. Anneliğe toplumsal etkinliğin rütbesi verilmesi için İslam'ın ilk adımını atması gerekmektedir. Haremlere (çok eşliliğe)son verilecektir.Kadına haksızlık yapmak için kimse İslam'a dayanma hakkına sahip değildir ve bu tür suistimallere son vermek zorundadır.
Mehdi bizim tembelliğimizin adıdır veya sıkıntılar ve sorunların ağırlığı imkanlar ve mücadele vasıtalarla kıyaslanamayacak derecede büyük olduğunda, güçsüzlüğümüzden büyüyen yalancı bir umuttur.
Halkın eğitimini sağlayan ve özellikle etki alanı kitlesel olan basın, radyo, televizyon ve film, İslami entelektüel ve ahlaki otoritesinde şüphe duyulmayan insanların elinde bulunmalıdır. Bu gibi kurumların, ahlaksız, dejenere olmuş ve kendi boş ve manasız hayat anlayışını başkalarına benimsetecek kimselerin insiyatifinde olması neredeyse kural olarak görülen bir durumdur. Buna kesinlikle izin verilmemelidir. Cami minarelerinden ve televizyon vericilerinden halka yönelen mesajlar birbirine zıt olursa ne elde edebiliriz ki?
Müslümanlar yaşamak ve ayakta kalmak istiyorsa eğer o, ortamı, topluluk ve düzeni yaratmak mecburiyetindedir. O dünyayı değiştirmek zorundadır, aksi taktirde o değişecektir. Tarihte var olan hiçbir hakiki İslami hareket yoktur ki aynı zamanda siyasi hareket olmasın.Bunun sebebi İslam'ın bir din olmakla beraber aynı zamanda da onun bir felsefe, ahlak, düzen, tarz, atmosfer, tek kelimeyle hayatın tamamını kuşatan bir şey olmasındandır.İslami inanç ile, gayr-ı İslami yaşamak, üretmek, eğlenmek ve hüküm sürmek mümkün değildir. Bu durum ya münafıklar ya da mutsuz ve birbiriyle çatışan insanlar için geçerlidir. (Ne Kur'an-ı Kerim'i terk edebiliyorlar ne de bulundukları şartları değiştirmek için kendilerinde güç bulabiliyorlar). Ya bir çeşit keşiş ve yalnızlığı seçen kimseler (onlar dünyadan elini çekiyorlar çünkü o dünya İslami değildir) veya nihayetinde İslam ile ilgili ikilemde olan insanlar ki bunlar İslam' ı terk edip var olan hayatı ve dünyayı olduğu gibi daha doğrusu başkalarının o dünyayı biçimlendirdikleri gibi benimserler.
vurulduğunu söylediklerinde henüz çocuktum aklım ermiyordu henüz bazı şeylere hep ölüyordunuz azize anlamıyordum çocuktum şimdi beni sorarsan azize ölen her kardeşimle ölüyorum her toprağa düşenle ben de düşüyorum inan tüm acıları bir yürekte taşımak çok zor azize tüketiyor adamı ama beraber ağlayacağız ağlanacaksa gülünecekse beraber güleceğiz sana şimdi mutluluklardan söz etmek olmayacak ancak er geç sevdanın tanyeri atacak inanıyorum bu inanç değilmi ki bizi ayakta tutan inanç değil mi alnımızı her toprağa koyuşta yüzümüzü ağartan ki bu yangınlı bir sevdadır uzundur unutulmazdır inan azize esir kamplarını hep senin için yapıyorlar yeni azizeler doğmasın diye ölüm hapları üretiyorlar senin için çalışıyor silah fabrikaları seni daha çok köleleştirmek için özgürlük şarkıları besteliyorlar adına ve durup ezilmişliğine bir dolu amin diyorlar görkemli mabetlerde bırak özgürlükleri onların olsun azize insan hakları beyannameleri onların olsun tevratları incilleri marxları leninleri onların olsun barışları güzel günleri inan bunlar inandıkları şeylere de sadık değiller senin saçların denli dürüst değiller inan bunlar Hiroşimada ölen çocuğun destanını yazarlar da seninkini yazmazlar acıları onlara layık görmezler de sana layık görürler sanatçıları düşünürleri politikacıları yani büyük insanları toplumlarının sana sağır ve dahi kördürler ayağına diken batmaya görsün rus çocuklarının amerikan çocuklarının yahudi çocuklarının ayağına diken batsa feryadu figan koparırlar da burunlarının dibindeki azizeleri görmezler seni asla sevmezler azize seni hiç mi hiç sevmezler bu yüzden çocuk dediklerinde sen değilsin söyledikleri asla sen değilsin ki bu yüzden özgürlük dediklerinde sen bukağıları anla eşitlik dediklerinde sen ezilmeyi anla kendi payına onların şarkılarını söylemedikçe sen bunları böyle anla azize sana ne kadar uzaklar biliyor musun sana oldukça uzaklar bense seni bir yürek çırpıntısında duyuyorum o denli yoğun inan azize sömürüyü sevmedikçe bizi sevmezler zulme rıza göstermedikçe hakikate yandaş oldukça unutma bunları azize tanı bunları Allah’ın nusreti gelende nasıl geleceklerse insanlar bölük bölük senin şarkıların okunacak meydanlarda unutma bunu biliyor musun azize emir kulu olmasaydık her şey kolaydı Umutlu olmasaydık Sevdalı olmasaydık Kolaydı herşey ölenle ölmeseydik Kardeş dememiş olsaydık birilerine İnsan dememiş olsaydık Bir ertelenmez yazgıdır bu yakamızı bırakmaz Artık kendi şarkımızı söylemeliyiz Bir zulüm şarkısını değil Umut bizimle olmalı Umutsuzluk bizden uzak olmalı kusursuz bir sabahı karşılamaksa umut umut her an yürekte uyanıksa sancılıysa sevdalanmak acıyla karışıksa vaktidir bu şarkıyı öyle söylemek yani umutlu yani kavgalı hoyrat söylemek sevgili azize yazmakla bitmez anlatacaklarım hem hep yazmak bize acı çekmek size mi düşecek hep ben yazacağım siz hep acı çekeceksiniz böyle giderse inan gözyaşlarını silmeyi o kadar isterdim ki ya da senin gözyaşların gibi toprağa karışıp gitmeyi anlıyor musun?
"Hatay Suriyelilerindir. Diyarbakır Suriyelilerindir. Konya Suriyelilerindir, İstanbul Suriyelilerindir. Tıpkı Halep’in, Şam’ın bizim şehirlerimiz olduğu gibi…”
[ Sezai Karakoç ]
Antidepresan Niyetine
Furkan 63: Sana yapılan kötülüğün karşılığını vermek yerine. Öfkenin dinmesini bekle.
İnşirah 1-3: Seni huzursuz edecek işlerden uzak dur. İhtirasını törpüle.
Maun 4-5: Eleştirinin keskin bir bıçak olduğunu unutma. Söyleyeceklerini iyi tart.
Mücadele 7: Hiçbir sırrın sonsuza kadar gizli kalamayacağını unutma.
Rahman 7-9: Çıkarcı olma. Adil davran.
Tekasür 1-2: Kibrine yenilip hep daha fazlasını isteyerek hayatını zehir etme.
Tevbe 40: En zor zamanda bile kesinlikle ümitsizliğe kapılma.
Fatır 19-22: Senden iyi durumda olanlara bakıp üzüleceğine, senden zor durumda olanları görüp rahatla.
İsra 37: Kibirli olma, alçakgönüllü davran.
Müddesir 1-5: Kendini fazla abartma.
Tekvir 25-27: Her şeyin üstesinden gelemeyeceğini asla unutma.
Bakara 156: Çaresizlik tuzağına düşme. Her zaman bir umut ışığı olduğunu aklından çıkarma.
Beled 5-6: Her şeye hakim olmak için uğraşıp hayatı yaşanmaz hale çevirme.
Hucurat 10: Büyüklük kompleksine kapılıp, insanları ezerek arkadaşlarını kendinden uzaklaştırma.
Muhammed 7: İyiliği karşılık beklemeden yap.
Rum 21: Tek başına mutlu olunamayacağını bil. Çevrenin mutluluğu için gayret göster.
Vakıa 83-87: Ölümden korkmak yerine, ölüm gerçeğiyle yüzleş.
Bakara 263: Yaptığın iyilikleri unut. Anlatarak onları kıymetsizleştirme.
Fecr 27-28: En sevdiğin şeyleri, başkalarıyla paylaşmanın keyfine var.
Hakka 33-35: Hayatının vazgeçilmezleri olsun. Onları küçük çıkarlar için asla feda etme.
Haşr 10: Muhatabına güvenmek istiyorsan, önce sen güvenilir ol.
Kalem 1-2: Yazdıklarının ve yaptıklarının peşini bırakmayacağını unutma. Gücünü insanların yararına kullan.
Münafıkun 4: Bencil olma, tebrik etmeyi bil.
Saff 2: Yalandan uzak dur.
Yusuf 32-33: Modern hayatın çarpıklaştırdığı kadın-erkek ilişkilerinin, hayatını esir almasına izin verme.
Ankebut 41: İyi bir dostun, paha biçilmez olduğunu aklından çıkarma.
Al-i İmran 92: İyilik yapma arzunu, şarta bağlama. Vermek almaktan daha büyük bir ihtiyaçtır, asla unutma.
En'am 50: Önyargılarla hayatı kendine zehir etme.
En'am 60: Bildiklerinle açıklayamadığın şeyler, hayatının kâbusu olmasın.
Felak 1-5: Korkuların tutsağı olarak yaşamaktan vazgeç.
Hacc 46: Kendini, hep daha iyiye ulaşmak zorunda olduğuna koşullama.
İbrahim 42: Merhametli olmaktan asla vazgeçme.
İsra 23: Anne ve babana 'öff' bile deme.
Nisa 149: Kendini sürekli övmekten uzak dur.
Yunus 12: Vazgeçilmez olmadığını kabul et.
Enfal 56: Sözünüzde durmamanın utanç verici olduğunu aklından çıkarma.
Furkan 43: Heveslerini kendine ilah edinme.
Necm 3: İnanma duygunu diri tut.
Nisa 58: Karar verirken, vicdanının sesini duymazlıktan gelme..
Dil değişir, zaman değişir, zulüm değişmez…✋
Bilgi Çağı'nda bilmemek ölümle eş değer sayılıyor. Ebu Derda diyor ki: ''Ya alim ol, ya öğrenci ya da dinle, asla başkasına meyletme yoksa helak olursun!'
' Ortalık kendini biliyor sanan, yarım akıllı cahillerle dolu. Öyle bir cahillik çeşidi ki bu; ''cahil olduklarına işkenceyle bile inandıramazsınız onları!'' Konuşanı da dinleyeni de helak ediyor, sadece dinlemeyen kurtarıyor ruh sağlığını!
Televizyonlar, gazeteler, radyolar, üniversiteler, kitap rafları kuşatma altında. Cehalet hiçbir dönemde böyle hızlı yayılmamıştı...
2-3 yaşındaki çocuklar pardon bebekler için "eğitim ve okul" kelimelerini ardarda kullanalım. Üstüne bir de "mecburiyet" ekleyelim.
Annesinin sıcaklığını, şefkatini arayıp da ağlayan bebeklerin üzerine "daha alışacak" diye demir parmaklıklı (korunaklı) kapılar kapayalım.
Sonra eğitim adına 30 kişilik bebek sınıfından aynı uyumu, biyolojik ritmi, ruhsal düzeyi, algı kapasitesini bekleyelim.
Ardından "kurallara uymayan" bebeklere nasıl "disiplin" kuracağımız ve "otorite" sağlayacağımızla ilgili kafa patlatalım.
Ve tabii ki ödüllerden, cezalardan söz edelim. Sisteme entegre olmanın faziletleri bahsine değinelim.
Yıllar sonra belki bir muzice falan olursa; bebekliğinde anneden ayrılan çocuk travmalarından, baskı ve disiplinin kısıtladığı öğrenme güçlüğünden, iki kere ikinin SADECE dört ettiğini düşünen ve duyguları matematikle hesaplayan gençliğin hallerinden konuşabiliriz.
Çocuğunuza özgüven kazandırın ♥ :)