Bu gece sana, içimde biriken bütün sessizliklerin içinden yazıyorum. Öyle gürültülü değilim bugün… Hatta belki de hayatımın en sessiz yerindeyim. İnsan bazen konuşarak değil, susarak anlatır ya kendini… İşte ben de o yerden sesleniyorum sana.
Bilir misin, bazı geceler vardır; insanın içinde bir yol açılır. Ne haritası vardır o yolun ne de bir yönü… Ama yine de yürümek istersin. Ben de öyle bir gecedeyim. İçimden geçen her şey, sanki yıllardır beklediği bir vedayı fısıldıyor. Ama bu bir kopuş değil … Bu, kendime doğru bir çekiliş.
Kırşehir’in sokaklarını bilirsin… Yağmur yağdığında taşların rengi değişir. O ıslaklıkta çocukluğum yürür hâlâ. Sokak lambalarının altında dönen o sarı ışık… Ben hep oradaydım sanki. Uyur gibi gezen bir çocuk… Gözleri yarı kapalı, kalbi sonuna kadar açık.
Ben güneşi hiçbir zaman tam sevemedim. Gözümü alırdı. Ama yağmur… Yağmur benim içime dokunurdu. Bulutlar yürürken ben de yürürdüm. Dağlar duman olduğunda, içimdeki yükler biraz daha hafiflerdi. O yüzden en çok böyle geceleri sevdim ben. Kimsenin olmadığı, herkesin uyuduğu, seslerin bile kendini sakladığı geceleri…
Bugün yine öyle bir geceyi düşünüyorum. Sessizce yürüdüğüm bir yolu… Kimseye haber vermeden, kimseyi ürkütmeden… Sanki bir gölge gibi geçip gittiğim bir geceyi…
Ama sana bir şey itiraf edeceğim…
İnsan aslında gitmek istemez.
Sadece biraz hafiflemek ister.
İçinde taşıdığı yükleri bir yere bırakmak… Anlaşılmamış cümleleri, yarım kalmış duyguları, içe gömülmüş kırgınlıkları… Hepsini bir kenara bırakıp, sadece “olduğu kadar” olmak ister.
Ben de o kadar olmak istiyorum işte.
Ne eksik, ne fazla…
Bazen Kümmetaltı’na gidiyorum. Sessizce duruyorum. Bir ismin başında… “Mavişim” diyorum içimden. Sesim çıkmıyor ama kalbim duyuyor. Bir Fatiha iliştiriyorum zamana… Sonra dönüyorum. Ama aslında orada bir parçam kalıyor.
Belki de insan dediğin şey biraz eksik dönmektir.
Her gittiği yerden bir parçasını bırakıp, biraz daha azalarak yaşamak…
Ama bil ki, bu yazdığım bir veda değil.
Bu, içimdeki ağırlıkları sana emanet etme çabası. Çünkü sen, benim kelimelerimin sığındığı en güvenli yer oldun hep.
Eğer bir gün, bir cuma sabahı…
Saat 8.30 civarında…
Yağmur ince ince yağıyorsa…
Bil ki ben yine oradayım.
Ama bu kez gitmek için değil…
Kendimi biraz daha bulmak için.
Azize,
İnsan bazen kaybolarak kendine ulaşır.
Ve ben…
Henüz tamamen kaybolmadım.
#azizeyemektuplar #aykiriduygular #icselduygular #Kümbetbaba


















