Baba…
Sana çok ihtiyacım var Baba, elimden tutmana, yanımda olmana çok ihtiyacım var Baba
Phantogram Three
hello vonnie
Sweet Seals For You, Always
No title available
🩵 avery cochrane 🩵

Discoholic 🪩
art blog(derogatory)
2025 on Tumblr: Trends That Defined the Year

No title available

tannertan36

bliss lane

#extradirty
🪼

pixel skylines
The Bright Sessions
𓃗
Fieri Frames
Show & Tell

Game Changer & Make Some Noise
sheepfilms
seen from France

seen from Malaysia

seen from Türkiye
seen from United Kingdom

seen from Ecuador

seen from Brazil

seen from Türkiye
seen from Kenya
seen from Iceland
seen from Italy

seen from United Kingdom

seen from United States
seen from South Korea

seen from United States
seen from Türkiye

seen from Brazil

seen from United States

seen from Thailand

seen from Bangladesh

seen from Malaysia
@sehrztglmez
Baba…
Sana çok ihtiyacım var Baba, elimden tutmana, yanımda olmana çok ihtiyacım var Baba
En doğru ilişki ayrılığın asla bir seçenek olmadığı ilişkidir.. Mesela bir problem mi var konuşup çözelim küs uyumayalım.. en ufak pürüzde pes edip vazgeçen insanlar beni aşırı soğutuyor.
Her şeyi bırakıp çekip gitmek istiyorum ama nereye giderim, kim bana kapısını açar, kim sarılır, kim kucak açar bilmiyorum. Belki de bilmediğim için hiçbir yere gidemiyorum. Belki de gitmiyişimin sebebi, kimsenin beni öyle beklemediği içindir, ama yine de gitmek istiyorum..
Ramazzan geldi, iftar sofrası kuruldu masaya bir tabak, bir çatal-kaşık eksik kondu. Soframız da bir sen eksiksin Baba...
Bu garip bir veda olacak çünkü, aslında sen hep içimdesin..
Bazen aklım almıyor; onu yalnızca ben, hem de öylesine içten, öylesine dolu dolu severken, ondan başka hiçbir şey görmez, bilmezken, ondan başka hiçbir varlığım yokken, nasıl olur da onu bir başkası da sever, sevebilir veya o bir başkasını nasıl sevebilir?
Cenaze günü çok soğuktu. Tabut musalla taşının üstündeyken insanlar sıraya girmiş, "Başın sağ olsun," deyip duruyorlardı. Farklı farklı insanlardı. Kimisi akraba, kimisi arkadaş, ama hepsi birbirinin eşiydi sanki.. hepsi yaşıyordu çünkü. Başka bir alemdeydiler.. ölü ve ölü sahibi, babam ve ben başka bir aleme aittik.
Aldatmak, anlamların sığmadığı bir harf dizisidir, eğer sana aldanabileceğim kadar kendimi bırakmışsam, araya üçüncü kişilerin girmesi anlamına gelmiyor, araya yalanların girmesi bile aldanmışlık hissiyatı uyandırıyor insanda. güneşin doğası gelmiyor kendi gözlerinle yakaladığın yalana dolanmış cümlelerle. her şeyi yere düşüyor günlerin, zamanların. onca zaman, nasıl kandırılmaya izin verdim diye soruyor insan kendine. ben kendimden nefret etmiyorum.
bende zayıf yanı sen yarattın. kırabileceğin noktaları sen işaretledin ben uyurken. kalemi ben vermiştim, fakat bana batır diye değil. alnıma birkaç yazı yaz, yarınımda olmasan da olur, bugünüm güzel olsun diye belki. beni kendi bedenimle aldattın, benimle sevişirken, beni severken bambaşka biri yaratıyordun içinde.
hepsini bir deniz kenarında, üç beş saniyeye sığdırdığın yabancılık hissinden okudum. okumak bazen kaçmaktır. ki sen bilirsin, nefret ettiğim kitapları bile ağlayarak, küfrederek okumaya devam ettiğimi benim. ki sen bilirsin, bende üç varsa, beş hayal ettiğini senin.
bir başka beden girseydi araya, ki eski sevgililerini öldürmek için kullanmasaydın saç aralarımı.
ya da kullansaydın.
sen, onları içinde yaşatmak, diri tutmak için kokladın ellerimi. ellerime çiçekler çizdin, sana papatyalar alacaktım üstelik. çizmeyi bilmiyorum, öğrenecektik, tüm dini kitaplar gibi. ki nerden bilebilirim inanmak bir uyuşturucu çeşididir, sana inanmayıp, gözlerine göz bebeklerimi emanet etmeseydim,
inan tüm sevgililerinle sevebilirdim seni.
sen, onları içinde yaşatmak için, benim içimi öldürene kadar, inan yarınımız olmasa da olurdu. bugünler güzeldi.
şimdi tüm küfürleri kaldırım kenarına oturmadan edebiliyorum, ağzımdan çıkabiliyorlar alkol kokmadan dudak kenarlarım. şimdi senden nefret edebiliyorum, her gittiğim yerde iki kahve istiyorum. "biri sikilmemiş olsun." bir diğerini ağzınmış gibi deliyorum çay kaşıklarıyla. sonra masaya döküyorum. masadan atılıyorum.
seni içimden atıyorum, beni merak et, beni öl, beni yaşa, canın yansın, canını yaksınlar, saç aralarına ihanet tutuştursunlar.
şimdi yoksun, ama her aklıma geldiğinde ne olur ısrar ettirme.
Beni aldattığına inanmayıp binlerce kez gözlerimi yıkadığım gece...
Cennetin en güzel yerlerini gülüşün aydınlatsın
Dinlersem ağlarım diye geçtiğim şarkısın
Hayata dair ısrarcı olmamış olabilirim pek İstikrarlı da sayılmam. her şeyden çabuk sıkıldığım da doğrudur. tamam; bir de geç kalma huyum var. çabuk yorulmuşta olabilirim. bazen gıcıklaşabiliyorum ama hak ediyorlar. sinirlenince sesimin tonunu kontrol edemiyor da olabilirim. son zamanlar da acayip duygusallaştığım da doğrudur. kırılıyor olabilirim. yalnız ağlıyor da olabilirim. sevdiklerimi de özlüyorum. gereğinden fazla açıklama yapmam, yanlış anlaşılma korkusundan olabilir. pişmanlıklarla dolu da olabilirim. kimseye güvenmediğimdem herkesle arama mesafe koyuşlarım. her şeye rağmen gülümsediğim de doğrudur. ama neticede insanım işte. yaralarımı göstermiyor olmam, yaralı olmadığım anlamına gelmez.
Seni çok seven bir kız vardı. Onu hiç unutma, çünkü seni o kadar çok seviyordu ki, ona kötü davrandığında tüm gece ağlıyordu ve ertesi gün hiçbir şey olmamış gibi davranıyordu. Onun kalbini kırdın yine seni affetti, yine senin yanında oldu. Biliyor musun üstündeki kıyafeti ya da giydiğin ayakkabının aynısını bulabilirsin, ama bir daha asla böyle sevebilecek birini bulamayacaksın..
Gitme vakti geldi Olric.
-Nereden gitme vakti geldi efendimiz?
Kalbinden Olric kalbinden.
-Hiç gelmemiştiniz ki efendimiz.
O zaman neden bu kadar canım acıyor Olric?
-Çünkü hep kalbindesiniz sanmıştınız oysa bir kere bile sizi kalbine almamıştı efendim.
Beni neden uyarmadın Olric?
-Aşkından sağır olmuştunuz efendim.
Çok mu bir şey istiyoruz hayattan? Sonsuz mu isteklerimiz yada hiç bitmediği için mi hep bu kargaşa gürültü çaba sonunda zaten yine kazandığımız herşeyi ardımızda bıracağımızı bildiğimiz halde ne bu sürekli savaş halinde olmamız hayat kimseye neden adil değil. Herşey çok fazla geliyor bazen, hatta her zaman çok fazla geliyor. Ben kaldıramıyorum yenildim artık lütfen dünya, insanlar, kavga gürültü herşey dursun. Eziliyorum ben yok oluyorum ve kimse farketmiyor ezilmiş parçalarım üstüne basıp geçiyorlar. Benliğim ayaklar altında ben kaybettim çekiliyorum herşey sizin olsun...
"beğenmiyorum kendimi" derdi onun kusur sandığı her zerresine dalmışken,gülerdim. keşke fark etse artık diye içimden geçirmeye başlardım.kimseyle iki çift laf edesim yokken sana evin perdelerini bile anlatasım vardı,hiç kimsenin sesine katlanamıyorken senin sesin bir senfoni gibi kulaklarımdan hiç eksilmesin isterdim. keşke fark edebilsen artık sevgilim.beni duyman beni görmen için çok kez çıkmaz yollara girdim,kaybettim kendimi.şimdi kaybettiğim tek şey zamanmış gibi geliyor.
• birini özlediğim zaman ne yapacağımı bilmiyorum. bazı hislere çok aşinayım, bazılarına hiç alışamadım. bazıları uzun uzun duvara bakmamı bile sağladı. ne diyeceğimi bilemediğim oldu. ellerimi nereye koyacağımı bilmediğim zamanlardan geçtim. kendimi tekrarladığım, konuştuğum cümlelerin anlamını bilmediğim zamanlarda yaşadığım oldu. seni özlemek hiçbir hisse denk değil. bunun ağırlığını on insan zor taşır. ben tek başıma taşıyorum. seni özlemek garip bir his. seni özlüyorum aklında olsun.