Benim İlk Genelev Maceram Hüsranla Bitmedi!-2
Jale, Ülker ve Ben Alsancak’ta bir süre dolaştık. Bana birkaç giysi aldık. Ne aldıysak parasını Jale ödedi.
Başlangıçta bu beni huzursuz etmişti, ama Ülker’in dürtüklemesiyle sesimi çıkarmadım. Eve döndüğümüzde
hava henüz karamamıştı. Jale akşam yemeği için bir yerlere gitmeyi teklif etti, ama Ülker kabul etmedi,
“Mesut’un gitmesi gerekiyor Hayatım. Başka zaman bir gece sende kalacağız, söz veriyorum!” dedi. Ülker
benim adıma da konuşuyordu ama bu beni nedense huzursuz etmiyordu.
Jale’nin evinden kısa süre sonra ayrıldık. Yol boyunca konuşmadık sayılır. Ülker’in evine vardığımızda,
aldığımız eşyaları alıp eve girdik. Mont, pantolon, gömlek, iç çamaşırı, çorap ve ayakkabı almıştık. Kemeri de
ihmal etmemişti Ülker. Zaten alınan ne varsa o seçmişti. Yorgunlukla kendimizi koltuğa attık ve bir süre sustuk.
Sanki sözün bittiği yerdeydik. Bir şeyler konuşulacaktı ve onun zamanının gelmesi bekleniyordu. Sessizliği
Ülker bozdu sonunda. Çantasından çıkardığı bir miktar parayı bana uzattı; 500 liraydı para. “Jale verdi,
emeğinin karşılığı olarak!” dedi. Para elimde bir süre baktım. Ne söyleyeceğimi bilemiyordum. Ülker yerinden
kalkıp yanıma geldi ve bana sarıldı; dudaklarıma bir öpücük kondurdu. Sonra ayağa kalktı, kolumdan tutup
beni de sürükleyerek mutfağa götürdü. Ocaktaki suyun altını yaktıktan sonra yanıma gelip oturdu ve “Bu,
benim dünyanın başka bir şekli Mesut!” dedi.
Para halen elimdeydi, ne söyleyeceğimi, ne yapacağımı şaşırmış durumdaydım. “Şimdi o parayı cebine koy ve
beni iyi dinle… Önünde bir aylık zaman var. Okul bittikten sonra istersen seni bu yaşamın içine sokabilirim…
Yemin ediyorum, çok kısa zamanda bu alemin 1 numarası olacaksın! Eminim, bu dünyanın içinde çok güzel
dolaşacak ve yaşayacaksın!” dedi.
Bu Jigololuk, yani fahişelikti.
Ona, “İçinde yaşadığın dünyada mutlu musun Ülker?” diye sordum. “Elbette mutluyum! Herkes gibi bir
mesleğim var; çalışıyorum ve para kazanıyorum. İşimi severek yapıyorum, o nedenle mutluyum!” dedi,
çenemden tutup yüzümü kendine çevirdi; gözlerini gözlerime dikti ve soru sorar gibi baktı, “Biliyor musun, ben
kendimi oldukça ahlaklı görüyorum! Çünkü vücudumu satmayı meslek edinmişim ve devletin bana verdiği
izinle bunu yapıyorum. Biraz önce birlikte olduğun Jale’nin evli ve iki tane çocuk sahibi olduğunu biliyor
musun? Daha da ötesinde şunu bilmeni isterim; Jale fabrika sahibi birinin karısı. O bu işi zevk için yapıyor.
Yani o sürekli olarak birileriyle kocasını aldatıyor. Orospuluk yapıyor senin anlayacağın. Jale gibi, bu piyasada
binlerce kadın var aynı şekilde yaşayan. Her birinin bin bir tane mazereti var; mazeretteki amaç, yediği halta
bir kılıf bulmak. Tek düşünceleri değişik bir yarak ve farklı kişilerle birlikte olmak; bunu biliyorum. Benimse üç
aydır birlikte olduğum kimse yok. İşyerinde odama aldığım erkeği boşaltıyorum ve gönderiyorum. Bunu
yaparken de kimseyi aldatmıyorum. İstatistikler, dünya kadınlarının %27’si eşlerini ya da sevgililerini sürekli
olarak aldattığını gösteriyor. Ara sıra aldatan kadın sayısı %58. Kadınların %84’ü eşlerini ya da sevgililerini en
az bir kez aldatmışlar. Bunları ben söylemiyorum, istatistikler söylüyor. Ben mesleğimi yapıyorum ve kimseyi
aldatmıyorum. Bağlı olarak da kendimi gerçekten de temiz ve ahlaklı görüyorum.” dedi.
Bir genelev kadını iki dakikada kendini rahibeye çevirmişti; söyledikleri de tamamen doğruydu.
“Dinle Çocuk; üç ay sonra ilk kez seninle birlikte geldim bu eve. Geldiğim için de mutluyum. Beni hayal
kırıklığına uğratmadın, sana teşekkür ediyorum!” dedi, uzanıp dudağıma bir öpücük kondurdu ve “10 yıl ver
bana! Arkana dönüp baktığında geldiğin yola ve yaptığın servete inanamayacaksın. Müthiş bir yarağın var ve
kendini istediğin kadar tutabiliyorsun. Yemin ediyorum bu iki özelliğinle alemin kralı olacaksın!” dedi. Biraz
sonra kahvelerimiz elimizde salona geçtik. Ülker uzun uzadıya kadınlardan ve seksten söz etti. Söylediklerini
beynimin bir köşesine kaydediyordum; ilerleyen zamanda kesinlikle bana lazım olacaktı.
Sonra, “Senden hoşlanıyorum! Bizim mesleğin yarını yok. Sana ‘Seni seviyorum, birlikte yarınlar kuralım’
demem. 30 Yaşına kadar elinin altına gelen bütün kadınlarla yat ve sonra durul. Evlen, kılıbık bir ev erkeği ol;
evinin köşesinde otur, eşine kocalık yap!” dedi.
O ara Ülker’in telefonu çaldı. Açtı, “Alo, canım. İzmir’deyim. Evet. Tamam canım. Sen bilirsin. Bekliyorum!”
deyip telefonu kapatıp koltuğun üstüne attı. Elindeki fincanı sehpaya koyup bana döndü. Uzanıp elimi tuttu,
“Biraz sonra bir başkası gelecek; ona senden söz etmiştim. İstemiyorsan onunla yatmazsın, sen bilirsin ama
bana kalırsa tadını çıkart. Hem yarağının sefasını süreceksin, hem de emeğinin karşılığını fazlasıyla alacaksın.
Şunu asla unutma Mesut; bunların hepsi orospu ve bunu duymaktan hiç de rahatsız olmazlar. Biri bana orospu
dese ağzına sıçarım, ama bunlara yatakta sikerken rahatlıkla bu sözü söyleyebilirsin; tahrik olurlar, duymaktan
zevk alırlar. Hiç birinin hikayesini merak etme; hepsi de söyleyecek bir yalan bulur. Öğrensen ne kazanacaksın
ki? Hem, sana ne? Ha, bir de; senin en çekici yanın ne biliyor musun? Utangaç tavırların. O kasabalı tavrın
Jale’yi öyle tahrik etti ki anlatamam. Bunu rol olarak yapmıyorsun biliyorum, ama çok iyi oturuyor. Bence
15 dakika kadar sonra bahçe kapısına lüks bir araba dayanmıştı; Ülker kapıyı açtı ve onu içeriye aldı.
Arabadan inen kadın görülmeye değerdi; uzun boylu bir sarışındı. Üzerinde siyah askılı bluzu ve koyu
kahverengi mini eteği vardı. Sarı saçları düz kesilmiş, özensiz duruyordu. Fazla büyük olmayan göğüsleri ve
düzgün bacakları ile bakımlı görüntüsü etkileyiciydi. Dolgun duran kaşları, saçlarının aksine siyahtı. Etli
dudakları ve çıkık elmacık kemikleri ile seks kokan bir görüntü sergiliyordu. 40 yaşlarında olmalıydı. “Ben
Aylin!” dedi elini uzatırken. Ülker daha önce bana, (Hiç birinin adı önemli değildir. Hepsinin takma bir adı
vardır. Başlangıçta gerçek adını sana söylemek istemezler, ama bir süre sonra seni kendi evine davet ederler
ve kocasıyla sikiştiği yatakta kendisini sikmeni isterler. Demem şu ki; hiç birini ciddiye alma Çocuk!) demişti.
Ayrı koltuklara oturduk ve sohbete başladık. Ülker Aylin’in getirdiği viskiden hazırlayıp verdi. Aylin kısa
sürede içkisini bitirmiş, yeniden istemişti. Belli ki içinde bulunduğu duruma uyum sağlamak için içiyordu. İkinci
bardağı yarıladığında gelip yanıma oturdu. Elini omzuma atıp okşamaya başlamıştı. Acelesi mi vardı, yoksa
Ülker’in anlattıklarını bir an önce görüp yaşamak mı istiyordu bilemiyordum. Kendimi koltuğa yasladım ve
başımı ondan yana çevirdim. İri gözleriyle gülümseyerek bakıyordu. Elini yüzümde gezdirdi ve uzanıp
dudaklarıma öpücük kondurdu. Sıcak dudakları vardı. Dudaklarını kulağıma doğru kaydırırken eli
göğüslerimden aşağıya kaymaya başladı. Pantolonumun üzerinden henüz uyanmayan yarağımı avuçladı ve sıktı,
“Utanıyor musun?” diye sordu. Yüzümü çevirerek yine dudaklarıma yumularak öpmeye başladı.
Karşılık vermede gecikmemiştim. Kadının etli ve iri dudaklarını yoğurmaya, emmeye başladım bir anda. Eli
bulduğu yarağımı yoğuruyor, avuçlayıp sıkıyordu. Yarağım kısa süre sonra uyanmaya başlamıştı. Belli belirsiz
hareketlerle file çoraplı bacaklarını okşamaya başlamıştım. Tişörtümü aceleyle sıyırıp çıkardı ve koltuğa
kendini atarken beni üzerine çekti. Dudaklarımız ayrılmıyordu. Bacağını bacaklarımın üzerine atmıştı, ama eli
hala yarağımı avuçlamaya devam ediyordu. Geri çekilip yüzüme baktı ve gülümsedi, “Bakalım neler yapıyor şu
küçük canavar!” diyerek kemerimi aceleyle çözmeye başladı. Fermuarımı çekip pantolonumu indirmesi birkaç
saniyesini almıştı kadının. Yeni sertleşmeye başlayan yarağımı ortaya çıkardığında gövdesinden kavrayıp sıktı
ve yüzüme baktı, “Harika!” diye mırıldanarak üzerine eğildi, kafasına dil darbeleri atmaya başladı. Sıcak nefesi
kasıklarımda yayılıyordu ve yarağım kısa sürede sertleşmişti. Aylin o an geriye çekildi ve gövdesinden tuttuğu
yarağımı sıkarak Ülker’e baktı. Ülker, elinde viski bardağı ile sessizce bizi izliyordu.
Jale, “Müthiş!” dedi gülümseyerek. Sonra hızla yerinden kalktı ve önüme geçip pantolonumla külotumu
ayağımdan sıyırıp çıkardı. Önümde öylece dikildi bir an. Sonra bacaklarımı açarak önümde diz çöktü ve
yarağımı yeniden kavradı. Kafasına dil darbeleri atıyor, köküne kadar yalayıp yeniden kafasına geliyordu.
Taşaklarımı kavrayıp sıkarak yarağımın kafasını ağzına aldı sonra. Kafası tamamen kaybolmuştu. Ağzının
içinde kafasına dil darbeleri atmaya başladı. Kısa süre sonra çıkarıp yeniden köküne kadar yaladı ve ayağa
kalktı. Önümde dikilip bluzunu çıkarırken ben de eteğini aşağıya doğru çekerek çıkardım. Aylin sutyenini
çıkarıp kenara atmıştı bu ara. Altında kalem durabilecek kadar sarkmış göğüslerini altından tutup avuçlayarak
sıktım ve birinin başını ağzıma alıp emdim bir an. Sonra ayağa kalktım ve dudaklarına yumuldum. Bir an
öptükten sonra onu koltuğa itercesine yatırdım. Külotunu tutup aceleyle ayaklarında çekip kenara attım bacaklarının arasına girdim. Aylin bacaklarını alabildiğine açmıştı. Yeni traş edilmiş kasıkları parıldıyordu.
Amının etli dudakları açılmıştı. Amının içi ıslaklıktan parıldıyordu.
Yalamam için başımı bacak arasına doğru bastırdı, ama ben elimi atıp amını avuçladım. Amından resmen su
akıyordu karının. Göt deliğine kadar okşayarak amını sıkmaya, sıvazlamaya başladım ve yüzüne baktım.
Yalamayacağımı fark edince hızla yerinden kalktı ve beni tutup koltuğa yatırdı. Aceleyle bacaklarını açıp
üzerime çıktı ve yarağımı kavrayıp am dudaklarının arasına sürtmeye başladı. Gülümseyerek yüzüme
bakıyordu. Birkaç sürtmeden sonra yarağımın kafasını am dudakları arasına yerleştirip yavaşça kendini bıraktı.
Yarağımın kafası bir anda ıslak am dudakları arasından kayarak içine girdi. “Ayyyy!” diye bir çığlık atarak
kendini yukarı çekti ve acıyla yüzüme baktı, “Yırtıldı sandım!” dedi. O an Ülker elinde kremle geldi ve kutuyu
Aylin’e verdi, “Bence deneme!” dedi.
Aylin krem kutusunu alıp açtı ve üç parmağı ile aldığı kremi yarağıma sürmeye başladı. Kısa sürede yarağım
köküne kadar krem olmuştu. Sonra yeniden krem alıp amına sürdü ve parmaklarıyla içine doğru yedirdi.
Yeniden üzerime çıkıp yarağımı am dudakları arasına yerleştirdi ve yine bıraktı kendini. Kremin etkisiyle
yarağın kafası bu kez kayarak girmişti, ama orada durdu Aylin. İrileşmiş gözlerle yüzüme bakarken
gövdesinden tuttuğu yarağımı sıvazlamaya devam ediyordu. “Ufff! Çok kalın! Girerken amımın dudaklarını
yırtıyor sanki!” diyordu. Kendini yukarıya doğru çekti ve yeniden bıraktı. Yarağın kafası yine kaybolmuştu
amın dudakları arasında. Amın içi ateş gibi yanıyordu; bu sıcaklığı Ülker’in de, Jale’nin de amında
hissetmiştim. Demek ki amın içi gerçekten de sıcak oluyordu.
Aylin yarağımı bırakmış, iki eliyle omuzlarımdan tutunmuştu. Öylece durdu bir süre ve sonra kendini yeniden
yukarıya çekti. Yarağımı kafasına kadar çıkardı ve yeniden oturdu. Yarağın kafası bir görünüyor, bir
kayboluyordu. İki elimle göğüslerinden tutup vücudunu kendime çektim ve dudaklarına yapıştım. Bir anda deli
gibi öpüşmeye, kemirişmeye başladık. Göğüslerini koparırcasına yoğuruyor, dudaklarını ısırıyordum. Sonra
uzanıp göğüslerini yalayıp emmeye başladım. Elimin birini kalçalarına attım ve kendime çekiyordum. Aylin beni
umursamıyordu. Kendi bildiği gibi yavaş hareketlerle oturup kalkmaya, yarağımı santim santim içine almaya
çalışıyordu. “Ufff! Çok kalın yarağın var erkeğim! Amımın dudaklarını yarıp giriyor! Ayyyy! İçimi
dolduruyor!” diye bir yandan söyleniyor, bir yandan da yavaştan yarağımı her geçen saniye içine alıyordu.
Bir süre sonra kasıklarımız buluşmuştu. Öylece durdu Aylin. Omuzlarımdan sıkıca tutup yüzüme baktı ve
gülümsedi. “İçimi doldurdu! Bu kadar gerileceğim aklımın ucuna bile gelmezdi! Harika yarağın var erkeğim!”
dedi. Bunları söylerken oturup kalkmaya başlamıştı. Yarağımın üzerinde dans eder gibi oturup kalkıyordu
artık. Amı kısa sürede yarağıma alışmıştı. Kafasına kadar çıkartıyor, köküne kadar alıyordu yarağımı. Amının
sularıyla iyice ıslanan yarağım şak, şuk sesleriyle bir görünüp bir kayboluyordu. Omuzlarımı sıkan parmakları
giderek sert tırnak batmalarına dönüşmüştü. “Ahhhh! Harika! İçimi dövüyorsun erkeğim! Ufff! Çok güzel!
Amımı doldurdun! Ayyyy! İçim kayıyor! Ahhhh!” diyerek inlemeleri giderek çığlıklara dönüşmeye başlamıştı.
Hızlı şekilde inip kalkıyor, yarağım kasıklarının arasında bir görünüp bir kayboluyordu. Gözleri giderek daha
da irileşiyordu. Gırtlağından gelen hırıltılarla odayı inletirken bir yandan da bağırıyor, söyleniyordu. “Harikaaa!
Çok güzel! Ahhh! Ahhhh! Aaahhhh!” çığlıklarıyla birlikte deli gibi dövüyordu kasıklarımı.
Birden kendini bıraktı ve yarağımı köküne kadar amının içinde yok etti. Kasıklarını sürterek yarağımı içinde bir
yerlere sürtmeye çalışıyor gibi yapıyor, am dudaklarıyla yarağımı mengene gibi sıkıyordu. Kasılıyordu
üzerimde. Gözleri yuvarlağından çıkacaktı neredeyse. Çığlıkları evi inletiyordu bu ara. Sert kasılmalarla
geliyordu üzerimde. Saniyeler sonra çığlıkları kesildi, ama titremeleri devam ediyordu. Amı yarağımı adeta
sağıyor, sıkıp bırakıyordu. Yavaşladı ve durdu Aylin. Gözlerini gözlerime dikip yüzüme baktı. Kısa titremeleri
devam ediyordu, ama vücudu durulmuştu. Eğilip dudaklarıma öpücük kondurdu, “Harikasın! Hiçbir yarak
içimi bu kadar doldurmamıştı! Ufff! İçim dışıma çıktı! Öldüm!” diyerek üzerime bıraktı kendini sonra. Kalp
atışları hala hızlıydı kadının.
Ülker yerinden kalkıp yanımıza geldi ve Aylin’in kalçalarına bir şaplak patlatarak, “Orospu! Yarağın kralı bu
işte! Bu kadar kısa sürede boşalacağını hiç düşünmezdin değil mi?” dedi. Jale de, “Ayyyy! Halen geliyorum
Ülker yaa! Ufff! Koptum resmen biliyor musun güzelim! Ohhh! Harika bir şey bu yarak!” deyip, üzerimden
kalkarak koltuğa bıraktı kendini. Ülker gelip kazık gibi duran yarağımı gövdesinden kavrayıp başına öpücük
kondurdu. Sonra uzanıp dudağıma bir öpücük kondurdu. Saçlarımı okşayarak gülümsedi.
Koltuktan kalkıp banyoya yürüdüm. Ülker banyoya gelip, arkamdan sarıldı, “Bir şey mi oldu Çocuk?” diye
sordu. “Gayet iyiyim! Herşey yolunda bebeğim!” dedim ve döndüm, belinden tutup kendime çektim, “Sevdim
bu işi Ülker!” dedim. Uzanıp dudağıma öpücük kondurdu ve gülümsedi, “Harikasın!” diyerek kıçıma bir
Yarağımı ve kasıklarımı yıkayıp salona gittim. Aylin halen öylece yatıyordu. Gidip başında dikildim; yüzüme
gülümseyerek bakıyordu. “Amın çok tatlıydı bebek!” diyerek dudağından öptüm. Aylin, “Boşalmadın ama?”
dedi. Gülerek, “İstemedim ki!” dedim. “Ya Ülker, bu isteğe bağlı mı boşalıyor?” dedi. “Sikmeyi daha çok
seviyor hayatım!” dedi Ülker. Aylin uzanıp yarağımı kavradı ve kendine çekti, “Bir daha siksin ve içime
boşalsın!” dedi. “Doymadın mı orospu?” diyerek güldü Ülker. “Bu yarağa doyulur mu kızım ya?” dedi Aylin.
Ülker de, “Kızım bu Çocuk yarın da lazım! Bugün canını çıkarıp yarın ne yapacaksın?” dedi.
Aylin’in üstüne gidip yarağımı ağzına dayadım. Diliyle başına dokundu ve kendimi çektim. Sehpanın üzerinde
duran viski bardağımı alıp koltuğa oturdum ve bir yudum içtim; yarıya bile gelmemişti daha. Viskiyle ilk kez
tanışıyordum ve tedbirli davranıyordum. Aylin yerinden kalkıp banyoya giderken, Ülker de viskisini eline alıp
yanıma gelip oturdu ve “Yeniden isterse sikme! Tadı damağında kaldı orospunun!” dedi. ‘Tamam’ der gibi
Aylin de gelmişti bu ara; viskisini alıp yanıma oturdu. Elini bacağımın üzerine koyup okşamaya başladı ve
“İkinize de teşekkür ederim!” dedi yarağımı avuçlayarak, “Harika bir orgazm yaşadım. Yemin ediyorum
hayatım boyunca yediğim en güzel yaraktı! Biran amımın patlayacağını düşündüm!” dedi. Sıcak el teması ile
yarağım yeniden harekete geçecekti; yerimden kalkıp içki bardağını sehpaya bıraktım ve yeniden mutfağa
girdim. Kısa süre sonra döndüm ve içkimi alıp karşı koltuğa oturdum. Aylin bir an yüzüme soru sorar gibi
baktı; davranışımdan huzursuz olmuşa benziyordu. Ülker bunu hissetmişti, “Orospuluk yapma Aylin! Çocuk
bugün tanıtım için geldi. Önümüzdeki haftalarda geceler düzenleyeceksiniz. Bugün bu kadar, üstüne gitme.
Tamam mı?” dedi gülerek. Aylin de, “Tamam kızım ya, tamam. Hevesimizi kursağımızda bırakıyorsun, bilmiş
ol. Zaten iki dakikada bitirdik işi!” dedi. Ülker de, “Acelen neydi orospu? Çocuk sana boşal mı dedi?” dedi.
Aylin de, “Sen çok mu fazla dayanıyorsun bu yarağa Ülker? Yemin ederim sen benden önce akıtırsın amının
suyunu!” dedi. Ben dayanamadım ve “Durun bir dakika ya! Çıkın şu frekanstan. Normale dönün, normale!”
dedim. İkisi de kahkahayı basmıştı söylediklerime.
Bir süre sonra Aylin gitmek için toparlanıp kalktı. Kapıda onu uğurlarken dudağıma öpücük kondurduve
pantolonumun üzerinden yarağımı avuçladı, “En kısa zamanda bekliyorum seni! Gece boyu içimde istiyorum
bu canavarı!” dedi. “Tamam! Bence sakıncası yok!” dedim.
Ülker onu bahçe çıkış kapısına kadar uğurlayıp geri döndü. Koşarak üzerime atıldı ve boynuma sarılıp
dudaklarıma öpücük kondurdu, “Harikasın Çocuk! İşte bu istediğim. Sen bu alemin kralı olacaksın!” dedi.
Birden kucaklayıp yatak odasına götürdüm ve yatağın üzerine attım. Gülümseyen gözleriyle bana bakıyordu.
Eğilip ayağındaki külotu çekip çıkardım. O an kendine geldi ve toparlanıp yatakta oturdu, “Kesinlikle olmaz!
Aslında deli gibi istiyorum, ama amımın dudakları halen kapanmadı!” dedi.
Bacaklarından tutup yatağın ucuna doğru çektim ve bacaklarının arasına girip ıslak amının dudaklarını
yalamaya başladım. Işıldayan am dudakları açılmış, içinin kızıllığı görünüyordu. Klitorisini ve dudaklarını
yalamaya başladım. Kısa süre sonra kendini bana bırakmıştı. Saçlarımdan tutmuş, başımı amına bastırıyordu.
Yalıyor, dilimi içine sokup masaj yapıyordum. Sonra uzanıp göğüslerini avuçladım. Onları yoğururcasına
sıkarken amını yalamaya devam ettim. Ülker kısa süre sonra titremeye, inlemeye başlamıştı. Ardından kasıldı
ve hırıltılar içinde boşalmaya başladı. Bacaklarının arasında nefessiz kalana kadar çekti kafamı bacak arasına.
Sonra bıraktı beni ve kendini attı yatağa, “Harikasın Çocuk! Böylesine güzel yalamayı nereden öğrendin?”
dedi titreyen sesiyle. “Hiçbir yerden! Amın o kadar güzel ki, yalamak geldi içimden. Çok da güzel kokuyor!”
Ülker yavaşça doğruldu ve uzanıp sarıldı. Boynuma öpücükler kondurarak sarılmasını sürdürdü bir süre.
Sonra aniden bıraktı ve kendini geri çekti. Yüzümü elleri arasına aldı ve gözlerini gözlerime dikti. Hayatım
boyunca ilk görüyordum bu bakışı: Acıydı.Ülker’i yalayarak boşalttıktan sonra, yaşadığımız anlık duygusallıktan çıkmamız uzun sürmedi. Ülker aceleyle
kendini banyoya attı ve ılık suyun altında bir süre kaldı. Ardından ben de güzel bir duş alıp çıktım. Akşamdan
Aydın’a dönüp dönmemeyi konuştuk bir süre. Ben kararı Ülker’e bırakmıştım. Ülker, “Rahatça uyuyalım.
Sabah erken kalkar gideriz!” dedi. “Küçük bir bardak daha rakı içmek istiyorum. Nereden çıktı şu viski?
Sevmedim!” dedim. Ülker kısa sürede buzlu iki bardak rakı doldurup getirdi. Yanına koyacağı pek birşey
yoktu; ev yiyecek açısından fakirdi. Rakımızı içerken koyu bir sohbete başlamıştık. Bir süre sonra merak ettiği
şeyi soruverdi, “Neden Aylin’in amını yalamadın ki? Oysa kadın amını neredeyse ağzına sokacaktı!” dedi.
“Bunu kimseye yapmak istemiyorum!” dedim. “Benimkini yaladın ama?” dedi. “O senin amın Ülker!” dedim.
Kısa süre sonra rakılarımızı içmiş, yatağa girmiştik. Hayatımda ilk kez bu kadar geniş ve rahat bir yatakta
yatıyordum. Ülker üzerimdekileri çıkartmaya başladı. Kısa sürede çırılçıplak kalmıştım. Beni soyduktan sonra
kendisi de soyunmuştu. Sonra yüzüme bakıp gülümsemişti. “Uzan bakalım Çocuk. Sana borçlu kalmak
istemem! Şimdi beni iyi izle. Biraz sonra sana yapacaklarımın hepsini ilerleyen zamanda kadınlara karşı
kullanabilirsin; eğer ihtiyaç duyarsan!” dedi. Vücudunu vücudumun üstüne sererek dudaklarımdan öpmeye
başladı. Göğüslerini, sımsıcak bacak arasını, bacaklarını sürtüyor, dudaklarımı emiyordu. Sonra çenemden
boynuma indi. Yalayarak kayıp kulak memelerime vardı. Kulak memelerimi emiyor, kulağımı yalıyordu. Elleri
boş durmuyor; nerem denk gelirse okşuyordu bu ara.
Sonra boynumdan omuzlarıma doğru indi. Yalıyor, öpücüklere boğuyordu geçtiği yerleri. İki eliyle avuçlayıp
sıktığı memelerimi yalamaya başladı sonra. Uçlarını diliyle masaj yapıyor, ağzına alıp somuruyor, emiyordu. O
an memelerimin emilmesinden ne kadar keyif aldığımı fark etmiştim. Sonra aşağılara doğru indi Ülker. Göbek
çukurumda bile bir süre durdu ve yaladı emdi oralarımı. Sonra aşağıya, kasıklarıma indi. İki eliyle bacaklarımı
okşarken yarağımın kesilmiş kıllarının üzerinde gezdirdi dilini bir süre. Sonra yarağımın çevresinde dolaştırdı
dilini ve indi bacaklarıma. Özellikle bacaklarımın iç kısımlarını yalayarak ayaklarıma kadar indi ve diğerine
geçip yine yalayarak çıktı yukarıya doğru. Bir süredir avuçlayıp sıktığı yarağıma gelip durdu. Dibinden
kavrayıp okşayarak sıvazlıyordu yarağımı. Durdu ve yarağıma baktı bir süre. “Seni seviyorum!” dedi ve
yarağımın kafasına bir öpücük kondurdu. Sonra yüzünü bana döndü ve gülümsedi, “Sana söylemedim,
havalara girme!” dedi gülümseyerek. Ona cevap vermedim.
Ülker iyice sertleşmiş yarağımın dibinden kavrayıp başına bir öpücük kondurdu. Sonra yalayarak köküne
kadar indi ve taşaklarımı ağzına alıp emmeye başladı. Birini ağzına alıp somuruyor, çıkarıp diğerini ağzına
alıyordu. Taşaklarımın altını yalayarak yukarıya çıkıyor, yarağımı kökünden başına kadar yalıyordu. Sonra
dudaklarını zorlayarak yarağımın kafasını ağzına aldı. Dibinden kavradığı yarağımın kafasını ağzının içinde
diliyle yalamaya başladı. Sıcak ağzının içinde yarağım kalp gibi atıyordu. Ülker somururcasına emiyor, diliyle
masaja devam ediyordu. Bu ara yarağımın gövdesini sıvazlayarak 31 çektiriyordu.
Kısa süre sonra boşalacağımı anladım ve yarağımı ağzından çıkartmak için saçlarından çektim. Şiddetle elime
bir tokat vurdu ve emmeye devam etti. Yarağımın gövdesinde gidip gelen parmakları ve kafasına masaj yapan
dili sayesinde kısa sürede sona ulaştım ve ağzının içine oluk gibi akıtmaya başladım. Hayatımda bu kadar güzel
boşalmamıştım; utanmasam çığlık atacaktım; derin inlemelerle boşaldım. Kısa sürede Ülker’in ağzı döl ile
dolmuştu. Parmaklarıyla yarağımın dibinden başına doğru sıvazlayarak damarında kalan dölleri de çekiyordu
ağzına. Bir süre sonra bir damla bile kalmamıştı; hepsi ağzındaydı. Yarağımı ağzından çıkarıp doğrulduğunda
yutkunuyordu. Bir damlası kalmayana kadar hepsini yutmuştu. Gülümseyerek göz attı, “İzninle Çocuk!”
diyerek yataktan hızla banyoya yürüdü. Biraz sonra ağzını yıkamış, yatağa geri dönmüştü. Yanıma uzandı ve
sıkıca sarıldı. Ülker’e, “Teşekkür ederim. Hayatımın en güzel boşalmasıydı!” dedim. “Herşey karşılıklı
Sabah uyandığımızda saat neredeyse 08:00’e geliyordu, Ülker 10:00 gibi genelevde olacaktı. Duşlarımızı
aldıktan sonra hazırlanıp çıktık. Jale’nin hediyesi olan giysileri evde bırakmıştık. Yol boyunca fazla şey
konuşmadık. Otoban çıkışında beni bırakıp gittiğinde arkasından bakakalmıştım. Cebimde 1.000 lira para
vardı, giderken Aylin de 500 lira bırakmıştı. Aydın’da fazla oyalanmadan dolmuşa binip evin yolunu tuttum.
Ertesi gün akşam, Salim Ağabeyden aldığım 50 lirayı iade ettim. İşkillenmişti, “Sende garip haller var Mesut.
Çözemedim ama fazla uzun sürmez!” dedi. Geçiştirdim, ama Salim ağabeye nasıl ödeyeceğimi bilemediğim bir
borcum vardı; onu mutlaka ödeyecektim.
Ülker ile sabahları, ya da gecenin ilerleyen saatlerinde telefonda konuşuyorduk. Sohbetimizin konusu sürekli
kadınlar ve seksti. Bana kadınları anlatıyor, onların yatakta beklediklerinden bahsedip duruyordu. “Düşman
karşısında başarılı olmanın en kolay yolu onu tanımaktır! Kadınları tanıdığında, onların ne kadar basit yaratıklar
olduğunu anlayacaksın. Aslında erkekler zavallıdır ve kadınları çok erişilmez, ulaşılmaz zannederler. Özellikle
Türk erkekleri amsalaktır. Biraz cilve, biraz işve; erkeğin her şeyini alırsın. Kadın da farklı değildir. Önemli
olan kendini ona kanıtlayabilmendir. Bu piyasada kadınlara kendini kanıtlaman gerekmez. Sabırlı ol; bir süre
sonra siktiğin kadınlar seni kendileri pazarlayacaktır. Kendisine benzeyen orospularla konuşurlarken senden
söz edecekler ve senin reklamını yapacaklardır!” diyordu.
Bir ara Ülker’e Salim Ağabeyden söz ettim, “Seninle tanışmamı sağlayan O. Ona borcumu nasıl ödeyeceğimi
bilemiyorum?” dedim. “Öderiz. Ağzı sıkıysa, kolay; değilse hiç bulaşmayalım!” dedi. “Sıkıdır!” dedim. “O
zaman ona bir kıyak yapalım. Yarın akşam çıkıp gelin, ama kalmak için!” dedi. Kısa zamanda planı yapmıştık.
Ertesi gün Ülker’i aradım ve Cumartesi Salim Ağabey ile geleceğimizi söyledim. Ülker, genelevin kapanış
saatine yakın gelmemizi söyledi. Salim Ağabey merakla sorular soruyordu, ama ben geçiştiriyordum.
Cumartesi günü geç saatlerde gittik. Kapıda Bekçi saatin geçtiğini, elimizi çabuk tutmamız gerektiğini söyledi.
Ülker bizi samimi karşıladı ve içeriye aldı. Bizi bekletmeden yemek salonuna aldı. İçeride iki kadın daha vardı;
yiyecek birşeyler hazırlıyorlardı. Ülker bizi tanıştırdıktan sonra oturmamızı söyledi ve izin istedi.
Salim Ağabey tedirgin duruyordu; benim de ondan kalır yanım yoktu aslında. Kısa süre sonra Ülker geldi,
durumu fark etmişti, “Burası bizim dünyamız…” dedi yanıma oturarak, “Yıl boyu bu odaların içinde gider
geliriz; bizim ailemiz bunlar. Canan Ablanın kızı; Papatya. Çingenedir. Değil mi kız?” dedi. Sonra gelip Salim
Ağabeyin yanına oturdu ve “Salim Abi, hangisi daha seksi bunların?” diye sordu. Salim Ağabey biraz
rahatlamış görünüyordu, “Biz Papatya ile tanışıyoruz!” dedi. Ülker, “Hadi be!” deyince, Papatya da, “Birkaç
kez misafirim olmuştu!” dedi. Ülker, “Abi, Canan da sikilecek karıdır, ama onu es geçmekle hata yapıyorsun!”
Canan ile Papatya birbirinin zıttı iki kadındı. Papatya uzun boylu, sarışın ve vücut hatları görmeye değerdi.
Canan daha kısa boylu, iri göğüs ve kalçaları olan, beyaz tenli bir kadındı. Vardığımızdan kısa bir zaman sonra
harika bir sofra hazırlanmıştı. Tam Salim Ağabeyin ağzına göreydi sofra; rakı, balık, salata ve meyve. Hep
birlikte rakılarımızı yudumladık ve yemeye başladık. Sohbet sürekli olarak seks, genelev ve kadınlar,
erkeklerdi. Ülker kesinlikle ilişkimizden, dışarıda buluşmamızdan söz etmiyordu.
Papatya bir ara, “Ebrucuğum, Mesut ile kısa zamanda dost oldunuz… Seni böyle sohbetlerde pek görmeye
alışık değiliz. Nereden çıktı bu gece âlemi?” dedi Ülker’e. Ülker de, “Ara sıra biriyle yapacaksam, temiz ve
genç olsun istedim; o nedenle Mesut bu gece burada!” dedi. Canan gülerek, “Çok inandırıcı! Bunun altında bir
çapan oğlanı vardır; çıkar bir süre sonra!” dedi. Ülker de, “Amını yırtarım senin! Daha altında buzağı aramayın
kızım ya. Ne olacak ki? Geçen geldiğinde telefon numaramı verdim, aradı Çocuk. Bu akşam gelmeyecekti,
zorla getirttim. Baksana şunun güzelliğine!” dedi ve boynuma sarılıp, yanağımdan öptü ve yüzümü okşadı.
Kadınlar ve Salim Ağabey su gibi rakı içiyorlardı. Ben, bana konulan dubleyi yarıya bile getirmemiştim; Canan
bunu alay konusu yapmak istedi. Canan’a, “Evet, yavaş içiyorum. Tedbiri elden bırakmamak için yapıyorum!”
dedim. Ülker, “Kızım şu Çocuğu rahat bırak! Toy Çocuk görmüyor musun? Daha sikişmenin ‘S’sinden
anlamıyor zaten. Amı görünce suyunu koyuveriyor zavallı. İki dakikalık erkek senin anlayacağın benim
Kocam. Rahat bırak şunu!” dedi. Papatya, “Bu her şeyi açıklıyor. Bence Mesut’ta mal kaliteli ve iyi vuruyor!”
dedi. Ben araya girdim ve “Kapatalım şu konuyu!” dedim. “Utandırdınız Çocuğu!” dedi Ülker. Canan, “Ya
arkadaşlar, buraya içmeye mi geldiniz? Benim dışımda hepiniz önceden tanışıyorsunuz. Hadi şu sofrayı
kaldıralım da yatalım. Sabaha çok kalmadı, bilesiniz!” diye çıkıştı.
Biraz sonra kadehler bitmiş, sofra toplanmıştı. Papatya’nın geceyi ilerletmeye gönlü pek yok gibi görünüyordu.
Ülker bunu hissetmişti, “İstemiyorsan gidebilirsin Papiciğim!” dedi. Papatya özür dileyip odadan ayrıldı. Ülker,
“Olması gereken yaptı. Baştan katılması hataydı zaten!” dedi. Canan, “Ortamı merak etti orospu!” dedi.
Ülker, “Deme şu kıza öyle!” diye çıkıştı, sonra da, “Siktiret!” dedi yerinden kalkarak, “İçiyorsanız
koyacağım!” dedi. Salim ağabey, “Ben içerim!” dedi. Canan bardakları yeniden doldurdu ve geçip Salim
Ağabeyin yanına oturdu. “Ebru bunu ilk kez yapıyor!” dedi Salim Ağabeyin kolunu okşayarak, “Buraya geleli
yaklaşık bir yıl oluyor; ilk kez böyle bir gece yaşıyoruz. Geçmişte kaç kez teklif ettik, ama kabul etmemişti.
Sence bu Mesut’ta ne var Salim?” dedi.
“Valla ben de bilmiyorum!” dedi Salim Ağabey. Canan, “Lan sen de bir bok anlamıyorsun benim gibi!
Anladığım kadarıyla Mesut bizim enişte olmuş görünüyor ya, hayırlısı!” dedi. Ülker yaklaşıp dudaklarıma bir
öpücük kondurdu, “Bundan daha gencini, yakışıklısını mı bulacaksınız kızım bana?” dedi gülerek. Canan,
“Tanrı muhabbetinizi artırsın, gözümüz yok Ebrucuğum!” dedi. Salim Ağabey, “Senin yok mu Mesut gibi bir
yakışıklın Canan?” diye sordu. Ülker, “Onun kapıda Anası var Abi! Şahin gibi gözleri hep üzerinde oyluyor
Canan’ın. Bakma sen bugün memlekete gitti de rahatız!” dedi. Salim Ağabey Canan’a, “Güzel kadınsın!”
dedi. Canan ondan tarafa döndü ve yüzüne baktı. Elini pantolonunun üzerine koyup yarağını avuçlayıp sıktı.
Sonra uzanıp dudaklarına öpücük kondurdu. “Rakılarımız içelim ve gidelim!” dedi yarağını avuçlayarak, “Bu
tazeleri de yalnız bırakalım!” diye ekledi.
Kıza bir zaman sonra odalarımıza çekilmiştik. Ülker yatağın çarşaflarını değiştirdi ve gözlerini bana dikti, “Ben
bir bardak daha içeceğim, ister misin?” diye sordu. “Hayır.” dedim. Gitti ve bir bardak rakı ile bir muz alıp geri
döndü. Ben soyunmuş yatağa uzanmıştım. Oturmadan rakıdan büyükçe bir yudum aldı ve muzdan ısırıp
soyunmaya başladı. Kısa süre sonra o da çıplak şekilde yanıma uzanmıştı. Gözlerini tavana dikip durdu bir
süre. Elimi uzatıp elinden tuttum. Elimi sıkıca kavradı ve bana döndü, “Sevişmek istiyor musun?” dedi. “Hiç
fark etmez. Ben buraya geceyi birlikte geçirmeye geldim. Sevişmek aklımda bile yok!” dedim. Uzanıp
dudaklarıma yapıştı. Ürkütmemeye çalışırcasına öpüyordu dudaklarımı. Elleri saçlarımda, okşuyor, öpüşürken
gözlerini gözlerimden ayırmıyordu. Dakikalarca öpüştük. Dudaklarımız dans ediyordu. Öpücükler
konduruyor, dudağımın birini ağzına alıp emerken diğerini bana veriyordu, ama kesinlikle ölçüyü kaçırmıyordu.
Sonra yerinden kalktı, sehpanın üzerinde duran rakısını alıp bitirdi ve muzdan bir parça daha ısırdı. Ayakta bir
süre beni izledi ve “Orospu Çocuğu… Sana aşık olmayacağım.” dedi mırıldanırcasına, gelip yanıma uzandı ve
bana doğru döndü. Saçlarımı okşarken gülümsemeye çalışıyordu. Bu gülümsemeyi daha önce görmüştüm;
baştan sona acı doluydu. Uzanıp saçlarını okşadım ve kendime çektim. Dudaklarımız yeniden buluşmuştu.
Yine uzun uzadıya öpüştük. Ülker birden dudaklarını benden kurtardı; elini yarağıma attı ve okşamaya başladı.
Vücudumu öpüp yalayarak aşağıya doğru inmeye başladı. Kısa zaman sonra yarağıma ulaşmıştı. Dibinden
tutup sıvazlayarak başına öpücükler kondurmaya, yalamaya başladı. Yarağım kısa sürede kazık gibi olmuştu.
Birden yarağımı bırakarak doğruldu ve kendini yatağa attı. Saçlarımdan tutup çekerek Beni üzerine aldı.
Gözlerinden hırs ve öfke akıyordu sanki. “Hadi, sik beni!” dedi, dişlerinin arasından hırılarcasına.
Bacaklarının arasına yumuldum ve amını yalamaya başladım. Kısa süre sonra saçlarımdan tutup beni yukarıya
çekti, “Sok şu yarağını amıma!” dedi bacaklarını açarak. Bacak arasına girdiğimde yarağımı tutup amının
dudakları arasına sürtmeye başladı. Gözlerini gözlerime dikmişti; dudaklarının arasından çıkan hırıltısı odayı
kaplıyordu sanki. Yarağımın kafasını am dudaklarının arasına yerleştirip kendini bana doğru itti. Yarağımın
kafası ıslak amın dudakları arasından kayarak girmişti. Ülker derin bir, “Ohhhh!” çekerek durdu öylece.
“Amımı yırtıyorsun! Yavaşça sok hadi şunu!” dedi mırıldanarak. Yarağımı ıslak amın içine sokup çıkarmaya
başladım. Amı yine dar ve alev gibi yanıyordu. “Amın ateş gibi bebeğim!” dedim. Saçlarımdan tutup
dudaklarımdan öpmeye başladı.
Yarağımı yavaşça çıkartıp yeniden sokuyordum. Yavaştan derinliklere doğru giriyordum. Yarıya kadar
sokmuştum yarağımı. Ülker iki eliyle omuzlarımdan tutup, vücudumu kendine çekerek dudaklarımdan öpmeye
devam ediyordu. “Sik beni!” diyordu ara sıra, “Sok odun yarağını amıma. Sok!” diyordu. Bacaklarını iki yana
alabildiğine açmıştı. Vücudumu okşuyor, saçlarımı çekiştirerek yüzümü yüzüne sürtüyordu. “Evet böyle!
Devam et! Sik beni! Kocam benim! Ohhh! Yarağın içimi dağlıyor! Sik! Hepsini sok içime! Hadi!” diyordu.
Birbirine yapışmış vücudlarımızın arasına elimin birini zorla sokarak memelerini okşamaya başladım.
Dudaklarımız halen deli gibi dans ediyordu. Ülker şimdi kasıklarını kasıklarıma doğru ittirmeye başlamıştı.
Alttan adeta kasıklarıma vuruyordu. Her yüklenişinde yarağım köküne kadar içinde giriyor, aynı hızla kafasına
kadar çıkıyordu. “Sik beni! Sik’ Evet böyle! Kocam! Yarağa doyur beni! Çok güzel! Devam et! Böyle çok
güzel erkeğim! Yarağın içim dağlıyor kocam! Doyasıya sik beni! Hadi devam et! Sik!” diyordu. İki eliyle
kalçalarıma yapışmış, deli gibi kendine çekiyordu kasıklarımı. Yarağım artık fazla çıkmıyordu amından. Yarıya
kadar çıkıyor, köküne kadar içinde kayboluyordu. Kasıklarımız durmadan birbirine vuruyordu şimdi.
“Sok! Sok! Köküne kadar sok erkeğim! Sik beni! Kocam. Yarağın çok güzel Mesut! İçimi dağıtıyor
erkeğim! Tanrım! Ohhh! Deli olacağım! Sik!” derken, birden saçlarımdan tutup çekerek gözlerini gözlerime
dikti. İrileşmiş, yuvarlağından çıkacak gibiydi gözleri. Gözlerimin içine bakıyor. Hırıltılarla alttan yarağımı
dövüyordu. “Ihhh! Ihhh! Kocam! Geliyorum Mesut! Geliyorum Erkeğim! Ohhh! Sok! Kökle erkeğim! Beni
bırakma Mesut! Hep böyle sik beni erkeğim! Ahhh! Ahhh!” sözleri dudaklarının arasından hırıltı gibi
çıkıyordu. Titremeye, kasılmaya başladı sonra. İki eliyle kalçalarımdan tutup kendine bastırdı ve öylece
tutarak amını kasıklarıma yapıştırdı. Alttan kısa vuruşlarına devam ediyordu. Hırıltılarla geliyordu Ülker;
kasılmaları nöbet geçiren sara hastası gibiydi. Dudaklarını ısırarak sesini kesmeye çalışıyordu. Titredi, gerildi
Gevşedi sonra; duruldu ve kendini yatağa bıraktı. Serilip kalmıştı yatağa. Gözlerini açtı bir süre sonra; yüzüme
baktı. İki eliyle yüzümü okşayıp uzandı ve dudaklarıma öpücük kondurdu, “Özür dilerim!” dedi. Bir süre
öylece kaldı. Sonra yataktan kalktı, rakı bardağını alıp mutfağa götürdü. Geriye geldiğinde bakışları değişmiş
görünüyordu. Gelip yanıma uzandı. Yarağım çoktan inmişti. Okşarken yüzüme baktı, “Boşalmak istiyor
musun?” diye sordu. “Hayır!” dedim. Gelip yanıma uzandı ve sarılıp dudağıma bir öpücük kondurdu,
“Uyumak istiyorum!” dedi. “Ben de!” dedim. “İyi geceler Çocuk!” dedi ve başını omzuma koyup sustu.
Sabah zorla uyanmıştık. Neredeyse müşteriler kapıya dayanmıştı. Bir an önce çıkmalıydık. İki kadın da bizi
kapıya kadar uğurladı. Ayrılırken Ülker kulağıma yaklaştı ve “Sen her şeyi hak ediyorsun Çocuk!” dedi
Dışarıya çıktığımızda bir sürü insanın ortalık yerde dolaştığını gördük. İnsanlar sanki sidik tavıyla am sikmeye
gelmişlerdi. Salim Ağabey, “Nasıl geçti?” diye sordu. “İyiydi!” dedim. Salim Ağabey, “Biz sabaha kadar
sikiştik!” dedi. Ben sesimi çıkarmayınca Salim Ağabey susmanın en doğru yol olacağını düşünmüş olmalıydı ki,
kasabaya varana kadar konuyla ilgili konuşmadı.
O geceden sonra uzun zaman konuşmadık. Aradığım zamanlarda Ülker bir mazeret buluyor ve telefonu
kapatıyordu. Üniversite sınavına girdiğim gün aradı. Sınavım iyi gitmemişti; ayrıntılı konuştuk. Bana,
“Çarşamba günü İzmir’e gidiyoruz!” dedi. Çarşamba gününe kadar her fırsat bulduğumuzda konuştuk. İzmir’e
gidecek ve memlekete geri dönmeyecektim. Ülker’in evine yerleşecek ve onun yönlendirdiği kadınlarla ilişkiye
girecek ve paramı alıp çekilecektim.
Evden ayrılırken İzmir’de iş bulduğumu söyledim. En çok sevinen annem olmuştu. Bilseydi benim fahişelik
yapacağımı kesin emdirdiği sütü haram ederdi.
Çarşamba günü Ülker’le buluştuk ve aceleyle yola çıktık. Eve varana kadar pek de kayda değer sohbet
etmedik. Arabayı park edip içeriye girdiğimizde, Ülker çılgın gibi üzerime atıldı, deli gibi öpüşmeye başladık.
Kısa süre sonra çırılçıplak şekilde yataktaydık. Ülker yarağımı yalıyor, ağzında yarağımın kafasına diliyle
masaj yapıyordu. Yarağım kısa sürede kazık gibi olmuştu. Hızla yataktan kalktı ve yandaki çekmeceden krem
alıp getirdi. Yarağıma ve amına sürdü ve üzerime aynı acelelikle çıktı. Yarağımın kafasını am dudakları arasına
sürttü bir süre. Sonra üzerime oturdu ve yarağımı yine santim santim içine almaya başladı. Yarağım kısa sürede
içinde yok olmuş; kasıklarımız birbirine yapışmıştı. (Bu arada BenimleTanışmak isteyen ciddi bayanlar skype MSN ve mail adresim [email protected] ekleyin veya mail atın tanışalım ciddi ve güvenilir bayanlar yazsın…))
Omuzlarımdan tutup eğildi ve dudaklarıma öpücük kondurdu, “Bunu özlemişim Çocuk!” dedi gülümseyerek.
Oturup kalkmaya başladı. Ben de alttan yukarıya doğru vuruyor, yarağımı köküne kadar amına sokuyordum.
Kısa bir süre sonra ikimiz de çılgın gibi sikişmenin heyecanına kapılmıştık. Ben alttan vurdukça Ülker üstten
kendini bırakıyor, yarağım bir çıkıp bir kayboluyordu. Ülker herzamanki gibi titremeye, kasılmaya
başladığında kendimi bıraktım. Kalçalarından tutup kendime çektim ve içine oluk gibi akmaya başladım. Ülker
o an çığlıklarını salıverdi ve deli gibi bağırarak boşalmaya başladı. Boşalıp rahatlamamız saatler sürmüştü
sanki. Bir süre sonra durulduk ve öylece kaldık. Ülker üzerimde yatıyordu ve kalbi deli gibi atıyordu.
Başını kaldırıp yüzüme baktı ve gülümsedi, “Döllerin içimi yaktı Çocuk! Bu kez beni yakaladın!” dedi. “Her
zaman yakalarım seni!” dedim. Ülker yine bir öpücük kondurup üzerimden kalktı ve amını avuçlayıp banyoya
yürüdü. Arkasından gittim; banyonun kapısından onu izlemeye başladım. Duşunu alana kadar seyrettim
Ülker’i. İşini bitirdikten sonra ben girdim ve duşumu alıp salona geçtiğimde Ülker giyinmiş beni bekliyordu,
“Hadi, giyin. Çıkıyoruz!” dedi. Nedenini sormadan giyindim ve çıktık.
Yolda, uzun zaman görüşmememizin nedenini sordum; arabayı bir kenara çekti ve yüzüme baktı, “Aydın’da
bende kaldığın gece çok kötü oldum ben…” dedi gülümseyerek, “Sana aşık olabileceğimi hissettim o gece. Şu
an öyle bir risk söz konusu değil. Kendime geldim yani. Bu ikimiz için de kötü olurdu. Eğer ilerleyen zamanda
böyle bir risk söz konusu olursa lütfen duygusal yaklaşma!” dedi. Gülümsedim ve elini tutup okşadım, “Öyle
bir gün geldiğinde kendimize nasıl engel olacağız Ülker?” dedim. “Çok basit; ikimiz de adımın Ebru olduğunu
İzmir’de mutfak için bir şeyler aldık, dolaştık bir süre. Alsancak’ta bir çay bahçesinde otururken Ülker’in
telefonu çaldı; arayana bir kadındı. Kadınla bir saat sonrası için randevulaştık. Hemen eve gitmek için yola
çıktık. “Kadın 50 yaşlarında; menopoz mağduru yani!” dedi. Ne demek istediğini anlamadığımı anlamıştı.
“Amının suyu kesilenlerden!” dedi sonra gülümseyerek. Yol boyunca menopozu ve bu tür kadınları anlattı.
“Vücudunun hala güzel olduğunu ve istendiğini bilmek isterler; sen bilirsin!” dedi ardından.
Eve geldiğimizde çantasından evin anahtarlarıyla, bir telefon verdi. “Evin hayırlı olsun Çocuk…” derken sarılıp
dudaklarıma bir öpücük kondurdu, “Çarşamba günleri gelirim; onun dışında evin sahibi sensin. Çok dikkat et
ve temkinli ol. Bu piyasa keyiflidir, ama bir o kadar da huzursuzdur. Bu telefonun numarasıyla iletişim
kuracaksın. Sana ulaşmak isteyenlere bu numarayı vereceğim. Kendi numaranı kimseye verme, tamam mı?”
dedi. Evin zili çaldığında aceleyle kalkıp otomatiğe bastı ve bana, “Bu kadın en iyi müşterin olabilir!” dedi.
Yüzü, kısa kesilmiş kıvırcık saçlarının arasında bakımlı duruyordu. Askılı, leopar desenli tişörtünü zorlayan iri
göğüsleri, saklayamadığı göbeği, dizüstü eteğini zorlayan kalçaları ile orta yaşı geçtiğini gösteriyordu. Kapıda
Ülker ile birbirlerine sarılıp öpüştüler. Uzun süredir tanıştıkları belli oluyordu. Ülker elinden tutup bana doğru
sürüklercesine getirdi. “Mesutçuğum bu Yeliz!” dedi. Selamlaştıktan sonra oturduk. Ülker mutfağa gidip birer
bardak içki doldurup getirdi; “Yeliz Votkayı çok sever!” dedi yerine otururken.
Tanımadığım, daha önce hiç karşılaşmadığım bir insanla ne konuşacaktım bilemiyordum. Ülker önden gidiyor,
biz de arkasından takip ediyorduk. Kısa süre sonra kaynaşmıştık. Ülker Yeliz’e duş almak isteyip istemediğini
sordu. Kadın bunu bekliyormuş gibi bardağındaki içkiyi bitirdi ve kalktı. Daha önce geldiği belliydi; doğruca
banyoya yürüdü. Ülker yanıma gelip dudağıma bir öpücük kondurdu ve elimi tuttu, “Bütün kadınları önce
banyoya sok. Orada olan sabun ve şampuanı kullansınlar; senin istediğin gibi kokacaklardır. Bir de şu var
Mesut; bu kadını yala, her yerini yala ve yatakta konuş. Güzel olduğunu düşündüğün her şeyi söyle bu kadına,
tamam mı?” dedi. “Tamam!” dedim. “Şimdi yatak odasına git ve onu bekle!” dedi.
Kısa süre sonra Yeliz kapıda görünmüştü; üzerinde bornoz vardı. Kapıda bir süre durdu ve gülümseyerek
üzerindeki bornozu çıkarıp attı. Yatağa geçti ve sırtını yastıklara dayayıp uzandı. Bacaklarını alabildiğine
açmıştı. Memeleri az da olsa koltuk altlarına doğru sarkıyordu. Yeni traş edilmiş amının dudakları etli ve iriydi.
İki eliyle memelerini yanlardan tutup avuçladı ve sıktı. Gülümseyerek yatağa yürüdüm. Açılmış bacaklarının
arasına girip yüzüne bakarak memelerini avuçladım. Yavaşça gözlerini kapattı. Memelerini avuçlayarak
sıkıyor, omuzlarına doğru okşuyordum. Sonra göbeğine doğru indirdim ellerimi. Okşayarak yeniden yukarıya
çıktım ve memelerini avuçladım; uçlarını parmaklarım arasına alıp ezerek okşadım. “Ne kadar iri ve güzel
uçları var!” diyerek eğildim ve meme uçlarını yalamaya başladım.
Saçlarımı okşamaya başlamıştı; kendini duş alırken hazırlamış görünüyordu. İki avucumun arasında sıktığım
memelerinin uçları ağzıma yakın duruyordu. Birini yalayıp diğerine geçiyor, yalıyor, emiyordum ara vermeden.
Boynuna doğru çıkıyor, dudaklarına öpücükler kondurduktan sonra yeniden memelerine iniyordum. Yeliz
derin nefesler alarak saçlarımı okşamaya başlamıştı. Elimi vücudundan ayırmadan aşağıya doğru kaydırdım ve
amına ulaştım. Etli am dudaklarını avuçlayıp sıktım ve yüzüne baktım. Gözleri kapalı, derin soluklar alıyordu.
Dilimi vücudundan ayırmadan yalayarak bacak arasına girdiğimde Yeliz bacaklarını tamamen açmıştı. Kabarık
am dudaklarını dilimle ayırırcasına aşağıdan yukarıya yaladım. Derin bir ‘Ohhhh!’ çekmişti. Traş edilmiş
kasıklarında dolaştırdım dilimi bir süre. Sonra yeniden am dudaklarına attım dilimi. Yalamaya başladım.
Yeliz iki eliyle am dudaklarını ayırmıştı. Kızılımsı iç dudakları önümdeydi şimdi. Dilimle içine doğru basınç
yaparak yalamayı sürdürdüm. Klitorisi kabarmaya başlamıştı, yalıyor, emiyordum. Ihlamalar arasında amını
ağzıma dayamaya başlamıştı Yeliz. Bacaklarının altına soktuğum ellerimle kalçalarını yoğurmaya başladım ve
yalamayı sürdürdüm. Bu ara amına parmağımı soktum ve girip çıkmaya başladım. Ürpermişti bu hareketimle;
duyarlıydı. Yalamayı sürdürürken ikinci ve üçüncü parmağımı da sokmuştum amına. Artık amını parmaklarıma
ve ağzıma doğru daha hızlı iterek bastırıyordu. Derin soluklarına inlemeleri de karışmaya başlamıştı.
Parmaklarımı hızlıca sokup çıkartırken, dilimle klitorisini yalıyor, emiyordum.
Titremeye başlamıştı ki, çekildim ve soyunmaya başladım. Gözlerini açmış, çıkacak olan manzarayı bekliyor
gibi bakıyordu. Kısa sürede çıplaktım. Dizlerimin üzerinde durup bekledim. Yerinden doğruldu ve uyanmaya
başlayan yarağımı avuçladı. Sonra yatağa yüz üstü uzanıp yarağıma dil atmaya, yalamaya başladı. Taşaklarıma
kadar yalıyor, kafasını ağzına alıp emiyordu. O güne kadar yarağımı emen kadınların içinde en güzel yalayıp
emeniydi Yeliz. Dilini ve dudaklarını çok iyi kullanıyordu. Ağzına kafasından daha fazlasını alıyor, diliyle içeride
dans ediyordu. Ağzından çıkarıp yalıyor, her yerini emiyordu. Yarağım kısa sürede kazık gibi olmuştu. “Ufff!
Yarağın harika erkeğim!” diyerek kendini yukarıya doğru çekti. Vücuduna sürtünen yarağımı memelerinin
arasına alıp ezerken dudaklarıma yumuldu. Deli gibi öpüşürken elleriyle sıkıştırdığı memelerinin arasında
yarağıma git gel yapıyor, alttan taşaklarımı okşuyordu.
Sonra yarağımı bırakmadan kendini yatağa sırtüstü attı. Yarağımı çekerek amının dudakları arasına sürtmeye
başladı. Aşağıdan yukarıya badana yapıyordu. Am dudakları yaladığım tükürükle ıslaktı, ama amı hiç de
ıslanmış görünmüyordu. Birden yarağımı bırakıp kenarda duran çekmeceden kremi çıkardı ve doğrulup amını
ve yarağımı kremledi. Krem kutusunu yatağın üzerine attı ve yeniden yarağımı kavradı. Etli dudakları arasına
sürterek amının ağzına getirdi ve içine doğru kaydırdı. Kalçalarını yukarıya kaldırırken yarağımın iri kafası am
dudakları arasında kaybolmuştu. “Ohhh! Yumruk gibi kafası var yarağının!” diyerek durdu. Dizlerini yanlara
doğru çekti ve amının dudaklarını parmaklarıyla açarak yüzüme baktı, “Sok şu canavarı içime!” dedi.
Elime aldığım yarağımın kafasını yeniden amın ağzına getirdim ve dizlerinin altından tutup kendimi ileriye doğru
ittim. Yarağımın kafası amın içine doğru kayarken, Yeliz iri gözlerini tavana dikip inledi. Sonra gözlerini
kapatıp kollarımdan tutup kendine çekti. “Ufff! Ihhh! Ayyyy! Yavaş!” diye bir yandan inliyor, söyleniyor, bir
yandan da bacaklarını daha da açarak kalçalarını yarağıma doğru bastırıyordu. Yarağım kısa sürede köküne
kadar amın içine gömülmüştü. Geriye çekip yeniden yüklendim. Kremin etkisiyle yarağım kayarak giriyordu.
Alev gibi yanıyordu kadının amı. Dizlerimle bacaklarını daha da açarak yüklendim ve üzerine kapandım. Başını
avuçlarımın arasına alıp yüzüne baktım. İrileşmiş gözleriyle yüzüme bakıyordu. “Amın ne kadar da sıcak
bebeğim!” dedim saçlarını okşarken. Başımı kendisine çekip dudaklarıma yapıştı. Öpüşürken alttan kasıklarını
yarağıma batırıyor, yarağımı içine alıp çıkarıyordu. Ben yüklendikçe o alttan kendini bana itiyordu, “Sok
kocacığım! Ohhh! Sik beni erkeğim! Yarağın harika! Ohhh! Sok!” diyordu.
Kasıklarımız birbirini döverken çıkan sesler öbür odalardan da duyuluyordu kesin. Ben yüklendikçe alttan
kendini bana itiyordu Yeliz. Dakikalar dakikaları kovalıyordu. “Sok! Sok! Harika sikiyorsun kocacığım! Sik
beni! Doldurdun amımı erkeğim! Sik! Evet böyle!” diye inliyor, durmadan çığlık atarcasına alttan
yükleniyordu. Yorulmadan, bıkmadan alttan vuruyordu kasıklarıma. “Ahhh! Harika! Evet! Geliyorum!
Aaahhhh! Sok! Evet! Evet!” diyerek tırnaklarını omuzlarıma geçiriyor, deli gibi yükleniyordu yarağıma.
Öyle bir hızla girip çıkmaya başlamıştım ki kendime inanamıyordum. Hızla vuruyordum kadının amına. Ben
yüklendikçe o kendini bana itiyor, daha da derine girmemi sağlıyordu. Yarım saat kadar sonra çığlıklar atarak
titremeye başladı. Kollarımdan tutup kendine çekti beni. İri gözleriyle yalvarır bir hali vardı. Delirmiş gibi
titriyor, kasılıyor, geriliyordu; nöbet geçiriyordu sanki. Yarağımı köküne kadar sokup kısa yüklenmelerle
itmeye başladığımda am dudaklarının alevi kasıklarımı yakmaya başlamıştı. Yarağım içinde kalp gibi atarken
am dudakları kasılıyor, açılıp kapanıyordu. Çığlıkları derin inlemelere dönmüştü; sonra derin soluk alıp
Gözlerini açıp yüzüme baktığında gülümsüyordu. Saçlarımı okşayarak dudaklarını uzattı. Eğilip dudaklarını
öptüm. “Harikasın! Çok uzun zamandır böylesi boşalmamıştım. Teşekkür ederim!” dedi. “Daha fazlasını
yapabilirsin!” dedim yarağımı içine doğru bastırarak. “Ufff! Canımı çıkarttın, yordun beni!” dedi. “Amın çok
tatlı bebeğim!” dedim yarağımı içinden çıkarırken. Sonra kendimi yatağa attım. Yeliz yarağımı okşarken, “İlk
kez bu kadar hızlı boşaldım. Rekor kırdım bu gün!” dedi. Yatakta doğruldu ve yüzüme baktı. Eğilip dudağıma
bir öpücük kondurdu. Sonra yavaş hareketlerle yataktan aşağıya indi ve banyoya doğru yürüdü. Arkasından
sarkmaya yüz tutmuş kalçaları görünüyordu. Kalkıp arkasından banyoya yürüdüm. Yeliz beni de, kendini de
Salona geçtiğimizde Ülker eline uzaktan kumandayı almış, kanalları geziyordu. Yeliz yanına varıp dudağına bir
öpücük kondurdu, “Sağol aşkım! Bu en iyisiydi!” dedi. Ülker de, “Sana söylemedim mi Kaltak? Amın bayram
etti değil mi?” dedi. Yeliz, “İçim ilk kez bu kadar güzel dolduruldu!” derken kendini koltuğa atmıştı. Yanına
vardım ve yarağımı ağzına dayadım. Yeliz sönük yarağımı ağzına alıp emdi bir süre. Kendimi çektim ve
dudağına bir öpücük kondurdum, “Bir akşam bende kal bebek! Sabaha kadar içinden çıkmam; doyarsın!”
dedim. “En kısa zamanda bir gece ayarlayalım!” dedi.
Giderken sehpanın üzerine bir miktar para bırakmıştı. Kapıda dudaklarıma öpücük kondurdu ve yürüdü.
Ülker onu kapıya kadar uğurladı. Ülker geriye döndüğünde kadının bıraktığı parayı alıp yanıma geldi ve parayı
odanın içinde havaya savurdu, “İşte bu!” diye çığlık atarak yanıma gelip boynuma sarıldı. Birbirimizi öpmeye
başladığımızda sıkıca sarıldığımızı fark ettim. İlk kendini çeken Ülker olmuştu, “Orospu 800 lira bırakmış!
Oysa Ona 500 lira vereceğini söylemiştim. Seninki bu piyasanın en iyi yarağı Canım, bunu unutma!” dedi.
Evde bir süre oyalandıktan sonra dışarıya çıktık. Akşam yemeği için seçtiğimiz yere vardığımızda bizi
gerçekten de iyi karşılamışlardı. “Yıllar sonra yeniden İzmir gecelerindeyim ve yanımda genç bir delikanlı var.
Çok şanslıyım!” dedi Ülker. Elimi tutup okşadı, ışıldayan gözlerle gözlerime baktı. Sonra, “Çıkalım bu
frekanstan!” dedi, ardından kendini toparlarcasına, “Neyse…” dedi. Yemeklerimizi yiyip içkilerimizi bitirdik ve
zaman geçirmeden kalktık.
Eve varır varmaz birbirimizin boynuna atıldık ve çılgın gibi öpüşmeye başladık. Kısa süre sonra yataktaydık ve
deli gibi sevişiyorduk. Ülker bu kez daha saldırgan ve istekliydi. Bacaklarını açıp yarağımı ıslak amına
soktuğumda tırnaklarını omuzlarıma geçirmiş, iri gözlerle bakıyordu. “Sik hadi! Yeliz’i siktiğin gibi sik beni de!
Sok yarağını köküne kadar! Hadi! Doyur beni de, hadi!” diye, evi inleten çığlıkları dakikalarca sürmüştü
Ülker’in. Deli gibi orgazm oluyor, yeniden devam ediyordu sikişmeye. “Sik!” diye bağırıyor; sara nöbetine
yakalanmış gibi kasılmalarla boşalıyordu. Sonunda hırıltılı soluklarla kendini yatağa attı ve öylece kaldı.
Ertesi gün uyandığımda saat neredeyse 10:00 olmuştu ve Ülker çoktan gitmişti. Salondaki sehpanın üzerine
not bırakmıştı: “Geceni benimle paylaştığın ve bana harika dakikalar yaşattığın için teşekkür ederim Mesut.
Seni kırdımsa özür dilerim. İzmir’in tadını çıkar. Seni ararım Tatlı Çocuk!” diye. Evi dolaştım bir süre. Dışarıya
çıkıp komşu bahçeleri seyrettim; uzaktan görebildiğim İzmir’e baktım. Yeni bir yaşam başlıyordu benim için ve
yeni bir dünyanın içindeydim.
Artık haftanın en az üç günü birileriyle birlikte oluyordum ve iyi para kazanıyordum. Ülker’in yönlendirdiği
kadınlar dışında birlikte olduğum kadınların tavsiye ettiği müşterilerim de oluyordu. Müşterilerim genellikle 40
yaş üstü kadınlardı. Bunlar genellikle kocalarıyla cinsel sorunu olan kadınlardı; ya da onlar öyle söylüyorlardı.
Ama Ülker, “Hepsi de yarak hastası bunların! Araştırsan kocalarıyla hiç de sorunu falan yoktur. Alışmış
orospular değişik yarak yemeğe; aranıyorlar!” diyordu. Bu beni ilgilendirmiyordu. Aradıklarında, güvenceli
olduklarından emin olduklarımı eve davet ediyor ve birlikte oluyordum. Bir saat kadar kalıyor ve gidiyorlardı.
Onlar gittiğinde ben gerçek yaşantıma dönüyordum.
Günler su gibi akıp gidiyordu. İzmir’e geleli neredeyse 3 ay olmuştu. Ülker her Çarşamba geliyordu ve
Perşembe sabahı erkenden çekip gidiyordu. Onun geldiği günlerde kimseyi kabul etmiyordum. O Çarşamba
öyle olmadı. Gelir gelmez kendimizi yatağa atmış ve çılgınlar gıbı sevıstık
Benımle Tanışmak isteyen sır tutabilen guvenılır ciddi bayanlar msn skype ve mail adresim [email protected] mail atın yada ekleyın tanısalım