Biz neden ölmüyoruz Rabbim, neden ölemiyoruz? Özel'in dediği gibi kaldı üzerimizde yaşamak suçu. Bombalar patladı, kurşunlar sıkıldı biz neden ölemedik? Askerler, polisler, çocuklar öldü, çocuklar gerçekten öldü biz neden ölemedik? Yaşlılar, kadınlar, tekerlekli sandalyede sokak sokak doktor arayan kadınlar, kocası ellerini tutarken ölüverdi de biz neden ölemedik? Bir ölünün ayakkabısını kendine ayakkabı yapmak zorunda kalan, buz kesilmiş ayağından çorabını alıp giymek zorunda kalanlar öldü, tecavüze uğrayanlar, doğanlar, doğamayanlar öldü biz neden ölemedik? Kara bi kabus gibi, lanet gibi yapıştı üzerimize yaşamak. Bindiğimiz otobüsün lastiği patlayınca, karşıdan karşıya geçerken bir araba duramayınca, asansör boşluğuna adım atınca, uçak düşünce, sıcacık evimizde gaz kaçağı olunca, tıka basa yemekten vücudumuz patlayınca, kalbimiz tekleyince mi öleceğiz? Bizi ölmekten alıkoyan ne? Maaş mı, geçim derdi mi, sevgili mi, eş mi, anne mi, baba mı, çocuk mu, iş güç mü, araba taksidi mi, tatil mi ne? Bizi yaşamaya mahkum eden ne? Hayır intiharın peşinde değilim onu tavsiye etmeyin fakat bizi yaşamaya mecbur kılan şey ne, bunu bilmek istiyorum. Bizi boynumuzdan bağlayıp dünyanın çivisine tutturan şey ne? Neyi bekliyoruz? Neyden korkuyoruz bu kadar? Bunca zulüm, bunca ölüm varken bu kadar teyet geçilmek de kanına dokunuyor insanın. Durduğumuz yer doğru değil demek ki diyebiliyorum. Bu duraktan o otobüs geçmiyor, bu istikamet o istikamet değil, varılmıyor. Sen bizi düzelt, Sen bizi doğrult Allah'ım, bu vicdan azabıyla yaşanmıyor. (Yaşıyoruz)