Yoruldum, kendimden ve beynimin içinde susmak bilmeyen seslerden. Monoton hayatımdan ve belki de hayatın kendisinden. Dinlenmek için oturduğum bankta daha çok yorulunca anladım. Asla eski ben olamam artık ve asla eskisi gibi gülemem artık.
Interview Vampire Daily
hello vonnie

izzy's playlists!
Cookie Run:Kingdom Official!
Fai_Ryy
No title available

Discoholic 🪩

No title available

@theartofmadeline
Cosimo Galluzzi

Andulka
The Bowery Presents
occasionally subtle
Color Me Curious

titsay
$LAYYYTER
Lint Roller? I Barely Know Her
No title available
🪼
EXPECTATIONS
seen from Algeria
seen from United States

seen from United States
seen from United States

seen from United States
seen from United States
seen from United States
seen from United States
seen from Spain
seen from United States

seen from United States
seen from United States

seen from United States

seen from United States

seen from United States

seen from Jordan
seen from United States

seen from United States

seen from Mexico
seen from Jordan
@sendevarmiyim
Yoruldum, kendimden ve beynimin içinde susmak bilmeyen seslerden. Monoton hayatımdan ve belki de hayatın kendisinden. Dinlenmek için oturduğum bankta daha çok yorulunca anladım. Asla eski ben olamam artık ve asla eskisi gibi gülemem artık.
Bugün uyandığımda bir mektup buldum. Senin uzanman gereken yerde duran bir mektup. Korktum önce açmaya, insan anlar çünkü vedaları. Birine bakınca anlarsın gideceğini, kalbin tersini söylese de ruhun ve beynin bilir gideceğini. Bir süre sadece mektuba baktım. Bilmiyorum belki sadece bir hayalden ibaret olmasını diledim. Bana sürekli aşk mektupları yazan sen bu sefer bir veda mektubu yazmıştın. Ama eskisi gibi değildi mektubun, bir şeyler eksik ya da fazlaydı, ya da ikisi birden emin değilim. Ama bilirsin veda mektupları hep yanlış yazılır sevgilim..
Neden birini sevince hep ölmekten bahsederiz? "Senin uğruna ölürüm" deriz hep. Ölmek zorunda mıyız? Ya da ölmek zor olan mı? Ölüm bize uğramadıkça hep soldan sağa yazılmış dört harften ibaretmiş gibi gelir. Ordan burdan duyarız ölüm haberlerini, üzülürüz biraz ama unuturuz bir saate. Bu kadar kolay mı gerçekten ölüm? Düşünüyorum bazen asıl zor olan ölmek mi yoksa yaşamak mı? Neden kimse "Uğruna yaşayacak kadar çok seviyorum seni" demez. Bu kadar kolay mı yaşamak?
Yatağımın altında veya dolabımın içinde beni korkutan şey hiçbir zaman bir canavar olmadı. Onlar benim korkularımdı, sadece insanlar ona canavar demeyi seçtiler.
Cehennem bile olsa hakkım
Onu bir cennet gibi yaşayacağım.
-Cirmle-
Benim mezarlarımda ölü yok;
Hep yaşamış olanlar var..
Anılarımda bir yer
Dinmeksizin acıyor,
Günbegün,
Bundan
Güldüğümü görenler
Bana bakıyor,
Görüyorum..
Ağlasam geçer
Biliyorum..
Ağlanmıyor.
Sürekli seni arardı gözlerim, belki saniyelik de olsa göz göze geliriz umuduyla. Belki olur ya, denk gelir görürdüm, midemde kelebekler uçuşturan, gülümsemeni. Ben hep baktım ama sen hiç bakmadın bana. Başkalarına güldüğün, baktığın her an kendimde bir eksik aradım. Çok mu çirkindim yoksa komik mi değildim. Sen bana kendimi hep çirkin hissettirirdin, eksik hissederdim kimi zaman. Tüm bunlara rağmen ben seni sevmekten asla vazgeçemedim sevgilim. Bu da benim kusurum oldu.
Sakinleştim, tuz bastım yarama
Belki sonsuza kadar sustu yüreğim
Sakinleştim, yok, olmaz bir daha
Böyle resmine bakıp oradan severim
Bir çocuk gördüm bugün. Su birikintisinde zıplayan, dökülmüş yaprakların üstünde yuvarlanan, yüzüne değen rüzgarla saçları savrulunca bile gülen. Sonra düşündüm, ne zaman yüzüme değen bir rüzgar yüzünden güldüm, su birikintilerinde ıslanmaktan korkmayarak zıplamayı ne zaman bıraktım, dökülmüş yaprakların üstünde yuvarlanmak hiç aklıma gelmemişti ne zamandır. Ne zaman unuttum bunları, ne zaman başladım geçip gitmeye o yerdeki su birikintisinin yanından. Sonra dua ettim. Umarım büyüyünce benim gibi olmazdı o çocuk yine zıpladı birikintilerde, yuvarlanırdı yaprakların üstünde mutlulukla ve daima umutla.
Her gece dualarım
Bitmedi rüyalarım mutlu sonla
Ağlama, ben ağlarım
Can bulur mu toprağım gözyaşında?
Beynim bile aleyhime çalışıyor artık. Ne yapıyorum, nasıl yaşıyorum bilmiyorum. Eski kendimi özlüyorum, şimdi ki kendimi tanımıyorum, tanıyamıyorum. Kendi elimi tutamıyorum, başkaları ise hiç görmedi yardım istemek için uzattığım elimi, ya da görmezden geldiler bilmiyorum. Sırtındaki yüklerim, aleyhime çalışan beynimin altında eziliyorum.
Her şey isyan ettiğimiz gece
Uyandırdı beni kabus görünce
Sesi titrek, yüzünde yastık izi
Korkma dedim, Tanrı çoktan unuttu bizi
Ve kötülerimizi
Sessizce yürüdüm evin içinde. Dokundum, derdimi senden çok dinleyen duvarlara. Hissetmeye çalıştım geçmişteki mutlu günleri, kahkahaları. Asla geri gelmeyecek o günleri son bir kez hissetmeye çalıştım. Elinin elimde olduğu, sana sımsıkı sarıldığıma tanık olan o duvarlar şimdi saatlerce senin için ağlamama şahitlik ediyorlardı. Sahi neredeydi o günler, hayal gibi hatırlıyorum artık o anları hiç yaşanmamış bir rüya gibi.
Gözlerinde kaybolmuşum
Zaman durmuş mest olmuşum
Zaten başım dönüyor
Seni fazla kaçırmışım
Dudağından çok içmişim...
Anlatamıyorum
Ağlasam sesimi duyar mısınız,
Mısralarımda;
Dokunabilir misiniz
Gözyaşlarıma, ellerinizle?
Bilmezdim şarkıların bu kadar güzel,
Kelimelerinse kifayetsiz olduğunu
Bu derse düşmeden önce.
Bir şey var, biliyorum
Her şeyi söylemek mümkün;
Epeyce yaklaşmışım, duyuyorum;
Anlatamıyorum.
Ruhum,bedenimi terk etti. O da herkes gibi bıktı benden. Ben bile bıktım benden. Sıkıldım kendimden, düşüncelerimden, yüzümden, nefret ettiğim karanlık gözlerimden. Ben bile benden bıkmışken onun kalması, mucize olurdu. Olmadı
"Onarmaya hâlimiz yoksa daha da kırmayalım
Bugün hazır değilsen hemen ayrılmayalım"