göğsümde bir yarık,
yarığın üzerinde incecik ipli bir dikiş,
dikişi zorlayan sen,
kanayan ben.
Noah Kahan
Cosmic Funnies
Stranger Things
let's talk about Bridgerton tea, my ask is open

gracie abrams
Monterey Bay Aquarium
🪼

shark vs the universe

izzy's playlists!
Aqua Utopia|海の底で記憶を紡ぐ
No title available

pixel skylines
Sweet Seals For You, Always

Origami Around
No title available
YOU ARE THE REASON
almost home
Fai_Ryy

oozey mess

★
seen from Latvia

seen from Malaysia

seen from United Kingdom

seen from United States

seen from United Kingdom

seen from Türkiye

seen from Singapore

seen from Germany
seen from Belgium
seen from Israel

seen from Norway
seen from United States
seen from Türkiye
seen from Germany

seen from Malaysia

seen from Malaysia
seen from United States

seen from United Kingdom

seen from Türkiye

seen from Türkiye
@sensizavareyim
göğsümde bir yarık,
yarığın üzerinde incecik ipli bir dikiş,
dikişi zorlayan sen,
kanayan ben.
olabilirdik, çok güzel, çok özel ve hatta çok biz olabilirdik. olamadık. istemedin. şimdi ben beni istemeyen sana methiyeler de düzsem, ömrümden ömür de versem. olamayız, olmadık. istemedin.
öylesine güzel
öylesine cesur
ve
ölesiye sevilesi bir adam
canım adam
"sonra yavaş yavaş mantığım değişti. hatta dünyaya bakışım, eşyayı görüşüm, insanları anlayışım değişti. bunlar bir günde olmadı. çok güçlükle ve adım adım oldu. hatta çok defa bana rağmen oldu. fakat oldu."
olabilirdik, çok güzel, çok özel ve hatta çok biz olabilirdik. olamadık. istemedin. şimdi ben beni istemeyen sana methiyeler de düzsem, ömrümden ömür de versem. olamayız, olmadık. istemedin.
aşk
bu konudan muzdaribim
hem de öyle böyle değil
şimdi size bu çağın hastalıklı, arkadaşlık adı altında aşkı yok sayan tiplerinden birini anlatacağım.
he bir de ona aşık beni
ben üniversite ikinci sınıf o da birinci sınıftı ilk tanıştığımızda. arkadaşımın oda arkadaşıydı ve ilk gördüğümde bir şeylerin ters gittiğini hissettiğim ilk insandı.
ilk tanıştığımız zaman hayatın biri vardı ve bende gerçekten arkadaşım olarak görüyordum. zamanla iletişimimiz kuvvetlendi ve neredeyse her şeyimizi birbirimizle paylaşır olduk.
ben bir bütünün parçası olduğumuzu sanmıştım ama tam tersi biz ayrı birer parça bile olamamıştık.
göğsüme sevgisini bırakıp ardına döndüğünde anladım bunu.
aradan geçen üç yılın ardından artık iyice bağlanmıştım ve duygularım beni korkutuyordu. hem kaybetme korkusu hem de duygularımla savaşma durumum gittikçe çıkmaza sürüklüyordu beni.
öyle ki hata üstüne hata yapıyordum. ama onu sevmekten vazgeçemiyordum.
bir gece, onun evindeyken dizime yattı. saçlarıyla oynarken elini elimin üstüne getirip okşadığında göğsümde atması gereken kalbin parmak uçlarıma sızdığını hissettim.
sonra başka bir gece, elimi tuttu, öptü.
size bir sır veriyim mi? mutluluktan ağladığım günlerdi.
kısa sürdü.
bir gece de ansızın arkadaş olduk, yeniden. sebepsiz. öylesine.
'sadece arkadaşım olarak görüyorum'
'sen zaten samimi kızsın, yalnış anlamazsın diye düşündüm'
'umut verdiğimi düşünmüyorum.'
işte öylesine cümleler.
sonra dedim ki, seviyordum seni. dedi ki bence yakınlığımızdan etkilendin takıntı yaptın. sonra beni suçladı, hala suçluyor. arkadaşlığımız bitmiş. çok güzelmiş arkadaşlığımız ve bitmiş. ben sebepmişim. eğer duygularım olmasaymış bu arkadaşlık çok güzelmiş.
öyle bir ağladım ki,
öleceğim sandım.
sonra geçti.
tonca şey duydum ardımdan söylediği.
geçenlerde kulağıma geldi mesela, özlemiş beni ama arkadaş olarak :)
yolda bu kadar parçalandıktan sonra eve dönmenin bir anlamı kaldı mı artık
gözlerinde bir evin sıcaklığı vardı. bu evin içinde bile yoktu ama senin gözlerinde vardı. ve sadece ben dışarıda, kapının dışında. bir bankın soğukluğunda kaldım. gözlerin herkese ev sahipliği yaparken, beni misafir olarak bile kabul etmedi. işte bu çok ağır. omuzlarım kaldıramıyor.
sen bir yaraya sahipsin. seni yavaşça tüketen bir yaraya, seni günlerce çaresiz bırakan, elle tutulur bir yaşamı senden koparıp alan bir yaraya. sen bu yarayla yaşadın.
sen bu yarayla nasıl yaşadın?
bir hissi ayakta tutmak için neler devirmişsin haberin yok. sarıldığını sandığın denizin, boğacak belki de seni.
göğsümde bir yarık,
yarığın üzerinde incecik ipli bir dikiş,
dikişi zorlayan sen,
kanayan ben.
seni geçmişime gömüp gitme isteğimle hep savaştım. savaştım çünkü bir nokta da biliyordum ki: sen geçmiş olamayacak kadar güzel ve özeldin.
ama şimdi ne geçmişsin ne de gelecek. Sen şimdi sadece kalbimde ve anılarımda.
canını yakmak istemedim derler. ama perdeden geçmeyen mermi olur mu?
bak şimdi bana, bak şimdi sana.
ne oldu da geldik bu hale ikimizde bilmiyoruz. değdi mi ulan ayrı kalmamıza, diye hesap bile soramıyoruz. çünkü;
sen gökyüzünün ben ise toprağın altındayım ve bizim sevgimiz mahşere kaldı.
“ama siz sanıyorsunuz ki haklı olmak tüy gibi hafif bir şey. haklı olmanın bile kendi içinde bir külfeti var.”
sana ihtiyacım var demenin bin yolunu aradım o gece.. sabahına boşverdim
iyileştirmek adına dokunduğunuz her yerim, kanlı hasarlarla dolu. bana yaklaşmayın, sevginiz size kalsın.