Günlerden bir gün, kasabaya kimselerin bilmediği bir hayvan çıkagelmiş. Yorgun, üzgün ve tedirgin görünüyormuş.
#geldim.
No title available
NASA
Sweet Seals For You, Always
tumblr dot com

pixel skylines

izzy's playlists!
The Bowery Presents

Jar Jar Binks Fan Club
KIROKAZE
🪼
hello vonnie

Product Placement

#extradirty

Love Begins
untitled

oozey mess

❣ Chile in a Photography ❣
sheepfilms
"I'm Dorothy Gale from Kansas"
Today's Document

seen from Argentina
seen from United States

seen from United States

seen from Croatia

seen from Türkiye
seen from United Kingdom
seen from Vietnam

seen from Pakistan

seen from United States
seen from Bangladesh

seen from South Africa

seen from United States

seen from United States
seen from United States
seen from Brazil

seen from Colombia
seen from Croatia
seen from United Kingdom

seen from Uzbekistan

seen from Malaysia
@sessizbiryer
Günlerden bir gün, kasabaya kimselerin bilmediği bir hayvan çıkagelmiş. Yorgun, üzgün ve tedirgin görünüyormuş.
#geldim.
Can Kazaz şarkıyı kaybettiği babası için yazmış. Şarkının hikâyesi şöyleymiş;
Bu şarkının melodisi vardı başta. Yoldaydım bir gün, otobüsteydim. Biraz heceler şekilde geliyor melodiler, sürgün, sürsün, sürgün bana, sürsün bahar gibi. Böyle anlatınca tam oluyor mu bilmiyorum ama bu heceler kafamda bir uyum yaratıyordu. Şarkıda ki gelincik çiçeği babamın annem için kullandığı bir metafordu. Şarkıda bir sürü imge var, hepside yaşanmış anılardan alıntı. Bir insan bir yakınını kaybettiği zaman, geçmişe dönük bütün anılarını hatırlamak istiyor. Bu kaybın hasarını yaşadığınız güzel anıları yaşatarak aşabileceğinize inanıyorum. O yüzden de bütün güzel anılarımı bu şarkıya koymaya çalıştım. Şarkının demosunu kaydetmek için uzun süre bekledim. Duygusal yoğunluktan ötürü uzun süre kaydedemedim. İlk demo kaydında sıkıntısız okudum. Duygusal olarak benim için çok yoğun ve değerli bir şarkı.
Sonrasında ise Kazaz sürsün bahar'ı ilk kez zorlu konserinde söyleyecekti fakat duygusal anlar yaşadığı için bir bölümünü söyleyemedi. Sonucunda büyüleyici şekilde seyirciler şarkıyı devam ettirdi.
Kendileri için bir yaşama nedeni olan (yaşama nedeni denilen şey, aynı zamanda çok güzel bir ölme nedenidir de) düşünceler ya da düşler uğrunda aykırı biçimde ölüme giden başka insanlar görüyorum.
Sisifos Söyleni,Albert Camus
Sekiz saat uyumak, sekiz saat da hiçbir şey yapmaksızın, leş gibi oturabilmek uğruna, geriye kalan tüm zamanları, tiksindikleri işlere adıyorlardı.
Körleşme.
“Ben tartışmak ihtiyacındayım; tartışma ve itiraz olmadan yaşayamam; karşımda benimle tartışacak, bana itiraz edecek biri yoksa, kendi içimde bu işi görecek biri yaratırım. Monologlarım, diyalogdur.”
“Tek derdim huzurlu ve mutlu olmak gerçekten kimsenin hiçbir şeyinde gözüm yok. Merak etmiyorum, kıskanmıyorum aksine herkesi en iyisi bulsun istiyorum. Tek istediğim sevdiklerimle düzenli ve huzurlu bir hayat kimse de tadımızı kaçırmasın.”
''Kabuğunun içindeki kaplumbağa gibi, biz de ruhlarımızın evini taşıyoruz. Dünya üzerindeki ülkeleri gezmek sadece sembolik bir yolculuktur. Nereye giderseniz gidin, hâlâ kendi ruhunuzu arıyorsunuzdur.''
“Bir kere daha canımı neyin sıktığını anlatacak halim yok. Yanlış yapan da, telafi etmeye tenezzül etmeyen de ne yaptığının farkında. Herkes her şeyin farkında, kime neyi anlatacaksın.”
Tatlı dil ve gururunu yenip “Hata yaptım pişmanım” diyen insan karşısında anında yumuşuyorum benim gönlümü alamayanın almaya niyeti yoktur.
Fromm’a göre dinlemek “şiiri anlamak gibi bir sanattır” ve her sanat dalı gibi kendi kuralları ve kaideleri vardır. 50 yıllık terapistlik deneyiminden de yararlanarak özverili anlama sanatında ustalaşmak için altı kılavuz ilke sunuyor Fromm:
Bu sanatta alıştırma yapmanın temel kuralı, dinleyicinin dikkatini tamamen vermesidir.Dinleyicinin aklında önemli hiçbir şey olmamalıdır. Yalnızca açgözlülüğünden değil, kaygılarından da mümkün olduğunca arınmış olmalıdır.Dinleyici, özgürce çalışan ama sözcüklerle ifade edilebilecek kadar da somut bir imgeleme sahip olmalıdır.Dinleyici karşısındaki kişiyle empati kurma yetisine sahip olmalı, onun deneyimini kendi yaşamış gibi hissedebilecek kadar da güçlü olmalıdır.Böyle bir empati şartı, sevme yetisinin çok önemli bir yüzüdür. Karşısındakini anlamak, onu sevmek demektir. Bu cinsel bir sevgi değildir; kişiye ulaşma ve kendini kaybetme korkusunu alt etme anlamına gelen bir sevgidir.Anlamak ve sevmek birbirinden ayrılamaz. Ayrı kalırlarsa anlamak ussal bir süreç olur ve işin özünü anlamaya giden yol kapalı kalır.
Alıntı.
Mutsuzluk üzerine atılmadı, üstüne çullanmadı; yavaşça sızdı, neredeyse tatlılıkla sokuldu. Büyük bir dikkatle yaşamına, hareketlerine, saatlerine, odana işledi, uzun süre gizli tutulmuş bir hakikat, reddedilmiş bir gerçeklik gibi; direşken ve sabırlı, incecik, zorlu mutsuzluk, tavandaki çatlakları, çatlak aynadaki yüzünün kırışıklarını, dizilmiş oyun kağıtlarını ele geçirip sahanlıktaki musluktan damlayan suyun içine girdi...
Uygarlaşma yoluyla elde edilen zenginlikler, insana hiç karşılıksız armağan edilmedi. Bütün bunların bedelini, dürtü özgürlüğünün muazzam bir biçimde kısıtlanmasıyla ödedi. Türün uygarlık yönündeki gelişiminin arka planında, bireyin mutluluğunu kaybedişi yer alıyor. İnsanlığın toplumsal uygarlaşma yönünde elde ettiği kazançların karşısında, her bir ruhun ödediği bedel, özgürlüğünden feragat etmesi ve duygusal gücünün azalmasıdır.
Freud- Mutluluğun Mimari, Stefan Zweig
Barış ancak ayrılık temelinde mümkündür. Düşünce ile varlık arasında, insanla doğa arasında, ne birisini ötekine indirgeyen ne de büsbütün koparan bir karşılıklı kabul gerekiyordu. Tıpkı sütten kesilen bebeğin bu duruma yavaş yavaş alışması, annesini sadece kendi ihtiyaçlarını nesnesi olarak değil, ayrı hakları da olan bağımsız bir varlık olarak görmeye başlaması gibi. İnsan, paranoyakça bir hırsla doğayı kendine ait kılmaya çalışmaktan vazgeçtiği anda ddoğanın dilinin çözülmeye başladığını görebilecektir.
Akıl Tutulması, Max Horkheimer
Mutluluk yalnızca sevmek, onun istediklerini istemek, onun düşündüklerini düşünmektir, yani hiçbir şekilde özgür olmamaktır. İşte mutluluk da budur!"
Vücutdışı yaşantı yaşayan bir kişi, kendisini vücudundan ayrılmış bulacaktır. Bazen denek iradesiyle fiziksel vücudunu geride bırakarak bir süre dolaşabilmektedir. Bu, okültistlerin normal olarak fiziksel vücuda hapsedilen astral beden kavramına çok benzemektedir. Sözü edilen doktrine göre, astral beden uygun bir eğitimle fiziksel bedenden ayrılarak serbestçe dolaşabilmekte ancak fiziksel vücuda görünmez bir bağ ile bağlı kalmaktadır.
Her gün, her saat hayata dört elle sarılmak, gelecekten yoksun olduğunu bile bile günübirlik yaşamayı sürdürmek, tıpkı hava olduğu sürece nefes almayı bırakamamak gibi karşı konulmaz bir içgüdüydü.
Devletler insan öldürmeyi çok iyi bilirler. Bir günde yirmi bin kişiyi öldürmek elli bin kişiyi yaralamak devlet için hiçbir şeydir. Ama kendisinin kurbanı olan insanlara yardıma alabildiğine yeteneksizdir. Eli sıkıdır. Bu bakımdan savaş varsa eğer işin içinde özel şahıslar yer almalıdır. Gönüllüler işe el atıp insani amaçlarla uluslararası bir yardım kuruluşu oluşturmalıdır.
Elli yıl önce böyle bir şey söylemeye cesaret edebilecek insana nasıl gülünürdü kim bilir !