Kadınların özelliği ne biliyor musun? Seni sen yapan özelliklere aşık olup sonra o özellikleri senden almaya kalkıyorlar.
Sade Olutola
🪼

Kiana Khansmith
One Nice Bug Per Day

No title available

roma★
Cosmic Funnies
Show & Tell
Not today Justin
almost home
taylor price
d e v o n

tannertan36
we're not kids anymore.

Product Placement
he wasn't even looking at me and he found me
sheepfilms
Jules of Nature
TVSTRANGERTHINGS
Game of Thrones Daily
seen from United States

seen from Brazil

seen from United Kingdom

seen from Türkiye
seen from United States
seen from United States
seen from United States
seen from United States
seen from Malaysia
seen from United States

seen from United States

seen from Türkiye
seen from Romania

seen from Belgium
seen from Venezuela

seen from United States
seen from United States

seen from United States
seen from United States
seen from United States
@shafucks
Kadınların özelliği ne biliyor musun? Seni sen yapan özelliklere aşık olup sonra o özellikleri senden almaya kalkıyorlar.
Sevgili Bilge, bana bir mektup yazmış olsaydın, ben de sana cevap vermiş olsaydım. Ya da son buluşmamızda büyük bir fırtına kopmuş olsaydı aramızda ve birçok söz yarım kalsaydı, birçok mesele çözüme bağlanamadan büyük bir öfke ve şiddet içinde ayrılmış olsaydık da yazmak, anlatmak, birbirini seven iki insan olarak konuşmak kaçınılmaz olsaydı. Sana, durup dururken yazmak zorunda kalmasaydım. Bütün meselelerden kaçtığım gibi uzaklaşmasaydım senden de.
- Beni niye bırakıp gittin Müzeyyen?
+ Elimde değildi, kendime engel olamadım. Ona aşıktım. Seni üzmek istemezdim ama kendimden de vazgeçemedim.
- Değdi mi peki?
+ Mesele bu değil ki, yaşamam gerekiyordu yaşadım. Ama, biliyorsun işte bitiyor en nihayetinde her şey gibi.
- Çay için teşekkürler.
+ Gitme. Lütfen. Diyelim ki gitmedim. Seninle beraber olmaya devam ettik. Ne değişecekti?
- Sevişirdik.
+ Başka?
- Sabahları beraber uyanırdık. Ben senden önce kalkardım. Senin uyuyuşunu izlerdim. Sonra sen uyanırdın. Bana gülümserdin.
+ Sonra?
- Sonra, sabahları çayı tek şekerli içtiğini, günün diğer saatlerinde şekersiz içtiğini biliyor olurdum. O ilk şekeri ben atardım çayına, zarifçe eritişini izlerdim.
+ Sonra?
- Sonra, en çok boynundan öpülmeyi sevdiğini biliyor olurdum.
+ Güzelmiş.
- Sonra dışarı çıkardık. Dışarda yağmur yağıyor olurdu. Biz şemsiyeyi almazdık. Sırılsıklam olurduk. Sonra sen bana sokulurdun. Ama saçağın altına hiç girmezdik. Sonra sen üşütürdün. Ayakların buz gibi olurdu. Ben sana en sevdiğin o mavi çoraplarını getirirdim. Sonra bayramları babaannenin mezarını ziyaret etmeye giderdik.
+ Gider miydik gerçekten?
- Giderdik. Hayatta en sevdiğin kadın için ağlayışını izlerdim senin. Hiçbir şey yapmazdım, gözyaşlarını silmezdim, seni teselli etmezdim. Orada öylece ağlayışını izlerdim senin. Başka insanların mezarlarının arasında dolaşarak, hayatın ne kadar şahane bir şey olduğunu düşünürdüm. Sonra hiçbir şey yapmazdık. Öylece otururduk. Çok bilinmeyenli bu sorunun yanıtını arardık. Hayat bizi yalancı çıkarana dek, bulduğumuz cevapları doğru sanırdık.
+ O zaman, bir çay daha içelim mi?
- Daha fazla çay içmek istemiyorum ben.
Ile Saint-Louis, Paris Edouard Boubat, 1975