ben devrik bir cümleyken kalktım sana şiir oldum.

bliss lane
The Bowery Presents
let's talk about Bridgerton tea, my ask is open
I'd rather be in outer space 🛸
PUT YOUR BEARD IN MY MOUTH
RMH
Xuebing Du
occasionally subtle
The Stonewall Inn
Not today Justin
art blog(derogatory)
almost home
"I'm Dorothy Gale from Kansas"
we're not kids anymore.
Jules of Nature
Stranger Things
No title available
d e v o n
h
noise dept.

seen from United States

seen from Mexico
seen from United States

seen from United States
seen from United States

seen from Bangladesh

seen from Türkiye
seen from Malaysia
seen from India

seen from Malaysia

seen from Spain

seen from United States

seen from United States

seen from Vietnam

seen from United Kingdom
seen from Netherlands

seen from Brazil

seen from Bangladesh

seen from United States

seen from South Korea
@solvira
ben devrik bir cümleyken kalktım sana şiir oldum.
şimdi bir karıncayı öldürdüğüne ağlamış küçüklüğüm
her gün bir gün geçmiyor.
annen yok, kimsen yok.
sigara ve kahveyi saymazsak evde yalnızım, günlerdir söylüyorum; sigara ve kahveyi saysak da evde yalnızım.
Göz göze geleceğiz diye kalbime çeki düzen verirdim.
nefesimin kesildiği, sigarayla ciğerimi ısıttığım vakitlerden yazıyorum. hep yazmak istediğim anlarda yazamadım, konuşmam gereken zamanlarda konuşamadım. her şeye ve herkese geç kaldım, yaşama olduğu gibi. gitmek istediğim anlarda hep oturdum, kalkamadım dizlerime derman bırakmadılar. ölmek istedim kapılarımı kilitlediler, bir kaç ilaca, sigaraya ve duvarlara hapsettiler. ağlayamadıklarımı, anlayamadıklarını duvarlara bıraktım. yolun sonunda, merdivenin son basamağındayım. bir adım daha atsam karanlıkta en dipteyim. kafamın ta en derinlerinden bağıran bir ses, zihnimi işgal eden birkaç anı, küllüğümde yer bırakmayacak kadar acıtan çaresizlik. ötesini sorarsan ötesi toprak, ötesi günah.
sana anlatacak çok şey birikti ama artık anlatacak bir yerim yok. bazen konuşuyormuş gibi yapıyorum, sanki duysan cevap verecekmişsin gibi. insan alışkanlıklarından hemen vazgeçemiyor. sen varken dünya daha anlaşılırdı, şimdi her şey biraz yamuk, biraz eksik. yokluğun büyük bir gürültü değil, daha çok içten içe çöken bir sessizlik. kimse fark etmiyor ama ben her gün onunla uyanıyorum. en çok da küçük şeyler canımı yakıyor. özel günler değil, büyük anlar değil. durduk yere aklıma düşen bir cümle, bir mimik, bir bakış. sen olsan gülerdin dediğim anlar. sonra susuyorum. çünkü değilsin. bunu her seferinde yeniden kabul etmek zorunda kalıyorum. mezarına gelince ne diyeceğimi bilemiyorum. içim dolu ama kelimeler sıraya girmiyor. bazen oturup uzun uzun susuyorum. sanki susarsam anlarsın gibi. sanki sessizlikte hâlâ bana yakınsın. kalkarken arkamı dönmek zor geliyor. seni orada bırakıyormuşum gibi hissediyorum. güçlü duruyorum diyorlar. ben güçlü durduğumu sanmıyorum. sadece devam ediyorum. insanın yapacak başka bir şeyi kalmayınca, yaşamak bir refleks oluyor. geceleri seni düşünüp uykusuz kalıyorum, sabahları yorgun uyanıyorum. günler geçiyor ama içimdeki saat hep aynı yerde takılı kalmış. keşke diyorum bazen. ama keşkenin bir faydası yok. sen geri gelmiyorsun, ben de bu cümlelerle oyalanıyorum. yine de bilmeni isterdim, sevgi ölünce bitmiyormuş. sadece konuşacak bir muhatap bulamıyormuş. ben seni hâlâ seviyorum. bu da benim taşıdığım yük, ama aynı zamanda tek dayanağım.
senin yolunda yürümeye, senin izinden gitmeye devam edeceğiz Atam. ışığın hiç sönmeyecek.
özlemek bi eylem değil anla özlemek yok olmak demek
'bir şeyin kalbini kırması için illa yanlış olması gerekmez ki.'
isterseniz deyin yavşak, isterseniz korkak tek istediğim birinin, göğsünde uyumak.
okyanus, gözyaşı kokuyor buram buram. göğsümde eli, dudaklarında tadım, yanında acı bir an. gözlerine sinmiş ölümüm, boğuluyorum ayaküstü.
şansıma tükürsem rüzgar vurur geri bana gelir.
kimlere güvensem sırtımdan vurur burnumdan gelir.
okyanus, gözyaşı kokuyor buram buram. göğsümde eli, dudaklarında tadım, yanında acı bir an. gözlerine sinmiş ölümüm, boğuluyorum ayaküstü.