Bana çocukluğumun uykularını geri verin.
YOU ARE THE REASON
2025 on Tumblr: Trends That Defined the Year
Show & Tell
wallacepolsom
Mike Driver
todays bird

oozey mess
we're not kids anymore.
Jules of Nature
Keni
Claire Keane
Cosimo Galluzzi

pixel skylines
One Nice Bug Per Day
occasionally subtle
The Bowery Presents
Not today Justin
PUT YOUR BEARD IN MY MOUTH

Origami Around
official daine visual archive

seen from Malaysia

seen from United States
seen from Finland

seen from Malaysia

seen from United States
seen from Israel
seen from South Africa
seen from United States
seen from China

seen from Switzerland
seen from Belgium

seen from Türkiye

seen from Malaysia
seen from United States
seen from United States
seen from South Korea
seen from United States

seen from Türkiye

seen from Italy
seen from Pakistan
@solyanimyanginyeri
Bana çocukluğumun uykularını geri verin.
Bir süredir bedenimi kuytu köşelerde yığılıp kalmış bir halde buluyorum. Soran olursa nasılsın diye iyiyim deyip geçiyorum yanından. Ruhumun yorgunluğunu bedenim taşıyor. Öylece bir köşede durmak istiyorum. Hiçbir şey yapmak gelmiyor içimden. Gittiğim yollardan dönmek istemiyorum. Arkasını dönen hiçbir insanın yüzünü görmek istemiyorum. Huzursuz ve keyifsizim. İçimin yağmurları hiç dinmiyor. Şu sıralar sevgisizlik sarıyor yüreğimi. Anlamlandıramadığım bir kimsesizlik hissi. Çığlık çığlığa ağlamak istiyorum. Başım yerde yürüyorum çoğu zaman, insanlar içimi görmesin diye. Çok korkuyorum ama sadece uyumak istiyorum.
Yaşamıyoruz, tahammül ediyoruz.
Göz açıp kapayıncaya kadar geçip giden bu zamanın içinden bana kalan tek şey anılar ve acılar.
Bir şeyler var. Biliyorum anlatsam anlamayacaksınız ama anlatmayınca da boğuluyorum.
Şimdi bu yaşımda çok yorgunum. Neyle nasıl baş edeceğimi de bilmiyor gibiyim. Küçükken yaşımı sorduklarında olduğum yaştan büyük söylerdim her zaman. Bilseydim büyümenin bu kadar sancılı ve yorucu olacağını hiç bu kadar heveslenir miydim büyümeye. Sorsalar yaşım yirmi iki ama sanki yetmiş iki. Zamanın içinde savruluyor gibiyim. Olduğum her yerden şikayet edip kaçıyorum ama zamanla kaçtığım yerden de kaçmak istiyorum. Öylesi bir döngü. Hiçbir yere ait hissedemiyorum. Her zaman dediğim gibi, bu dünya mı bana fazla yoksa ben mi bu dünyaya fazlayım hiç anlamadım. N'olur artık bu hissettiklerimden kurtulayım. Belki biraz dinlenir ruhum. Çünkü yaşımdan yorgunum hep.
İnsan bazen hissedebiliyor olmanın hüznünü taşıyor yüreğinde.
Yüz yerde yüz yaram var,el sanır ki sağ gezerim
Herkesin alelacele birbirine koştuğu bu çağda ben durup bir kenarda öylece seni bekliyorum. Belki hiç gelmeyeceksin. O da bir bilinmez ama insanın seni bekliyor olması da güzel. Aslında sen kimsin onu da bilmiyorum ki. Yorulmasın diye şu yüreğimi, bu dünya telaşından ve insanlardan sakınıyorum. Seni yorgun ve yaralı karşılamamak için. Bütün güzelliklerimi, şenliklerimi ve baharlarımı da sana saklıyorum. Bir gün gelecekmişsin gibi.
Göğsümde hissettiğim bu ağrı öyle tanıdık ki. Dün de oradaydı, dünden önceki günlerde de...
Bu hayat bana elim bir kazada kendimi kaybetmişimde hâlâ yasımı tutuyormuşum gibi hissettiriyor bazen.
Çok ağladım ama göğsüme taş basıyorum artık. İyiyim belki.
Eskidendi kimseyi kaybetmemek için her şeye susmalarım. Çaba görmediğim, önemsiz hissettiğim yerde kalmamayı öğrendim.
Bakma öyle. İnan bende bilmiyorum bunca yarayla bugünlere nasıl gelebildim.
Güzel kızım; bu yaralar seni öldürür, insanları güldürür.