Geçerken uğrayanla, sana gelmek için yola çıkan bir olmaz.
Xuebing Du
KIROKAZE

Andulka
Fai_Ryy
🩵 avery cochrane 🩵

No title available
untitled
NASA
🪼
official daine visual archive

titsay

tannertan36
The Bowery Presents
Sade Olutola

pixel skylines
No title available
Interview Vampire Daily
RMH
taylor price
No title available
seen from United Kingdom
seen from United States

seen from Brazil
seen from Brazil
seen from Canada

seen from United States

seen from Türkiye
seen from Paraguay

seen from United States
seen from Bangladesh
seen from Libya
seen from United States
seen from Argentina

seen from Ukraine
seen from Brazil
seen from Brazil
seen from Bangladesh
seen from Iraq
seen from United States
seen from United States
@sumeyyeberraa
Geçerken uğrayanla, sana gelmek için yola çıkan bir olmaz.
Bir cam kırıntısı gibiyim, paramparça. Her yıla bir iz bıraktım. Zaman aktı, ben çoğu zaman yarım kalsam da, bir yanım hep tamamladı eksiklerimi. Gidenlerden ders, kalanlardan güç aldım..
Hayatımda olumsuz giden şeyleri kötü görmüyorum. Olumlu yönden bakıp ben bundan ne ders çıkarırım? diye soruyorum kendime. Çünkü her düşüşte bir kalkış ihtimali, her acıda bir uyanış gizlidir. İnsan, başına gelenle değil ona nasıl baktığıyla şekillenir. Kimi yıkılır, kimi aynı enkazdan kendine bir temel kurar. Yaşadığım her zorluk, bana kendimi yeniden tanıma fırsatı veriyo. Kırıldıkça nerede ince olduğumu görüyorum. Yalnız kaldıkça kimlere fazla yanaştığımı anlıyorum. Hayal kırıklıkları, artık kimlere hayal kurmamam gerektiğini öğretiyo. Bu yüzden şikayet etmiyorum. Sitem de etmiyorum. Çünkü hayat, yoluna hep kendi usulünce devam ediyo ve ben her adımda öğrenmeye devam ediyorum. Biliyorum ki bazı şeyler yıkılmadan yenisi kurulmaz. Kimi vedalar aslında kurtuluştur. Kimi kayıplar, görünmeyen fazlalıkları alıp götürür. Ve ben bu fark edişlere minnet duyuyorum. Kendime daha çok yaklaşıyo, daha az şeye takılıyo, daha çok şeye şükrediyorum. Zorluklarımı birer düşman gibi değil, öğretmen gibi görüyorum. Belki de bu yüzden, hayatın bana ne gösterdiğine değil, ben o gösterilenle ne yaptığıma bakıyorum. Bu bakış açısıyla, en karanlık anlarda bile içimde bir ışık kalıyo. Ve ben o ışığı büyüterek yoluma devam ediyorum.
Serin bir ahiretin hatırınadır, çektiğim dünya ağrısı.
Kişinin, sevmediği biriyle yakın kalmakla imtihan edilmesi, sevdiği birinden uzak kalmakla imtihan edilmesi kadar zordur.
İbn Hazm
Bütün anışlarım bana aittir; fakat bu ürpertili hatırlayışlar neyin nesi?
"Dinden soğutuyosunuz"… Ne zaman duysam bu cümleyi, içimde derin bir rahatsızlık hissediyorum. Çünkü bu ifade, meseleyi asıl bağlamından koparıp kişisel hataları ilahi hakikatin önüne geçiren bir anlayışın yansıması gibi geliyo bana. Bir insan yemek yerken görgü kurallarını hiçe sayarak iğrenç bir şekilde yese, o yemeğin lezzetinden ya da besleyiciliğinden vazgeçer miyiz? Hayır. Belki o an midemiz bulanır, belki başka bir zaman yeriz ama yemeğin kendisinden soğumayız. Aynı şekilde, biri zevksiz ya da düzensiz giyinmiş diye kıyafet giymekten vazgeçmeyiz. Hatta tam tersine, daha iyi giyinmeye çalışır, belki başkalarına örnek oluruz. Ama konu dine gelince, işler garip bir hâl alıyo. Bir kişinin kötü ahlakı, sert üslubu ya da yanlış davranışı yüzünden "dinden soğudum" deniliyo. Hatta bunu en çok da dinin ilmini tahsil etmiş, bu yolda yol almış kişiler söylüyo. Sosyal medyada, camilerde, sohbet halkalarında rastlıyoruz bu sitemlere. “Bizi dinden soğuttunuz.” Oysa iman, kişisel kusurlarla şekillenmemeli. İnsanı Allah’a yaklaştıran şey bir kul değil ki, birkaç kulun hatası bizi Allah’tan uzaklaştırsın. Elbette insanlar etkiler, bazen yaralar. Fakat iman, sadece güzel insanlar üzerinden kurulacak kadar sığ bir şey değildir. Hatalı bir kulun davranışı, Hakk’ın yoluna perde olmamalı. Evet, hatalar olur, eksikler olur. Ama bu hataları bahane ederek, hakikatin kendisine sırt dönmek, ne kadar adil? Hiç kimse, Allah’ın dini adına kötü bir temsil ortaya koydu diye Allah’ın dinine küsme hakkına sahip değildir. Çünkü o kişi dine değil, kendi nefsine hizmet etmiştir. Ve unutmayalım, din insanların temsilinden önce Allah’ın sözüdür. Hakikat, kişilerin tutumuyla değil, Allah’ın kitabıyla ölçülür. Bu yüzden "dinden soğuttunuz" demek yerine, belki de şunu sormalıyız kendimize. Ben Allah’ı gerçekten tanımak istiyo muyum? Yoksa sadece bahaneler mi arıyorum? Allah’a giden yol, insanlarla doludur ama nihayetinde sadece seninle Rabbin arasındadır. O yolda yürüyenler hata edebilir, tökezleyebilir ama senin yolda yürümen, onların ayaklarına değil, senin niyetine bağlıdır.
Allah’ım yüreğimde taşıdığım bu ağırlığı hafiflet. İçimi saran bu karanlık dağılınca, bir gün başımı yastığa koyup sadece 'Bu da geçti' diyebilmeyi nasip et… Dayanacak gücüm azaldı, ama umudum senden.
Nasıl olacak diye düşünüp durduğum tüm meselelerimi sana emanet ediyorum Allah'ım...
Kasvet çökmüş üzerime usulca, bir buhran saklı her gece uykumda. İzbe bir odada yankısız sözler, feza bile uzak, suskun bulutlarda. Mahzun bir yüzüm var aynalara küs, zamanla sarfınazar edilmiş her his. Söz geçmiyo yüreğimin kırıklarına, içimde susturulmuş bir çocuk gibi sessiz. Mağlup olmuşum, hem kendime hem hayale, bir damla ışık yok karanlık istikbale. Dizlerimde yorgunluk, omzumda yılgınlık. Ve ruhumda, izbe izbe yankılanan yalnızlık.
Ve bazen... "Mümkün değildi ama mecburdu."
Ama ben fedakarlık yaparken karşımdaki yapmıyosa üzülüyorum, ben mi artık fedakarlık yapmamalıyım az öz insan olsa bile insan bişiler bekliyo
Bu his çok insani. Ama bu duyguyu yönetmek senin elinde. Fedakarlığı sevdiğine destek olmak için mi? İlişkilerini güçlendirmek için mi? Yoksa sevilmek onaylanmak için mi yapıyosun? Eğer son dediğimse, bunun seni hayal kırıklığına sürüklemesi kaçınılmaz. Herkese her zaman yardım etmek zorunda değilsin, kendini yıpratmadan, karşılık beklemeden mutlu olabileceğin yerlerde fedakarlık yapmayı dene. Ve bir de beklentiye girmemek, fedakarlığı karşılık beklemeden yapmak. "Yaptım çünkü yapmak istedim" diyebilmek.
Abla kırılmamak için ne yapmalıyız?sürekli kırılıyorum herkese ve böyle olmasını istemiyorum
Yaşın ilerledikçe, değer verdiğin insanların sayısı azalıcak ve haliyle kırılmalarında.
Seyirci kaldık yine bir yaraya, uzak durduk, korktuk sancıdan. Bir bakış attık uzaktan bakmaya, sonra da sardık kendimizi vicdanla. Ben de üzüldüm, dedik içimizden, "yazık olmuş" deyip geçtik sustuk. Sanki üzülmek yetermiş gibi, sanki kalpten geçen sözmüş tutuk. Seyirci kalmak kolay aslında, çünkü kirlenmez elin, kan görmez gözün. Ama o sessizlik çalar insanı içten, birikir her susuşta ağır bir sözün. Vicdan yapmak... o da bir oyun bazen. Sahte teselliyle kandırırız kendimizi. Oysa gerçek vicdan, susturmaz bizi, kaldırır, yürütür, değiştirir yönümüzü 🍉
Ruhumun karamsarlığından, Allah'ın nuruna sığınırım.
Ne kadar "ama" ne kadar ölü bir vicdan..
Ben, yaşadıkça anlamı arayan bir yolcuyum; bazen kırılarak büyüdüm, bazen susarak olgunlaştım. Ama her adımda şunu öğrendim. Hayat, başkalarının değil, Rabbimin beni görmesiyle tamamlanır.