Aşığım.
Aşk zannettiklerinizin aşk olmadığını gerçek aşkı bulunca anlıyorsunuz.
Bana aşkın resmini çizebilir misin Abidin?
Ben çizemem.
Aşk; bir resime, şiire, şarkıya veya kitaba sığamayacak kadar geniş bir kavram. Dünya üzerinde ne kadar eser varsa aşkı anlatmaya yeltenmiş, tüm bunlar aşkın sadece ufak kıvılcımları.
Asıl yangın anlatılmak için fazlaca büyük, yalnızca hissedilir yüksek sıcaklığı.
Asla tam anlamıyla çizilemeyen, yazılamayan, anlatılamayan sadece hissedilebilen ve bir nebze olsun gösterilebilen bir şey aşk.
Bir sürü kelime sıralayabilirim size aşkı tanımlamak için: huzur, mutluluk, aidiyet, özlem, sevgi, güven, fedakarlık, sadakat, korku, endişe, delilik, ten, beden, sıcaklık, haz, acı, cesaret, hayat, ruhani, enerji...
Ancak hepsi bir tarafından eksik kalır aşkın tanımı için.
Çünkü aşk, gelmiş geçmiş tüm duyguların aynı anda zincirleme reaksiyonlara girip bilinmedik, yabancı ve yeni tek bir duygu oluşturması gibi bir şey.
Dinamik, biçim değiştiren, sürekli yapıtaşlarına dönüşüp duran bir duygu.
Değişmesine rağmen hala ilk günkü gibi hissettiğin ve aslında hiçbir şeyin değişmediği bir olgu.
Hem değişken hem sabit.
Böyle bir paradoks işte aşk.
Bu bile bir tanım değil, bir aşığın naçizane bir örneklendirmesi.
Aşk sadece aşktır.
Aşk, sen ve ben.
Bir çift çipil göze bakmak, terden ıslanmış elini tutmak, sıcacık bedenine sarılıp uyumak, uyurkenki nefesini ve kalp atışlarını ezberlemek, sesini ve yüzünü hafızaya kazımak, saçlarıyla oynamak, sakallarını öpmek..
Seviyorum be Eros!
Aşk güzel şeymiş vesselam.
Aşığım ilk günkü gibi,
Aşığım ilk günkünden çok farklı,
Aşığım ilk gün hiç olmamışçasına,
Aşığım.