Bugün günlerden çok pazartesiydi.
Böyle bir salaklıklar silsilesi üstümde, böyle bir 'sende ne kafası var kızım ne içtin ' dedirtecek ota boka gülme halleri...
Geldi bahar ayları gevşedi gönül yayları değil Allahtan. Year ve year (off ingilizce kusucam) kartlama sayısıyla doğru orantılı olarak ayakların yere sağlam basma halleri ya da öyle yaptığını sanma vaziyetleri...
Bugün ihracatçılar birliğinde İsrail'de kullanılan teknolojiler, tarımdaki gelişmeler diye bir konferans ve panel varmış. Sen de git dediler. Olala dedim. Lakin herkes takım makım elbiseli ben bugün ofiste olucam diye çiçek çocukları gibi giyinmişim rengarenk sıfır ciddiyet, sıfır resmiyet...
Ensesi kalın dünya çapında 1 numara olan bir firmanın ceosu, İsrail ekonomisinde önemli biryerde olan patron, ekinomist, İsrail Başkonsolosu falan derken ortam çok ciddi ve mossad ajanları halay çeker vaziyette idi.
Dinleyicilerden biri konuşmacının başındaki kipanın nasıl durduğunu sordu :S konu neydi adam ne sordu...Bırak din ve devlet işlerini din ve ticaret işleri bile ayrılmış durumda değil burada.- hello mossad I'm mor-
Esas olay konferansın başında vuku buldu.-vukular bulsun beni emi!- Simultane tercüme yapılıyor ben tercümanın ay uy diye gevelemesine kıl oluyor zaten ne zamandır çeviri yaptığım için mesleki terimlere vakıf olduğum düşüncesi ile kulaklığın bir ucunu kulağımın arkasına saklayarak hem türkçeyi hem ingilizceyi dinliyor hem de cümleyi kendim evirip çeviriyorum kafamda- anlayacağınız akıl dışında her şey var bu kafada- Çok salak bir görüntü verdiğim kesin salonda. Kulaklığın yarısı arkada yarısı kulakta... Aman zaten oraya ait olmadığım siyah takım elbiselilerin arasında açmış çiçek gibi renkli olmamdan belli. Sinemada, konferanslarda telefonlarının sesini kapamayanlara kıl olur saygısız derim. Yine öyle bir an. Birinin iphone melodisi çalyor. Cık cık yapıyorum içimden. Sonra herkes birbirine bakınıyor. Bir bakıyorum 2 yan koltuktaki çantamın içinden geliyor ses :S
Mosmor olmak isterdim ama kıpkırmızı oluyorum. Haşlanmış ıstakoz gibiyim. Kaplan ataklığı ile çantaya atlıyor ama bu sefer de çantanın içinde telefonu bulamıyorum...Sonunda telefona vardığımda sıçız bir pozisyonda olduğumu iyice idrak ediyorum.
Arayan damloşka! Eh be ya...Bütün iş kadını olamayan iş kadını profilim ayaklar altında. Mahvettin beni diyemiyorum çünkü kendi salaklığım kapadım diye kapalı telefonun sesini açmışım!
Kimi anlatacaktın damla kimi sabah sabah...Daha önce Damla'nın hayatında biri var mı diye soran bizim çocuklara 'Damla'nın hayatında biri yok. Birden çok kişi var' esprisini yapıyorum:) Damla da telefonun diğer ucundan' Damla hayatındaki erkeklerle futbol takımı kuracak de ' diyor :) Yok öyle birşey ondan böyle rahat makarasını yapıyoruz. Adam yok çünkü. Adam en büyük kısıt. Yenilenemez enerji. En önemli kısıtların başında 1- su 2- adam. Organik adam üretmek şart. Gübresini az koyun.
En son giderken de asansörde devlet memurlarından bir grup İsrail hakkında konuşuyor, yakında tüm ortadoğuyu alır bunlar gibilerinden cümle kuruyorlardı lakin farketmedikleri asansördeki dazlak türke benzeyen adam bir mosad ajanıydı ve konuşmaları duyunca gözlerinden nefret püskürdü ve göz göze geldik ben ' bis-mil-la..' diye içimden geçirirken ne yöne bakacağımı şaşırdım. Aklıma Münih filmi geldi.
Bir avuç toprağınız var onun da neredeyse çoğu çöldü ama tarım teknolojileri konusunda dünyayı yönetiyorsunuz be pes diyesim geldi. O dünya çapındaki firma gelirinin %60 araştırma geliştirmeye harcıyormuş. Burada olsa ' hacı %60 nı araştırmaya diye havaya harcarsak biz ne yiyeceğiz' denir.
Çok baba soru hazırladım ama sormadım panelde. Cevabı belli. Geçiştirecekler işlerine gelmeyecek. Daha da Davos'a gelmem ağalar.
Yalnız İzmir Körfezi'ne bakan terasta mest oldu adamlar. Rus çarı nasıl akdenizde çizmelerini yıkamayı hayal ettiyse, bence bugün onlar da İzmir'i İsrail'e taşımayı hayal etti.
Ağır olun koçlar! Burası da Türkiye'nin yarı kutsal toprakları. Gavurlukta sizden kalır yanımız yok lütfen gavur izmirimize yan gözle bakmayınız diyemedim.
Birkaçı hariç ingilizceleri bildiğin ibranice.(yunancadan sonra ibranice vurgusu ile ingilizce...)
Bu akşam üniversitedeki en iyi arkadaşlarımdan Biray ile görüştüm. Tam 6 yıl olmuş 6! Çüş ya ne 6 sı keklemiş gene beni! 2008de mezun olduk 6 yı neresinden uydurduysa...
Yanında bir arkadaşını getirip benimle tanıştırmak derdi... Dedim ya nereden çıkardın bak sadece sen gelecek olsan eşortmanla inicem caddeye. 'Kızım görüşmeyeli 6 yıl olmuş biraz çeki düzen ver kendine belki gözlerinin kenarı kırıştı belki yaşlandın ondan evde kaldın' dedi. Evet dedim göz kenarlarım kırıştı ondan kaldım evde.
Maşallahı vardı bu gece. Babamın İzmir şubesi mübarek. Rahat bin defa evlen dedi.- kendi evlendi ya derdi benim başımı yakmak-
Sen bir eve git gel gelip seni isticez arkadaşıma dedi.
Bir yürü git dedim. İsteyecekseniz ev arkadaşlarımın iş adresleri belli oradan isteyin lakin ben bu haftasonu eve gittiğimde babam damat adaylarını önüme sıralayacak ' bu var?' ' o olmazsa bu var' 'buna ne dersin?' diyecek.
Çoktan seçmeli olmayan babamın seçeneklerini öpeyim.
Hani hepsi ve hiçbiri şıkkı nerede? Hepsine evet diyerek harem kurmak istiyorum belki? Nerede benim harem özgürlüğüm?
Babam yüzüme baktığında torunlar görüyor gibime geliyor endişeleniyorum.
( torun değil torunlar ama)
Baba ben damızlık değilim. Karşımdaki de damızlık değil.
Üreyebilecek miyim diye mi endişeleniyorsun nedir...
Bu arada taa fi tarihinden kalma bir buçuk iskender sözüm var Biray'a. Ona göre onu ısmarlamadığım için işlerim ters gidiyor hayatımda : tezim bitmiyor evde kaliyorum falan :)
Son sınıfta zor bir dersin finali var, benim de oda arkadaşım erkek arkadaşı ile kavga etmiş oda bol gürültülü, ders zaten zor anlamak için kafa patlatıyorum, aradım dedim ben kalıcam yarın bu dersten bir cacık anlamıyorum dedim. Sakin ol yarın erkenden kütüphaneye gel anlatıcam anlıcaksın dedi. Dediği de oldu. Şahane anlattı anladım. Hatta o kadar şahane anlattı ki kendi 82 gibi bir not alırken ben 94 aldım :) Yuh yani ne kadar iyi anlatmışsam benden yüksek not aldın dedi durdu. O iskender borcu o dersten.
Doktora yapıcam hâlâ adamın iskenderini ısmarlayamadım.Ama bir sor bir sor neden diye? İzmir'de değildim ondan.
Doktora demişken; yeminli heyetli kurullardan geçen makaleler yayınlamak lazımmış başvurularda öne çıkmak için.
Şimdi ben buraya hazır yazılar yazıyorum. Makale olduklarını hayal edelim. Sizler de yemin ediverin 2 dakikada. Bu kız hakiki çatlaktır vallahi diyiverin olsun gitsin . Alın size yeminli heyetten geçmiş makale :S
Doktorayı kim neden aklıma sokuyor daha gencim benn!!!
Ve son olarak Murat bey ofisi anlatmıyorum diyemem blogumda :) Siz okursanız da ben eskisi kadar rahat yazı yazamam. Beni NS ye söylemekle tehdit edemezsiniz! :) NS genel müdür, mesela ben de MG yim ofis içinde. İsim ve soyisimlerimizin ilk harfleri kod adımız oluyor.
m : kütle g: yer çekimi kuvveti yani mg=G ya da şöyle daha düzenli G=mg
Şimdi size fiziksel açıdan hayattaki ağırlığımı kanıtladım . Artık defolup uyuyabilirim.
Şayze! Genel müdür 2 hafta İzmir'de :( İstanbul'daki ofiste olaydı daha iyiydi.
not: İsrail Başkonsolosu o kadar güzel türkçe konuşuyor ki adı Veli olsa kimse bu adam türk değil diyemez.