Kigali- RUANDA Mayıs 2016

if i look back, i am lost
h
he wasn't even looking at me and he found me
AnasAbdin
Today's Document
hello vonnie

roma★
Misplaced Lens Cap

No title available
$LAYYYTER
Sade Olutola

No title available
Three Goblin Art
ojovivo
KIROKAZE
Sweet Seals For You, Always
Stranger Things

Discoholic 🪩

Andulka
art blog(derogatory)
seen from United States

seen from United States
seen from Brazil
seen from Argentina

seen from Indonesia

seen from Malaysia
seen from Netherlands

seen from Belgium
seen from Ireland

seen from United States
seen from Armenia

seen from United States

seen from Indonesia

seen from United States

seen from Germany
seen from Ireland

seen from China

seen from United States
seen from United States

seen from United States
@morucurtma
Kigali- RUANDA Mayıs 2016
Her Eve Buyursun
Hani gece kalkıp da yanmış olduğunuzu farkedip başucunuzdaki su bardağına uzanırsınız ve içinde tek damla su olmadığını görürsünüz; işte tıpkısının aynısı bana oldu. Şiir okumaya okumaya işitmeye işitmeye kurudum. Gece yarısı yataktan kalkıp kütüphanemde Özdemir Asaf aradım taradım bulamadım. Kurumuştum, bulamayınca kupkuru oldum. Nasıl olur da bir evin kütüphanesinde Özdemir Asaf olmaz??? Gecenin bir yarısı bir erkeğin duygusallığına ihtiyaç duyduğunuzda sarılabileceğiniz tek doğru yoksa yerinde yok olun siz de !
Batum
Karabiberiimmmm vur kadehlere... Evet karabiberim.
big in japan
‘’Bazen ne kadar da sıkıcı olabiliyordu şu toplantılar...-ne kadar sıkıcı olabiliyorsa işte o kadar ya da 5 katı sıkıcı olabiliyordu-
Yağacak gibi duran havaya aldırmadan otelden büyük adımlarla çıktı. Şurada hemen şuracıkta, bu sıkıcılığın burnunun ucunda kocaman bir kumsal ve koskocaman bir akdeniz uzanıyordu. Bütün o salondaki tartışmaları bir kenara bırakıp, topuklu ayakkabıları ve kravatları bir kenara fırlatıp kumsala inmeliydi insanlar.-yaşadıklarını hissetmek için buna ihtiyaçları vardı yoksa boşuna oksijen israfıydı dünyaya-
Kadın, peşi sıra salondan çıkanı farketmeden kumsala yürüdü. Denize en yakın olduğu noktada yere çöküp oturdu. Ayakkabılarını çıkarıp kenara koydu. Otururken eteklerini toplayıp dikkatli oturdu- aman herkeste olan herşey yine de herkese gözükmesindi- Saçlarının bağını çözdü.-keşke ruhunun bağını çözmek bu kadar kolay olsaydı-
Rüzgar saçlarını önüne savurdu. Bir anda tüm yüzü saçları ile kaplandı. Eteğini mi tutsundu saçlarını mı yüzünden alsındı bilemedi ve güldü kendi kendine.- ne zaman kendi kendimize idik ne zaman değildik hiç bilemeyecektik- Saçlarını yüzünden almasıyla hemen yanına oturmuş olan adamı görüp korktu.-korkunun ecele, duyguların mantığa faydası yoktu-
Bu dev adam, otele geldiği ilk gün lobide karşılaştığı,yakışıklı bir tur rehberi sandığı, tanıdıkmış gibi gelen, adamın da arkasını dönüp baktığı adamın ta kendisi idi. Ne güzel gülüyordu köftehor.-belli ki çok çapkındı, kendinin farkında idi-
İlk andan itibaren hoşlanmışlardı.-fakat ne yazık ki hayatın gerçekleri peşimizi bırakmazdı: etekle kumsalda oturup totomuza kum dolması gibi- Ne yapsınlardı gerçeklere, tabulara, kurallara,topluma, ahlaka karşı? Adam cebinden sigarasını çıkarıp efkarla yaktı. Kadın eliyle sonra da dişiyle dudaklarını kaşıyıp kemirdi. Sonra bacaklarını karnına çekip elleriyle bağladı.Başını dizinin üstüne koyarak uzun uzun denize baktı. Başını yana çevirmesi ile adamın delici bakışları ile karşılaştı tekrar.-bazı insanların konuşmak için sözlere, harflere, seslere ihtiyacı yoktu- Adamın yosun yeşili manalı derin bakan gözlerinde yüzüyordu. Gayet iyi yüzebilmesine rağmen bu derinlikte boğulma ihtimali vardı. İlk defa sessizlikten bu kadar keyif almıştı.
Adam yine o çapkın bakışını atmış, gülerek beyaz dişlerini göstermişti.-o anda keşke adamın alnına düşen saçları eliyle ittirebilseydi kadın- Kadın gözüyle saçlarını okşadı adamın. Adam da hissetmiş gibi tam da kadının istediği hareketi kendi yapmış, alnına düşen tutamı kenara itmişti yavaşça.
Kadın- Burada böyle bir ömür oturabilirdik gerçekler olmasaydı.
Adam- Çok güzel gülüyorsun.
K- Keşke birkaç aşk kadar geç kalmış olmasaydım sana. Hangimiz suçlu bilemiyorum. Benden 12 yıl önce dünyaya erken gelen sen mi, yoksa sana geç kalan ben mi? Bilemiyorum belki de zamparanın birisin-kart olanından- ama işte bana bakarken yakaladığımda utanmış olmasaydın, yanakların kızarmasaydı bin defa bin tane kötü şey düşünebilirdim seninle alakalı.-yalandan utanamaz, utanmasını da kontrol edemezdi insan.elimizde kalan son saf duygu belki de buydu-
Bir şey paylaşmak için tene, dokunmaya ihtiyacımız yok. Gözlerinin içinde yüzüp kah serinliyor kah ateşinde yanabiliyorum. Saçlarını benim yerime sen okşayabiliyorsun. Dudakların...Bu dudaklarla kaç kadını öptün, kaçını mutlu ettin bilemem. Ben de onlardan biri olabilirdim ama olmayacağım. Çünkü biliyor musun, yaşamayı düşünüp yapmadıkların hep güzel olarak seninle kalır.
A- Üşüdün mü? Al ceketimi.
K- -Bu kadar sigara içmeye nasıl sigara kokmaz ki bu ceket-Birine sahip olamazsın sadece o kişinin o anına sahip olabilirsin. Durup da düşünürsen, o anın tekrarı olmadığını ve çok değerli olduğunu idrak edersin. Gün gelir o an, anı olarak kalır hafızalarda. Sen benim için çok güzel bir anı olarak kalacaksın. Teşekkür ederim.
Dedi kadın ve ayakkabılarını giyip toplantıya geri döndü. Saçını karıştırdı adam, kravatını sıktı ve aynı toplantıda aynı masanın karşı köşesine geçti adam.
Bütün bunlar sesli, sessiz harflerle, nefesle, dudakla telaffuz edilmeden gözlerle konuşulmamış olsaydı eğer her şey boyut değiştirebilirdi. Üzebilirdi zaman insanları. Gerçekleri, sorumlulukları batsındı hayatın. Bu iki ruh birbirlerini ezelden tanıyorlardı. Bu sefer sadece zamanı düzgün ayarlayamamışlardı. Yine geleceklerdi biraraya kimse engel olmazdı. Gelecek sefer Japon köyünün okyanus kıyısında görüşeceklerdi.
Belki de bu sefer şartlar değişecek, kadın adamdan büyük olacak ve farklı sorumlulukları olacaktı. Ne olursa olsundu Japonya’daki bu dev adamı unutamayacaktı. Rüyalarında bile hep onu takip edecekti bu kırılgan bakışlı hassas adam.’’
"Bazen duygularımı söküp atmak hadım etmek geçiyor. Her normal(!) insan gibi monoton, moron bir hayat döngüsüne kaptırmam gerektiği düşüncesi peydah oluyor. Ne zaman bunları düşünsem varlığım cinsliğini nü çıplaklığı ile gözüme sokuyor. Ne zaman mantık sınırlarında yürümek için zorlasam bünyemi, yayı çekilmiş ok gibi çemberin en uzağında buluyorum kendimi. Duygularım ve ben bir bütünken mantığa yer yok hayatımda. Mantık bir üst tıkı olsaydı keşke mantının. O zaman ben dahil birçok akıllı ama duygusal insan için de bir şey ifade ederdin ah canım mantı-k."
Eskiden buralar hep dutluktu.
İYİ Ki HAFTASONLARI, İYİ Kİ GEZMELER, İYİ Kİ TOZMALAR VAR Uzun uzun zamandır istediğim Sümela! Evime gelmişim gibi... Son 2 ay içinde deli gezdim. Önümüzdeki ay Budapeşte'yi de ertelemezsem 'bu sene de ne gezmeler tozmalar yaptı be' diyebilirim. Not: çok özledim ama gerçekten çok... Yazmayı özlemediğim gün galiba kendim olmaktan çıkacağım. Not2: Tabi ki horon tepmeye çalıştırdılar, çalıştım bütün gece. Çok eğlenceli.
Adalarda Modalarda Buluşuruz Geçen sene -2013- 29 Ekim'de Bozcaada'da idik. Çok eğlenmiştik. Bu sene-2014- Kıbrıs'ta. Seneye bilmem hangi adada?
Ben Özgürüm! Günler Olaylar Yaşlar Sonbahar Küsmeler Gezmeler Silmeler Unutmalar Sevmeler Anılar Rüzgar Yaşamak Hayat
bu yazın ailevi özeti
Aşk Kabızı
Evde oturan erken ölür.
Çingene Atasözü
"hangimiz nehir hangimiz kıyı akar gideriz sabahın sularında…”