İnsan bence gerçek düşüncelerini öfkeliyken söylüyor. Sonra da yıktıklarını telafi etmeye çalışıyor. Ama bilmiyor ki yıkılan geri eskisi gibi olmaz.
seen from China

seen from Spain
seen from India
seen from Australia
seen from Spain

seen from Brazil
seen from China
seen from United States
seen from Australia

seen from Malaysia
seen from Italy
seen from United States
seen from France

seen from Malaysia

seen from Russia
seen from United States

seen from United States
seen from Hong Kong SAR China
seen from Hong Kong SAR China

seen from United States
İnsan bence gerçek düşüncelerini öfkeliyken söylüyor. Sonra da yıktıklarını telafi etmeye çalışıyor. Ama bilmiyor ki yıkılan geri eskisi gibi olmaz.
Çeşitli vesileler ile son 5 yılın içerisinde yarı zamandan fazlası köyde geçti. Pek tanımam insanları, büyükler adıyla bilinir tanışırdım kim olduğumu soranlar ile. Dışarıda vakit geçirmekten ziyade eğer kafa dengi biri yok ise ya bahçede ya evde olurdum. En çok etkileyen şeylerden biri ölümler olurdu. Yoldan geçerken tebessüm ile selamlaştığım birinin 1 saat sonrasında ölüm haberini aldığım olurdu. Köyün en uzak noktası başlangıç ve bitiş olarak adlandırsak arabayla 5 dk ancadır. Hasta ziyaretleri sonrası eve giremeden vefat haberi aldığımız olurdu. Arkadaşlardan konu açılırken dedem vefat eden arkadaşlarını tek tek sayarken, bir X kaldı bir ben bu yaşlarda sözünün bitimine o diğer kalan X arkadaşının selasını dinlediğimiz oldu. Mezarlık, köylerde sık kullanılan yolların kenarında, hayatın en koşuşturmalı anında bile istemeseniz de gözünüzün iliştiği olur. İnsan bi kendine '' ne bu stres, koşturmaca ? '' dedirtir sakinleştirirdi. ''Hiç sela okunmadığı gün var mıydı ? ''deseniz çok az ve sayılıdır. Civar köylerin selaları da okunur ki muhakkak tanıyan, arkadaş olan, okul ya da asker arkadaşı vs vs çeşitli sebebler ile canciğer olmuş kişiler vardır illa ki. Bazen mezarlık kenarından geçerken içeriye girip biraz baş önde dolanırken yeni açılmış mezar denk gelirdi. İçine bakınca insanın içi nasılda ürperiyor. Bir büyüğüm demişti, '' insan ölümü düşünürken bile mezara tepeden bakar. Mezarın içinden yukarıda eş dostları seyredercesine ölümü düşünen pek azdır '' diye. Hep gelir öyle anlarda aklıma, bakarım uzun uzun. Sorular sorarım kendime bol bool bolll. Birilerinin en sevdiği, vazgeçilmezi belki günlerce yıllarca dilinde tat kalmayacak kadar kıymetli birilerini yine insanlar getirecek alelacele üstlerine sanki ardında kovalayan var gibi birbirleriyle üzerine toprak atma yarışına girecek ve sonrasında arkalarına bakmadan gidecekleri, bırakacakları yer. Uzatmayayım, insan alışma üzerine yaratılmış olmasının nimeti hatrıma geldi. Bursa'dayım, sanırım 5-6 ay olmuştur. Sela ilişince kulağıma bi garipsedim. ' Kim acaba, ne oldu vs vs vs . ' Hayatın bir parçası haline gelmiş olaylara öyle bir yabancıymış gibi tepki verişime anlık bir şaşırdım. Hatrıma düştü geçmiş. Nereye ne kadar hızlı gittiğimi, gideceğimi, gitmem gerektiğini bilmiyorum. Ama bigün muhakkak duracağım onu biliyorum. İnsan için iki nimet, unutmak ve hatırlamak.
Estoy agradecida de aprender a vivir la vida y no ir contra ella...
En lo que llevo aquí he tenido que luchar por cada respiro, oportunidad, necesidad de visibilizarme y darme a respetar.
Ha sido una lucha constante, en donde cada paso se ha dado a la defensiva.
Afortunadamente he comprendido que había sido el entorno tanto familiar como social en el que me había desarrollado, lo que me ha formado como una guerrera, estricta y dura a la hora de enfrentar la vida, pero esa no es mi esencia.
Por lo que Agradezco también que el tiempo y las circunstancias me estén presentando personas criadas en diversas realidades, pues con ellas me he dado cuenta de lo que tengo que aprender para ser una mejor persona.
-Atenea
Uyumam gerekiyordu.
Kurstaki yatağımdan yazıyorum. Tam kapanma bitince anında açıldık. Bu fotoğrafları da bugün kursa gelirken çektim. Gökyüzü çok güzeldi. Tren ve minibüs arasında kura çekerek karar verdim. Tren çıktı. İyi ki tren çıktı çünkü onu istiyordum. Niye kura çektin o zaman diye sorarsanız çünkü trenden indikten sonraki uzun yol biraz gözümü korkutuyordu (elimde iki ağır çantayla). Ama değdi mi? Değmedi. Normalde tren yolculuğu mutlu ederdi ve yol yorsa da yürümesi güzel gelirdi. Bu sefer öyle olmadı. Bu aralar çok bunalmış, gergin ve stresliyim. Havanın güzelliği, tren yolculuğu biraz rahatlatır diye düşünmüştüm ama işe yaramadı. Uzun yol daha da sinirimi bozdu.
Kafamda binlerce düşünce dolaşıp duruyor. Hepsi de olumsuz. Etrafımdaki insanlara sahte de olsa gülümsemeye çalışıyorum onu bile yapamıyorum. Sakinliğimi korumaya, sabır ve sebat etmeye çalışıyorum...
İyi geceler.
#1257
Người ta có thể che giấu một điều gì đó về bản thân khi không muốn người khác tìm thấy hay biết được.
Nhưng cái cách mà chúng ta ngắm nhìn người mình yêu, nó - không thể nào cất giấu đi được - tình cảm của chúng ta.
Có bao giờ bạn ngắm nhìn một ai đó mà không thể rời mắt chưa?
Giây phút ấy bạn sẽ nhận ra, bạn đã bị phát hiện - thứ tình cảm mà bạn đã che giấu bấy lâu nay.
@bibianxx
E poi ascoltarti respirare mentre dormi, anche se attraverso uno stupido telefono, rimane una delle cose più belle di sempre.