Kavgan başkasıylaysa hesaplaşır uyursun kavgan kendinleyse uykusuzluk cezan olur.

seen from United States

seen from United States
seen from United States
seen from United States

seen from United States
seen from United States
seen from China
seen from United States

seen from United States
seen from United States

seen from United States
seen from Türkiye
seen from Türkiye
seen from United States
seen from Malaysia
seen from Malaysia
seen from United States

seen from Malaysia
seen from United States
seen from United States
Kavgan başkasıylaysa hesaplaşır uyursun kavgan kendinleyse uykusuzluk cezan olur.
Çok iyi tanıdığımı zannettiğim kimseyi tanıyamıyorum artık... Herkes haklı herkes kendince haklı ama. Beraber yediğimiz içtiğimiz birinin beni anlamaya çalışmayıp silip atması, beni umursamaması o kadar çok koyuyor ki... Hele bir de laf sokma yarışı... Ne oldu şimdi? Hani biz dosttuk, arkadaştık? Düşmanın mı oldum bir an? Haksız olabilirim ama gel konuş benimle, neyin var de bana. Bir süre sonra konuşmanın da bir anlamı kalmıyor, maskeler düşüyor çünkü. Konuşsak bile, bir şeyleri halledebilsek bile ben o davranışları nasıl unutayım söyler misin bana?
Rabbime hep dua ediyorum hayırsız insanları hayatımdan çıkarması için, kabul olmuş duamsındır belki...
Allah bizi hayırlı, kolaylaştıran, iletişim becerisine sahip güzel insanlarla karşılaştırsın.
Hayırlı geceler...
"Her gelen sevmez ve hiçbir seven gitmez,
Unutma.
Bil ki giden dönüyorsa,sevdi..."
Cenazemiz vardı bugün. Akşama kadar cenaze evindeydim. Herkese su, çay ve hatta pide servisi yaptık. Koşturmaktan dua etmeye de acımızı yaşamaya da zaman kalmadı. Bu ne biçim gelenek? Bu nasıl bir yüzsüzlük? Adam öldü ve götün teki orada pide yiyor. Tuzu az gelmiş, bi’ de tuz istiyor. Okkalı bir yumruk patlatmak istedim o kadının suratına ama “tamam teyze getiriyorum şimdi” demekle yetinebildim. Çok sinirliyim. Sesim kısılana kadar bağırmak istiyorum. Bu sinir nasıl geçecek bilmiyorum.
Akşam eve geldik. Gün boyu hiçbir şey yemediğimi fark ettim. Canım da istemedi zaten. Yetişmesi gereken aptal ödevlerin başına oturmak zorundaydım. Adam öldü ve ben ödev yaptım.
Her şey bozuktu. Gözüme her şey çirkin ve karmaşık gözüküyordu. Tüm perdeleri yıkadım, çabucak kurudular. Ütüleyip güzelce astım. Çarşafları değiştirdim, yeni çarşafları da ütüledim. Dolaptaki bütün gömlekleri ütüledim. Saatlerce ütü yaptım. Adam öldü ve ben ütü yaptım.
Midem bulanıyor. Yorgunum. Elimde telefon, bunları yazıyorum. Niye yazıyorum ben de bilmiyorum. Adam öldü ve ben bir şeyler yazıyorum.
Sen benim...
Tavanı izleme vakti...
Bakın gecenin üçünde uyumamış ve şiş gözlerle uzanıyorum, kimsenin umurunda değilim, kendimin bile...
Diyor ya Şair; “Gece iyidir, uyutur yaraları.” Ya Şair, Ya gece yalancı…