If given mistakes, would I take them back?
If erasing them could, if erasing them would
But would they be the words that I would say?
it'll be one year.
This Saturday.
And the dreams are getting worse.
Wolf and Hunter. Together again.
Can't stop the shaking.
Gotta keep my hands busy.
Sketching...everything looks like shit.
Reading comics...can't concentrate, and it makes my head hurt.
Running...no matter how far or fast I go, I can't keep these thoughts out of my head. It wears me out, but I still can't sleep.
She helps. Being with her. But I can't sit still. My mind won't shut down if we aren't touching. Couldn't focus on movies yesterday, so my hands wandered. Kept my attention on her neck. Her lips. Hands in places where she won't notice the shake...like her thighs.
Feel like I'm crowding her, though. So I'll keep my distance. Just for awhile. It's only a bad spell. It should pass.
Just let me get through Saturday. That's all I need.
okuldan çıkmış,yavaş adımlarla yürüyordum. zorlu hukuk tarihi sınavının üstüne bir de uykusuzluk eklenmişti. okulun önündeki durakta yaklaşık yirmi dakika otobüs bekledim. normalde sık gelmeyen evimin yakınında inebileceğim otobüs geldi. 'şanslıyım' diye geçirdim içimden..
eve yaklaşmıştık ama otobüs her zaman gittiği güzergah dışında ilerliyordu. meğer caddede kazı varmış.
otobüsten indim bir kadının köpeği ayaklarının üzerine kalkmış kadına şirinlikler yapıyordu. her zaman geçtiğim kaldırımda, gitgide bozulan kaldırımda yürüyordum. karşıdan bi adam geliyordu kaldırımda ikimize de yer yoktu seyyar arabası olduğu için ben caddeye indim. adam yaklaşınca durdu 'sadece iki tane kaldı' dedi. ben adamın yüzüne dahi bakmadım ve dinlediğim müziğin sesini açtım. çünkü normalde iki kulaklığımı dahi takmış olsam bile kısık sesle dinlediğim için dışarıdaki sesleri gayet net duyarım.
arabalara kırmızı yanmasını bekledim,sonuna kadar. arabalar durdu. sağıma soluma baktım ve adımı atmamla kolumun,telefonumun vücudumun yarısının beyaz bir minibüsle bütünleştiğini hissettim. telefonuma arabanın rengi geçmişti. hala sıkı sıkı tutuyordum yani şok gibi bişey. sol omzumdaki sızıyı hisssettim. etraftakiler minibüs şöförüne bağıradursun ben öylece kaldım. ayaklarım titriyor ama ne düşebiliyor ne de ilerleyebiliyordum. eteğim olduğu için uzun adım atamamıştım. o adamı duymamak için kulaklığımın sesini sonuna kadar açmıştım...
kulaklarımı tıkadığım adam son gördüğüm insan olabilirdi. normalde yanından aldırmadan geçeceğim o insanı düşünüyorum şimdi. vermem gereken bir sadakayla def etmem gereken bir bela,musibet varmışta bilememişim.
Allah'ım sevgili rabbim: bize bazı şeyleri yaşamadan öğret..