Ben seni kafamda uydurdum.
Bana sorarsan, sen sevilecek bir adam değildin. Evet çok hoş görünüyordun ama kendimizi kandırmayalım, en iyisi değilsin. Bana güzellikler sunmuyor, mutluluğumu sürdürmeme de hiç ama hiç yardımcı olmuyordun. Üstelik gülen yüzüne de uzun zamandır tanık olmuyorum. Hevesle anlattığım her durumda hevesimi kursağımda bırakıyordun. Arzu ettiğim özelliklerin ufacık bir kırıntısını sende görsem, dört elle sana sarılıyordum. Sana sarılan yanlarımı bedeninden uzaklaştırırken hiç içinin sızlamadığını da biliyordum. Senin "o adam" olmanı istiyordum. Sen bunu başaramadın. Bak, ben de artık gerçekleri görüyorum. Kötü bir kabustan uyanmış gibiyim. Kan kusup kızılcık şerbeti içtim demeye öyle alıştırmışsın ki beni, bu huyumdan geçmem zaman alacak. Kendimden midem bulanıyor sayende ama bunu da halledebilirim. İnsan bir yılda ne kadar büyüyebilirse o kadar büyüdüm. Büyümenin bu tatsız yanını da pek sevmedim. İstediğim şeyleri başarırım bilirsin, içimde bir yerler hâlâ küçük kalmak istiyor. Onların çocukluğuna eşlik edeceğim, hiçbir annenin gösteremeyeceği kadar da şefkat göstereceğim. Ne diyordum? Ben seni kafamda uydurdum. Sen varsın evet ama zihnimdeki o kişi değilsin. O kişiyi öldürdüm. Seni olduğun gibi görüyorum ve gördüğüm bu adamı sevmiyorum. Vaz geçmek üzere olduğumu anladığında peş peşe sıraladığın sevgi sözcüklerine de artık inanmıyorum.
















