Senin için olan her şey hayatına girmenin bir yolunu bulacaktır.

seen from Türkiye
seen from Netherlands
seen from Russia

seen from United States
seen from Russia
seen from Brazil
seen from United States

seen from Belarus
seen from Russia
seen from Russia
seen from United Kingdom
seen from Malaysia
seen from Türkiye
seen from United States

seen from United States
seen from United States
seen from United States

seen from United States

seen from Switzerland
seen from United States
Senin için olan her şey hayatına girmenin bir yolunu bulacaktır.
Fırçayla çizemeyip çöp şişle yolumuza devam ettiğimiz bir gün
“Dert birdir, sızlanırsan iki olur.”
Kimse lotr sevgimizi sorgulayamaz 😀
December 14, 2024 - Day 178
A lovely sunset this evening.
Kütüphaneleri mimarların gözünden görmek lazımmış, kendi başıma gezdiğimde onunla gezdiğimdeki kadar büyülenmemiştim. Kullanılan ahşaplara parmağıyla vurup 'bunlar çok kaliteli, bak dokun' dedi. Ahşaplara, yeşil camlara, duvarlara, hatta halılara bile tek tek dokunarak inceledik.
Bir ara 'Buradan nasıl yukarı çıkacağız?' dedim. Etrafı gözleriyle süzüp 'gizli bir merdivenle' diyerek hiç orada merdiven olacağına ihtimal vermeyeceğim bir yere götürdü beni. Merdivenin sonu bir sürü kitabın olduğu koridorlara çıktı. Büyülenerek kitapları inceledim. Her biri İstanbul'un çeşitli mekanlarının adı olan bir sürü kitap vardı, tarih kitapları, psikoloji kitapları, türk tarihine dair ilgi çekici isimlere sahip birden fazla cilt. Hepsine dokundum, parmak uçlarımda ne kadar eski ve büyülü olduklarını hissetmeye çalıştım.
'Burayı inşa etmek için aklının hayalinin alamayacağı paralar harcamışlardır, her şey harika düşünülmüş.' diye diye bana her detayı anlatmaya çalıştı.
Daha iyi bir mimar olmak istediğinden yakındı.
Ona çok iyi bir mimar olacağını söyledim.
Bir mimarın gerçekten kendi potansiyelini gösterebilmesi için bir müşterinin gelip tüm her şeyi ona bırakması gerekirmiş. 'Ben bir ev istiyorum ama nasıl bir ev yapacağını tamamen sana ve senin yeteneklerine bırakıyorum.' demek gibi. Maalesef müşteriler hep kendi isteklerini öne sürüp nasıl bir yapı dizaynı istediklerinden bahsederek aslında mimarların kendi potansiyellerini göstermelerindense kendilerine söylenileni yapmalarına sebep oluyorlarmış. Mimarın imzasını görmek için, her şey mimarın hayal gücüne bırakılmalıymış. Güzelce anlattı. Gülümsetti. İnsanların içlerindeki ruhani potansiyellerini görmek için ne yapmak gerek acaba?
Kendi en iyi versiyonuma ulaşmak için önce içimde dünyanın ve toplumun yerleştirdiği tüm kalıp şeyleri yıksam, sonra içimin haritasını dizaynını kendi ellerime bıraksam, nasıl inşa etmek istersen et desem, ortaya nasıl bir sonuç ve ben çıkardı? Merak konusu.
Şu iki günde dünyanın hali üzerine çok konuşuldu çevremde. İnsanlığı hâlâ kurtarabilir miyiz bilmiyorum. Bunun için ne yapabiliriz bilmiyorum. Bir bütünün parçası olduğumu fark ettiğimde, dünyadaki milyarlarca yığın insanlardan bir tanesi olarak toplumun taşlarından birini simgelediğimi anladığımda ben de dünya için ne yapabileceğimi düşünmeye başlarım belki. Travma etkinliğine katıldığımda aklımın köşesinde bir Z planı kurdum. Z planı diyorum çünkü hayatım için tüm olasılıkları bir kenara bıraktığımda geriye kalan en en son ihtimal bu. Tüm heves ve arzuları bir kenara atıp yalnızca afet içindeki insanları kurtarmaya ömrümü adayabilirdim. O zaman hem topluluk adına daha ciddi bir işe yarardım, hem de adanmışlık duygumu içimin ikna olabildiği bir uğurda kullanırdım. Belki günlük telaşlarım, şu anki acılarım, bağlarım, ilişkilerim ve bir hayatım olmazdı. Ama tek bir hedefe kitlenmiş ok gibi çok güçlü olurdum. Dünyadaki varlığım için de sağlam bir sebebe tutunurdum.
İnsanlığa hem bireysel hem toplumsal açıdan, tikelde ve tümelde, her türlü üzülen bir parçam var. Ama bu parçayı çeşitli toplulukların içime sahiden sinmeyen ideallerine yönelerek kullanmak veya susturmak istemiyorum. Çok daha ruhuma uyan bir gerçeğe ihtiyacım var. Z planı fena değil. Bakalım zaman ne gösterecek.
Karşında ziyâ yoksa, sağından, ya solundan,
Tek bir ışık olsun buluver... Kalma yolundan.
(:
Taş bebek. Beni çok eski zamanlarda hissettiren nostaljik şeylere bayılıyorum.
Soldaki bebeğin Merlin'e, sağdakinin Arthur'a benzediğine karar verdik.
Il Monologo di Marco Travaglio sul Ministro Giuli ad Accordi e Disaccordi del 14.12.2024 è Straordinario! Radio Puggini