Bazen(çoğunlukla) kendimle konuşuyorum. Sohbetimi sıkıcı bulsam da kendimi en iyi ben tanıdığım için konuşmak daha kolay oluyor. En azından kendimleyken rahat davranabiliyorum. Beni yanlış anlar mıyım endişesi yok. Genel de hoşuma giden konular hakkında konuşmaya gayret ediyorum fakat bazen zaaflarımı bildiğim için beni oradan vurmaya çalışıyorum. Keyifsiz olduğum anlarda bunu kendime hep yaparım. Canımı yakmak ve kendimi daha da üzmek için üzerime geliyorum. Tepkilerimi ölçmek için yapiyorum bunu. Acaba kendime ne kadar tahammül edebilirim diye sınırları aşıyorum ve kendime zerre kadar tahammülüm olmadığının farkına varıyorum. Demek ki diyorum fırsatını bulduğum an kendimi bırakıp gidicem(gideceğim). Kendimle bile anlaşamadığımı ve ilk fırsatta arkamdan vurup kuyumu kazacağımı da böylece anlamış oluyorum. Sonra çevremdeki insanların bana bugüne kadar nasıl katlandıklarını anlamaya çalışıyorum. Benden hiçbir çıkarları olmadığı hâlde neden benimle vakit geçirmek istediklerini ve neden yanımda olmaya devam ettiklerini ve iletişimi neden hiç kesmediklerini sorguluyorum (neredeyse aynı anlama gelen şeyleri farklı kelimelerle ifade ederek çok sey yazıyormuş gibi görünmek istiyorum) ve şu sonuca varıyorum. Sanırım ben de şeytan tüyü var. Bir de sığınılacak bir liman gibiyim. Çevreme verdiğim güvenle de alakası olabilir. Yoksa çekilecek biri değilim. Sorunlu biriyim üstelik.











