Tam uykuya dalıyordum artçı sarsıntı oldu :(
seen from United States
seen from United States

seen from China
seen from China
seen from United States

seen from United States
seen from United States
seen from Türkiye
seen from Germany

seen from Germany

seen from Russia

seen from United States

seen from United States
seen from Singapore

seen from United States
seen from China
seen from Malaysia

seen from United States
seen from United States
seen from China
Tam uykuya dalıyordum artçı sarsıntı oldu :(
Alman komünist ve kadın hakları aktivisti Clara Zetkin ve Rus devrimci Alexandra Kollontay, II. Uluslararası Sosyalist Kadınlar Konferansı başkanlığında, 1910
Fotoğraf: TASS
Yinemi 9 mart.....
😋
Yinemi sen doğdun :))))
Ayağım taşa takılsa bilirim düşmeme izin vermeyecek bir kardeş durur yanımda....
İyiki doğdun canım ..
Nice doğum günlerin olsun...
Seni seviyorum ...
❤️❤️❤️❤️❤️❤️❤️❤️❤️❤️❤️
@llsusll @llsusll
@llsusll
Vay! Türklüğü Tahkir Etti Ha?
Gazetelerde bir cinayetin tafsilatını okuyorsunuz. Sevgilisini vuran adam, bu feci filine mazeret diye, "O kadın Türklüğü tahkir etti!" iddiasını ileri sürüyor.
Türklüğü tahkir? Kanun, bu küstahlığı yapacak olanları cezalandırdığı için, pek çok kimseler de, buna sığınarak çapraşık vaziyetlerden zeytinyağı gibi üste çıkmak maksadıyla attıkları tokadın, soktukları bıçağın, kırdıkları her türlü potun, hatta kıydıkları canın mubahlığını böylece izah ediyorlar: - Efendim .
Türklüğü tahkir etti de hami yetim kabardı. O alçağa, onun için haddini bildirdim! Düşmanını, rakibini, alacaklı yahut vereceklisini, kendisini sorguya çeken mektepteki hocasını, hülasa hoşlanmadığı, zıtlaştığı, korktuğu veya ezmek istediği insanı karakol köşelerinde süründürmek isteyen pek çok cebbar, zalim ve ceberutlar aynı bahaneyi buluyorlar: Ben seni bir kere Türklüğü tahkir ettin diye lekeleyeyim, başına çorabı öreyim de, sen sonra aksini ispat için düştüğün ağdan kurtulmak üzere çırpın, çabala dur! Aynı maddeden dolayı Aksaray' da oturan bir ellilik hatuncağızı, Beşiktaş'ta manavlık eden bir bilmem ne efendiyi, cehaletimizden lakabını "Acem" koyduğumuz bir Azeri ırktaşı yahut namuskar bir vatandaş olan ve bütün işlerini bizimle gören bir Şimon Efendi'yi töhmet altına sokmak istiyorlar. Peki amma, bu insanlar, Türklüğü niçin tahkir etmiş olsun? Ne zihniyetleri, ne mevkileri, ne menfaatleri buna imkan verir! Hem, Türklük gibi yüksek bir mevcudiyet, yıl on iki ay, her önüne gelen tarafından tahkir edilebilir mi? Kimin 47ne haddine? Doğrusu bu gibi davaların açılması sık sık ve haberlerinin gazete sütunlarında gün geçmeden okunması bile bizi rencide ediyor ... Artık bu maddeyi şarlatanlıklarına alet etmek isteyenlerin çanına ot tıkansın ... Yok, hayır: Kanunumuzdan "Türklüğü tahkir edenler cezalandırılır!" maddesi kaldırılsın demiyorum ... Bilakis, onun işaret ettiği cezaya asıl bu şarlatanlar çarpılmalıdır ... Zira bu büyük mevcudiyeti hasis hislerine ve menfaatlerine alet ederek tahkire kalkışanlar asıl onlardır.
Akşam, 20 Nisan 1933 / Vala Nureddin
Vâ- Nû Asri Rüyalar Fetiş Rejimler kitabından
KİTLELERİN DEHASI
Ortalama insanda
herhangi bir günde herhangi bir orduya
yetecek kadar ihanet,
nefret, şiddet
ve saçmalık vardır.
Ve cinayet konusunda en becerikliler,
cinayet karşıtı vaaz verenlerdir.
Ve nefreti en iyi becerenler,
sevmeyi vaaz edenlerdir.
Ve son olarak;
savaşı en iyi becerenler,
barış vaazı verenlerdir.
Tanrı'yı vaaz edenlerin,
Tanrı'ya ihtiyacı var.
Barış vaaz edenlerin,
huzuru yok.
Sevgiyi vaaz edenler,
sevgisizdirler.
Vaaz edenlerden sakının.
Bilmişlerden sakının.
Durmadan kitap okuyanlardan sakının.
Yoksulluktan nefret edenlerden,
ya da gurur duyanlardan sakının.
Övgü göstermekte hızlı davrananlardan sakının.
Karşılığında övgü beklerler.
Sansürlemekte hızlı davrananlardan sakının.
Bil medikleri şeylerden korkarlar.
Sürekli kalabalıkları arayanlardan sakının;
Tek başlarına bir hiçtirler.
Ortalama erkekten,
ortalama kadından sakının.
Sevgilerinden sakının.
Sevgileri vasattır,
vasatı aranır dururlar.
Ama nefretleri dahiyanedir.
Nefretleri seni beni,
herkesi öldürebilecek kadar dahiyanedir..
Yalnızlığı istemezler.
Yalnızlığı anlamazlar.
Kendilerinden farklı herşeyi yoketmeye çalışırlar.
Sanat yaratamadıklarından,
sanatı anlayamazlar.
Yaratma başarısızlıklarını,
dünyanın beceriksizliğine yorarlar.
Kendileri tam sevemedikleri için,
senin sevginin eksik olduğuna inanırlar.
Ve senden nefret ederler.
Ve nefretleri
parlak bir elmas,
bir bıçak,
bir dağ,
bir kaplan,
bir baldıranotu gibi mükemmeldir.
En usta oldukları sanattır nefret!
Charles Bukowski
"İnsan davranış ve ahlak normlarının sloganlarla yer değiştirdiği bir toplum uzun vadede çürümeye mahkûmdur."
Özgürlük ve aşk / Alexandra Kollontai
9 Mart 1955’de Erzurum’da iki kişi idam edildi.
İvan Adamidi ve Nikolai Antonov.
saat 02.30’da gerçekleşen idam esnasında Cumhuriyet Savcısı, askerî hâkim, adli doktor ve cezaevi müdürü hazır bulunmuşlardı. idamlar art arda Hükûmet Meydanı ve Halkevi Binası’nın önünde yapılmıştı.
Türkiye’de ortaya çıkan Rus casusluk faaliyetleri zaman zaman suçlamalara hatta misillemeye dönüşmüştür. Mayıs 1955’de Moskova Radyosu’ndan yapılan habere göre Türk istihbarat teşkilatı için çalıştığı iddia edilen, Kırım ve Kafkasya’daki önemli sanayi kuruluşlarının, petrol kaynaklarının Sovyet birliklerinin, donanma ve askerî hava sahalarının, savunma sistemleri ve diğer hedeflerin verilerini toplamakla görevli üç casus yakalanmış ve kurşuna dizilmişti