3 Tekerlekli.
Üç tekerlekli bisiklete ne kadar sevindim hatırlamıyorum bile. Alındığında o kadar küçüktüm. Belki sevinçten kakam gelmiştir. Kim bilir? Ama üç tekerlekliyi unutamam ben. Ne özelliği vardı? Çok mu güzeldi? Yoo gayet sıradan üç tekerlekli bisikletti. Çok mu pahalıydı? Hayır, gayet normal bi fiyatı vardı. Sadece üç tekerlekliydi. Benim asıl unutamamamın sebebi o sikik bisikletin görünümü değil, bende bıraktığı etkiler. O sıralarda oturduğumuz ev iki katlı müstakil bi evin üst dairesiydi. Çok geniş balkonu vardı. Geniş dediysem orta halli bi apartman dairesinin salonu kadar. Evin fiziki konumu itibariyle yanında bi yokuş var. E takdir edersiniz ki yokuşlar bisikletler için - hele üç tekerliler - ideal yollar değiller. Evimizin önü de toprak. Direk bahçeye çıkıyoruz. - tabii kibar araçlardır 3 tekerlekliler toprakta gidemezler - Başka seçeneğim kalmadığından üç tekerlekliyi sadece evin balkonunda kullanabiliyorum. Sadece o sınırlarda ehliyetim var.
5 buçuk yaşındaydım. Ve aptal gibi o balkonda üç tekerlekliyi sürüyodum. -tüm 5 buçuk yaşındaki çocuklar bisikleti aptal gibi sürerler- Aniden içimde engellenemeyen bi istek belirdi. Bisikletle merdivenden alt kata toprak zemine inme isteği! Başta sadece geçici düşünce olan fikir filizlenmeye çok müsait olduğu aptal 5 buçuk yaş beyninde kısa sürede hemen yapılması gereken bi aktiviteye dönüştü. Hem filmlerde de görmüştüm bisikletle merdivenlerden inince onlara bi bok olmuyodu, bana mı olcaktı o bok? Evet olmuştu.
Gözlerimi açtığımda tek gördüğüm devrik bisikletimdi. Hemen toparlandım ayağa kalktım ama sağ gözüm göremiyordu. Orda bi kırmızılık vardı. Elimi sağ gözüme götürüp onun kan olduğunu farkedip ağlamaya başlamam toplam 2.5 saniye sürdü. Bu arada kafa da kafaymış ha! Bisikletle yamaç merdiveni atlayışı yaptığım o zemin benim kafadan aldığı darbenin etkisiyle çatlamıştı.
Bu yamaç merdiveni olaylarından yaklaşık 1 yıl sonra teyzemlere yatıya gitmiştik. Annem,ben ve yeni doğan kardeşim (Selam at kafası) uykudayken aniden uyandım. Ve titremeye başladım. Öyle bi titreme ki önümü alamadılar. Zaten gerisini hatırlamıyorum. Uyandığımda teyzemlerin bütün komşular başımdaydı. Annem bi kenarda ağlamaktaydı. O gün hasta kavramının ne demek olduğunu öğrendim.
6 buçuk yaşındayım ve hastanede girmediğim alet kalmadı. Tomografi cihazları, EEG makinaları, kablolar, doktorlar, hemşireler.. O gün hastane kavramını da öğrendim. Ve epilepsi ile tanıştım. İlk duyduğumda adını bile söyleyememiştim. Ama öğrendim. Her yerde nöbet geçirebilme korkusunu öğrendim. Sürekli EEG makinasında uyumayı öğrendim. Dışkapı çocuk hastanesinin o daracık odasında doktorun ağzının içine bakmayı ondan umut beklemeyi öğrendim. Yıllarca ilaç kullanmayı öğrendim. Epilepsiyi öğrendim. Merhaba epilepsi merhaba! (Taci kalkavan)
İşte bu yüzden hayatımı değiştiren 3 tekerlekliyi unutamam.










