Gece Yarısı Günlüğü
İyi geceler günlük, kanıyorsun yine yalanıma. Zaaflarıma, hayatıma, anılarıma, unuttuklarıma. Başlarken bile bitiyorsun benim için, iyi geceler.
Bitiyorsun çünkü gerçekten adımı bilmiyorsun bile. Bu yüzden kanıyorsun yalanlarıma, her şeyimi bilip adımı görmediğin için.
Ya da halkın söyleyişiyle, sadece birkaç parça kâğıttan ibaret olduğun için. Değerli görülmediğin için. Ama sen insanlardan bile daha çok şey hatırlıyorsun. Benim yaşarken paha biçilmez sandığım anların anılarını anlatan oluyorsun, ben unuturken hatırlatıyorsun. Ben unutmak isterken gözüme çarpıyorsun. Senin yüzünden unutamıyorum, unutamadıkça yalan söylüyorum.
Çünkü benim adım Gece Karalya, yıldızları içinde barındıran değil karanlığında boğduran hiçlik. Lanetli bir soy isim, Karalya. Anlamı olmayan bir yara. Kır ve al derdi babam, Kıralya.
Ama ben acımasızlığı sevmem baba. Kırmak ve onun olanı almak istemem. Ama almaya zorlandım sürekli.
Bu yüzden, laneti kırmak adına. İnsanları yalana boğuyorum. Kendi rolümü yazıyorum, oynuyorum. İsmimi seviyorum, karanlıktan nefret ediyorum. Karanlıktan nefret ettiğim için kendimi de unutmak istiyorum. Kendimi tanıtırken başkasının kimliğini söylüyorum.
Çünkü benim adım Gece Karalya. Değil. Soyadım Kehanet benim. Gece Kehanet adım. Lanetli olan ve etrafı lanetleyenim ben.
İlkokul 1. sınıfta bile bu böyleydi. Bir çocuk vardı, hayatımı ellerimden alan. Küçük yaşta olgunlaşmamı sağlayan. Bana bir şey söylemişti, unutmak istediğim.
“Senin yakınındaki herkes ölüyor, bilmemem farkında mısın?”
Bu yüzden günlük. Ben seni de unutmak istiyorum, tüm azabımı hatırlatıyorsun bana. Sonra da gündüzleri uyuyor, geceleri kâbusum oluyorsun resmen.
Gecenin gece yarısı günlüğü. Tek bildiğin şey adım olsun istiyorum. Tek unuttuğun şey soyum oluyor. İyi geceler.
Sonsu.
Irmak K.














