Nazım Üstüne*
Nazım Hikmet’in “akıllım, yoldaşım, kardeşim, üstadım...” diyerek bahsettiği,
Moskova’da kaldığı yıllarda ona yazdığı mektuplarını “Seni kucak dolusu bağrıma basarım.” sözleriyle hasret dolu sonlandırdığı can dostu Abidin Dino.
1961 yılında bu iki dost ve Vera bir otel odasında kalıyorlar. Dino, otel odasında resim yaparken; Nazım, Vera’ya ‘Saman Sarısı’ şiirini yazmakla meşgul.
Ve o şiirden herkesin diline pelesenk olmuş şu mısralar dökülüyor:
Abidin Dino ise Nazım’a yıllar sonra şu şiiriyle karşılık veriyor:
MUTLULUĞUN RESMİ
Kokusu buram buram tüten
Limanda simit satan çocuklar
Martıların telaşı bambaşka
İşçiler gözler yolunu.
İnebilseydin o vapurdan
Ayağında Varna'nın tozu
Yüreğinde ince bir sızı.
Mavi gözlerinde yanıp tutuşan
Hasretle kucaklayabilseydim
Seninle, bir daha.
Davullar çalsa, zurnalar söyleseydi
Bağrımıza bassaydık seni Nazım,
Yapardım mutluluğun resmini
Başında delikanlı şapkan,
Kolların sıvalı, kavgaya hazır
Bahriyeli adımlarla düşüp yola
Gidebilseydik meserret kahvesine,
İlk karşılaştığımız yere
Ve bir acı kahvemi içseydin.
Anlatsaydık
O günlerden, geçmişten, gelecekten,
Ne günler biterdi,
Ne geceler…
Dinerdi tüm acılar seninle
Bir düş olurdu ayrılığımız,
Anılarda kalan.
Ve dolaşsaydık Türkiye'yi
Bir baştan bir başa.
Yattığımız yerler müze olmuş,
Sürgün şehirler cennet.
İşte o zaman Nazım,
Yapardım mutluluğun resmini
Buna da ne tual yeterdi;
Ne boya…


















