Adalet elindeki kılıcı gerektiğinde kullanabilmelidir.
Adalet suç=ceza eşitliği üzerinde kurgulanırsa adil olur.Eğer bir insan bir başka insanı bilerek, isteyerek, planlayarak öldürürse öldürülen kişinin yaşama hakkını gasp etmiş olur ki suç=ceza eşitliğine göre yaşam hakkını kaybetmiş demektir. Buda adil adalet gereği idam cezası demektir.
Eğer bir insan bir insanı öldürmeyi niyetlenip planlar yaparsa aynı şekilde öldürüleceğini bilmelidir.
Bile bile önlarca kişiyi öldürdüğü halde hala toplumda serbestçe dolaşan caniler vardır.
Bir insan öldürüleceğin kesin şekilde bilirse bir başka insanı öldürebilir mi?
Bunu yaparsa cezasını razı olmuş demektir.
Bu nedenle idam cezası adil adaletin gereğidir. İdam cezalarının uygulanması insancıl meziyetlere aykırı değildir.
İnsansı duygularımız suiistimal edilerek suç işleyenler gereğinden fazla korunmaya çalışılıyor.
Suçluluk devletlerin diğer ifade ile suçlara karışmamış namuslu insanların sırtlarında ağır bir yüktür. Fakat yine de bazı insan hakları öne sürülerek suçlular korunmaya çalışılıyor.
Bunun nedeni insancıl olmaktan çok ideolojiktir.
Ateizmin güdümündeki evrim hipotezinin “güçlü olan yaşar, yaşayan evrimleşir” bu mantığın temelidir.
Evrimcilerimize göre genler bencildir. Yaşam mücadelesinde her şey mubahtır. İnsanların suç işlemesi yaşam mücadelesinin doğal sonucudur. Bu da evrim gereğidir.
İnsanların toplumsal yaratıklar olması topluluklarında ancak karşılıklı fedakarlıklarla oluşup varlığını koruyabilmesi bencil gen tezini temelden yıkar.
Ateizm güdümlü toplumdan insanlık çok çekti.
Umarım çok geçmeden bu belalı hastalıktan bir an önce kurtuluruz.