Güldük eğlendik, dertleştik, kafanızı şişirdim. Şimdi size bahsetmek istediğim bir şey var dostlar. Geçenlerde kavramlar hakkında konuşmuştuk. O zaman karar verdim bunu yazmaya.
“Yüzü gözlerimin önünden gitmiyor.”, “Kafamda harika bir ev canlandırdım.” gibi cümleler sizin için sadece birer deyimden ibaretse, ortasından dikey bir çizgiyle kesilmiş, yan köşelerinde birer kırmızı nokta olan üçgen görüntüsünü anlamak değil, görmek için onu çizmeye ihtiyaç duyuyorsanız dikkat: muhtemelen siz de aphantasiadan muzdaripsiniz.
Ve evet, diğer insanlar için bu deyimler aslında deyim değil, gerçekliğin bire bir sözcüklere yansıtılmış hali. Bunu net olarak öğrendiğim zaman kendimi ne kadar korkunç hissettiğimi hatırlıyorum. İnsanlar yanlarında değilken bile sevdiklerini görebiliyor, hayal ettikleri tasarımları akıllarında görerek yapabiliyorlarmış meğer!
Neyse ki bunu kabullenmek zor olmadı. Hemen sonra araştırmaya başladım, aphantasia/afantezi/afantazya/zihin körlüğü/zihin gözü körlüğü olarak isimlendirildiğini öğrendim.
Evet benim zihin gözü körlüğüm var. O zaman neden doğru bilinen yanlışları düzeltmiyorum ki!
Hemen şuraya dipnot: Farklı tür ve derecelerde yaşanabilen bir durum bu tabii, söylediklerim geneli değil, tek bir vaka özelini yansıtıyor.
Çoğu kişi, zihin körlüğüne sahip insanların hayal kuramadığını, rüya göremediğini, hayal güçlerinin çok zayıf olduğunu söylüyor. Ne münasebet! Kendimi bildim bileli rüya görüp hayal kuruyorum. :) Şöyle bir farktan bahsedebilirim: Muhtemelen zihin gözüyle görenler bir sahneyi canlandırırken onu görüyorsunuz, ben ise kavramsal olarak onun orada olduğunu düşünüp betimliyorum. Az önceki üçgen örneğinde olduğu gibi, onun neye benzediğini biliyorum, biraz daha detaya inersek açıları hakkında bir fikir yürütebilirim fakat görmüyorum.
Kendim içinde olduğum sahneleri hayal ederken de benzer şekilde, ne gördüğümü -gerçekte görmesem de- biliyorum, ona göre hareket ediyorum şeklinde tanımlayabilirim. Örnek olarak kafamda canlandırdığım bir çatışma sahnesinde, karşımda nasıl bir düşman olduğunu, nasıl hareket ettiğimi biliyorum; o an bir duyguyu yaşıyor ve aynı adrenalinle karşılık veriyorum.
Rüyalarım da çoğunlukla çok çok az detaylı, flash sahneler şeklinde görüntülerle yüklü, genel olarak ne yaşadığımı yine kavramsal olarak bildiğim akışkan senaryolar şeklinde gelişiyor.
Böyle anlattığım zaman detaydan yoksun, kısıtlı bir kümede gelişiyor gibi göründüğünün farkındayım fakat son birkaç yıldır kurduğum hayallerden derlediğim bir fantastik evren yaratıp onun üzerine kurgular geliştiriyorum. Üstelik kurduğum hayallerde onlarca sayfalık betimlemeye yer verdiğim için yazıya dökmesi oldukça kolay! Haha!
Aynı şekilde yaşayanlar varsa deneyimleriniz için gelen kutuma bekliyorum. :)