
seen from United States
seen from China
seen from United States

seen from Singapore
seen from Poland
seen from Russia
seen from United States
seen from United Kingdom
seen from Malaysia
seen from Italy
seen from Russia

seen from United States

seen from Italy
seen from Italy

seen from Malaysia
seen from Italy
seen from China
seen from Belgium

seen from United States

seen from United States
'bu yeni tumblr şeysi beni uyuz etmeye başladı. yazınızı beğenince, gelip benim yazıları beğenmeyin; ben okuduğumu beğeniyorum. merak etmeyin; siz benimkini beğenmeyince koşup beğenimi çekmiyor veya üzülmüyorum. hatta takip edip, bir sürü beğeni yapanlar, eğer amacınız takip edilmek ve beğeni almak ise gerçekten boşa uğraşıyorsunuz. rastladığım sözleri, bulduğum hoş blogları zaten stalklıyorum; çoooook beğenince takip ediyorum. bazen iki-üç kez karşıma çıkmasını bekliyorum ki, rastladıkça eski yazılara gitmek hoşuma gidiyor. burada yaklaşık on yılını geçirmiş biri olarak, bir kere bile yazılarım okunsun, beğenilerim olsun diye yazmadım; yazmam da. hepsi tek benim, bana ait. umurumda değil görülmek, lütfen; okumadan beğenenler uzak durun, çok rahatsız edici.
Bir yere çarptığını,kolundaki morluğu görünce anladığın oluyor bazen. "Nereye vurdum ki acaba?" diyorsun. "Ne zaman vurmuşum, hiç hissetmedim ki." diyorsun. Ama mosmor olmuş işte. Acıtmış, çürütmüş, fark etmemişsin.
Ya hayır söyleyin ya da susun..
“Üslubun, kimliğindir.” der Cemil Meriç. Benim çok hoşuma giden bir cümledir bu. Çünkü bana göre de üslup karakterde çok önemli bir yer teşkil ediyor. Kişi kendini geliştirmiş ve nelerin doğru nelerin yanlış olduğunu farketmiş ise üslubu daha da güzelleşir ve kendisi karşılaşmak istemediği tavrı başkasına karşı takınmaz.
Olaya şuradan devam etmek istiyorum İslam adına hepimiz bir şeyler söylemeye çalışıyoruz ve söylerken de kimimiz olayları çok romantikleştiriyor, sevimli göstermek adına laçkalaştırıyor; kimimiz ise yanlışın karşısında duracağım diye çok sert, keskin bir tavırla karşılık veriyor. Bana göre her ikisi de yanlış. İslam’ın ne birilerine sevimli görünmeye ihtiyacı vardır ne de islam kötü sözü, kalp incitmeyi onaylar. Her şey dengeden geçiyor. (Buradaki sert tavır müslüman kardeşlerimize karşı takınılan tavırdır.)
Ve yine çok sevdiğim sözlerdendir:
“Hiç kimse sınanmadığı günahın masumu değildir.” (Sadi Şirazi) ama gel görki herkes işlemediği günahın masumu olarak başkalarını eleştirmeyi ve ifşa etmeyi kendinde hak görüyor. Hatta daha da ileri giderek kişileri münafık olmakla bile itham edebiliyor. (Allah korusun.)
Hepimiz nefis taşıyoruz ve nefsimiz ile savaş içerisindeyiz. Hepimiz hatalar yapıyoruz ki Peygamber Efendimiz:(sa.v.)
“Eğer siz günah işlemeseydiniz, Allah sizi helak eder ve yerinize, günah işleyip, peşinden tövbe eden kullar yaratırdı.” (Müslim, Tevbe, 9, 10, 11) buyurmuştur.
Muhyiddin Şekur da ‘Su Üstüne Yazı Yazmak’ kitabında şöyle der: “Unutmayın ki rahmet haram işleyenlerin de hakkıdır; ve günahkârların kalplerindeki ümidi söndürmek hakkımız değil.”
O sebeple elimize ve dilimize hakim olmalı, neyi nasıl söylediğimize dikkat etmeli ve insanların çıkış kapılarını kapatmamalıyız. Kolaylaştırmak yerine daha da zorlaştırmamalıyız. Rabbim bizleri birilerini İslam’a karşı soğutmaktan, Allahtan ümidini kesmesine sebep olmaktan, birinin günahını yayarak günaha ortak olmaktan korusun. Rabbim düşüncelerimizi, ibadetlerimizi, dilimizi güzelleştirsin, amin...
ama nolursa olsun yine de kendini sevmek baskasına duyduğun sevgiden daha değerlidir..
*Sənin haqqında deyilən pis sözlərə fikir vermə. Hətta sən suyun üzəri ilə gəzə bilsəydin belə əmin ol ki, kimsə deyəcəkdi: "Ona bax üzməyi belə bacarmır".*
Marqaret Tetçer